Prof. Dr. Cantürk Kayahan, "POLYBOTOS’DAN BOLVADİN’E" başlıklı bir yazı kaleme aldı. İşte o yazı...

"Cihân-ârâ cihân içre arar bir nâzenin cânı / Cihân ol cân imiş, cân yâr imiş, ayân imiş." Şeyh Galip

Şehirler üzerine yazmaktan her zaman haz almışımdır. Öyle ki bu şehir doğduğum, büyüdüğüm ve de öğrendiğim şehirse çok daha farklıdır. Evet, bugün sizi tarihin farklı dönemlerine ve yaşamlarına götürmeye çalışacağım. Öğrenecek, şaşıracak ve de sorgulayacaksınız. Sonra da şehirlerimizi bilmediğimizi ve bilmediğimizi de bilmediğimizi anlayacağınızı düşünüyorum. Hadi biz bilmiyoruz ama yetkililerde mi bilmiyor diyeceksiniz ve binlerce yıllık körlüğümüze şaşırıp kalacaksınız. Hadi başlayalım…

Yazıma neden Polybotos dedim onu açıklayalım. Bu ifade, Bolvadin sevdalısı Muharrem Bayar hocamın en çok kullandığı ifadelerden birisidir. Hatta “Dura Yeri” kavramını da ondan sıklıkla duyarız. Polybotos (Πολύβοτος), şehrin antik ve Bizans dönemi ismini yansıtır. Her ne kadar şehir Roma döneminde Polybotum olarak anılıyor olsa da Anadolu coğrafyasında şehirler ve isimleri sadece bir etiket olmayıp aynı zamanda ilgili dönemin efsanelerini ve hikayelerini yansıtan felsefi bir tılsım taşırlar. Bu bölgede tarihi yazılarda “Antik Frigya ya da Sağlıklı Frigya” gibi isimlerle anılır. Özellikle Eber gölü ve onu besleyen derelere bağlı bolluk gösteren bir bölgeyi temsil eder. Prof.Dr. Özdemir Koçak Başkanlığında yapılan kazılarla bu bölgenin Tunç Çağının özelliklerini gösterdiği vurgulanırken; üç höyük bölgesi bence lojistik bir üs olarak da düşünülebilir. 2. Yüzyılda Klaudios Ptolemaios “Coğrafya”; 6. Yüzyılda Hierokles “Synekdemos” ve 12. Yüzyılda Anna Komnena “Alexiad” isimli eserlerinde Polybotos şehri, bölgenin en önemli şehirlerinden biri olarak ön plana çıkar ve dönem haritalarında kendine yer bulur. 1107 ve 1116 Bolvadin Muharebeleri, bölgeyi Türk şehri haline getirirken, şehrin hicaz ya da sultan yolu üzerindeki hükümranlığını biraz daha perçinlemiştir. İbni Bibi’nin Selçuklu dönemini anlatan eserlerinde önemli bir durak olarak görünen şehir, özellikle değerli hocamız Prof.Dr. Erhan Erhanoğlu’nun da açıkladığı Bolvadin Muharebesi ve Selçuklunun harp sanatı örnekleriyle tarihi kayıtlarda kendine yer edinir. Ünlü arkeolog ve tarihî coğrafyacı Sir William Mitchell Ramsay, Anadolu'nun tarihî coğrafyası üzerine yaptığı kapsamlı çalışmalarda Polybotos (bugünkü Bolvadin) şehrine özel bir önem atfeder. Ramsay'in özellikle başyapıtı kabul edilen "The Cities and Bishoprics of Phrygia" adlı eserinde Polybotos şehrini kavşak noktada, askeri bir üs ve çevresindeki küçük köylerin ve yerleşimlerin bağlı olduğu idari ve ruhani bir merkez olduğundan bahseder. Ramsay'den önceki pek çok gezgin ve tarihçi Polybotos'un tam yerini karıştırırken, Ramsay yaptığı saha çalışmaları ve antik metinleri karşılaştırarak bu yerleşim yerinin kesin olarak Bolvadin olduğunu kanıtlayan en önemli isimlerden biridir. 16. yüzyılda Osmanlı ülkesinin bir kısmını gezip, görme şansına sahip olan Alman seyyahlardan biri olan Hans Dernschwam “İstanbul’dan Anadolu’ya Seyahat” isimli kitabında Akşehir ve Sultandağı üzerinden Bolvadin’e gelişini anlatır. Gezisi sırasında şehrin birçok yerinde kerpiç evler arasında ve duvarlarında tarihi Polybotos şehri kalıntılarını görür ve üzüntüsünü açıklar. Çünkü şehrin birçok yerinde o dönem için Polybotos’dan getirilen mermer parçaları vardır. İlave olarak bir taşın üzerinde "Imparator Caesar Traianus Hadrianus Augustus" ismini okur ve bu yazıtlardan yola çıkarak buranın eski bir Roma şehri olduğunu anlar. 2017 yılında yaptığımız Bolvadin Sempozyumunun onur konuklarından Prof.Dr. Ferudun Emecen, Bu benzerliklerden yola çıkılarak yapılan tespitin arkeolojik buluntularla desteklenmesi durumunda Bolvadin ile bu adları geçen kentin aynı yer olup olmadığı konusunun kesinlik kazanacağını vurgulamıştır. Birçok tarihi eserde de bu şehrin, Bolvadin’e 4 - 5 km’lik bir mesafede olduğu vurgulanmaktaydı. Ben de araştırdım ve size Google Earth’den aldığım tarihi Polybotos şehrinin tepeden resmini göstermeye çalışacağım. Bu resim Bolvadin – Çobanlar yolu üzerinde ve kızlar evciği olarak ifade edilen tepenin hemen aşağısında geniş bir alanı kapsamaktadır. Resme baktığınızda oldukça geniş alandaki yeraltında kalmış şehir kabartmalarını fark edebilir ve yolun tam da tarihi Polybotos şehrinin üzerinden geçtiğini görebilirsiniz. Normalde arabanızla geçerken burayı hiç fark edemiyorsunuz söyleyelim. 2024 yılı Ağustos ayında Üç Höyük Kazı heyetini ziyaretimde Japonya’nın Rikkyo Üniversitesinden Prof.Dr. Satoshi Urano’dan da şehir ile ilgili bilgiler almıştım. Amfi tiyatrosu, agora çarşısı, evleri vb. birçok tarihi kalıntı binlerce yıldır gün yüzüne çıkmayı bekliyor. Bu bölge üç höyük kazı alanından farklı olarak Sardes ya da Efes antik kentleri gibi tarihi dokusunu yansıtabilecek bir şekilde bölgesine çok şeyler kazandıracaktır. Geçmişte bu şehrin kalıntıları günümüzde kullanılan birçok yerin yapılarında da kullanılmıştır. Örneğin Bolvadin Çarşı camii giriş sütunlarının Polybotos şehrinden gelen mermerlerden yapıldığı; Kırkgöz köprüsü, Bucak mescidi ve Hamidiye camiinin inşaatında da bu şehirden taşınan taşların kullanıldığı makalelerde tespit edilmiştir. Peki bu camilerimiz bunları neden yazmamakta ya da tarihi olarak fark edilebilir hale getirmemektedir merak ediyorum? Neden demişken, ibadethanelerin en önemli yanı ruhudur. Namazınızı kılarken bu ruhtan etkilenirsiniz. Ayasofya ya da Selimiye bu ruhi etkileşimlerin en güzel örnekleridir. Şu an ki Çarşı Camii, aslında 1000 yıllık sürecin 3. Camisidir. Şöyle ki önceden ilk olarak 1320 yılında Eşrefoğlu Mübarizüddün Mehmet Bey tarafından yaptırılan cami ve ardından 1553’te inşa edilen Rüstem Paşa ya da Kümbetli Cami (Mimar Sinan’ın yaptığı) vardı. Şimdi ise 1900’lü yılların başında yapılan ve hala kullanılan camiye Çarşı Camisi deyip geçiyoruz.

