Cantür Kayahan, "Bir Kültür Oluşumu Zaman Alır" başlıklı bir yazı kaleme aldı. İşte o yazı...
“Şehir için sevdalı olmak lazım” - C.Kayahan
Zaman çok hızlı bir biçimde değişiyor ve gelişiyor. Keşke arkasından yetişme şansımız olsa. Keşke zamanı adlandırabilsek, değerini ve anlamını hissedebilsek. Belki zaman anlamsız, hatsız ve başka başka şeyler içeriyor. Kimine göre zaman yok, kuşkusuz sorgulamalı insan, belki ânı yaşamak onun için çok daha anlamlıdır. Belki de anı oluşturmak ve sevdiklerinin değerini bilmek çok daha önemlidir. Hele hele konu doğduğun şehir ise tartışmalar farklı bir anlam ve değer kazanır. Hissedersin şehrini, koklarsın, kaldırımlarını adımlarken rüzgarını hisseder, yaşar ve yaşatırsın.Bazen tılsımlı dersin, bazen dertli, bazen de kimsesiz, kim bilir? İşte geldik gidiyoruz. Çalışıyor ve gelişiyoruz ama iletişimde sıkıntıları da görmüyor değiliz. Bilgi değerlidir özellikle heyben doluysa ağır gelir, taşımak istersin olmaz, aktarayım dersin kimse almaz, bakarsın yoldan geçenlere umursamazlık yorar seni ve tekrar ambara girer ve orada kalırsın.
Eveeett, demişsinizdir hocam hayırdır. Neler oluyor, konuya giremediniz. Doğru girmek istedim ama zaman yetmiyor. Sevdalıyım ama olmuyor; dertliyim ama hiç gitmiyor. Şehirler ve kültürler, her zaman önem kazanmış ve her zaman anlamlıdır. Yazmak ve yazabilmek, kafanızın dingin olmasına bağlıdır. Aile şirketlerini yazayım dedim. Üçüncü ve dördüncü bölüm kafamda ama yazamadım. Hakkınızı helal edin. Aradınız, sordunuz ama kafayı toplayamayınca yazamadık. Bu arada geçen hafta önüme bir haber düştü. Baktım, “Afyonkarahisar Kent Markalama ve Tanıtım Stratejisi Toplantısı” Vali Doç. Dr. Kübra Güran Yiğitbaşı’nın katılımlarıyla gerçekleştirildiği yazıyor. Harika dedim, ilimizde ilk defa planlı ve stratejik giden bir süreç oluyor diyerek de sevindim. Neden önemliydi bu haber bir düşünün. Geçen 1 yıl içinde, Valiliğimiz öncülüğünde iki önemli etkinlik yapıldı. Bunlardan birisi “Ortak Akıl Toplantıları”ikincisi de Türkiye Yazarlar Birliği ile birlikte gerçekleştirilen “Şehir Kültürü ve Kültürlü Şehirler” programıydı. Bence her iki programda ilimiz ve geleceği adına çok önemliydi. Örneğin Ortak Akıl Toplantılarında belli bir süre içinde konuştuk ve dertleştik. İlk başta belki ne olduğunu anlamadık, konuştuklarımız kayıt altına alındı ve Kalkınma Ajansımız konuyu projelendirdi. Bence çok güzel başlıklar çıktı. Hatta çıktılar kitaplaştırıldı. Kitap elimde olmadığı için katılmadığım toplantıları tam değerlendiremiyorum. Basın bildirisinde ise “Ortak Akıl Toplantılarında amacın yeni bir yol haritası belirlemek olduğu” belirtildi. Birkaç gün içerisinde Valimizin liderliğinde 16