Whatsapp Image 2026 01 02 At 21.36.26

Neyse, konuyu çok uzatmayalım sonuçta Polybotos'tan Selçuklu döneminin Bolvadin'ine geçişi, yalnızca bir isimlendirmeyle değil, aynı zamanda bir medeniyet ve kültürel bilinç değişimiyle açıklayabiliriz. Bu değişim, coğrafyanın kaderi olarak açıkladığımız süreklilik gösteren insan etkileşiminin felsefi boyutunu sunar: Bu felsefe Roma’dan Bizans’a; Selçukludan Osmanlıya ve Türkiye’mize geçen bir hayatı gösterir. Sonuçta Tarih, sadece savaşları değil, kültürel ve tarihi kurumları simgeleyen mevlevihaneler, külliyeler, çarşılar ve kurtuluş mücadelelerinin ruhunu yansıtırken; hayat, ticaret, kültür ve direniş üçgeninde bir dengede yaşamakta ve de yaşatmaktadır. Polybotos şehrinin kültürel bir turizm alanına kazandırılmasıyla başlayacak olan restorasyon dönüşümünün belki bugüne değil ama önümüzdeki yıllara etkilerini görebiliriz ve beraberinde Kırkgöz köprüsü, Kırık Minare ve tarihi kral ya da ipek yolu kalıntıları gibi diğer tarihi noktalara da farkındalık sağlayabiliriz. Özellikle süreklilik gösterecek tematik çalıştaylarla bilgilendirme çıktıları da oluşturulabiliriz. Tüm bunların sonucunda sadece buraları görmek için bile şehre gelecek insanları hayal edebiliyor musunuz? Sonuçta Bolvadin'in tarihini bir tesadüf olarak algılamamalıyız çünkü coğrafyanın (yolların kesişimi ve suyun varlığı) dayattığı bir kaderi yaşamış ve yaşatmıştır. Gelin şimdi politikacılarımızla ve yöneticilerimizle bu şehri tekrar gün yüzüne çıkaralım ve hep beraber neler olacak ve yaşanacak görelim. Sonuçta kültür, tarih ve gerçekler hep önemlidir ve belgeleriyle bir an önce ortaya çıkarılmalıdır. Öyle değil mi?

Whatsapp Image 2026 01 02 At 22.10.46(Bu görsel yapay zeka tarafından oluşturulmuştur)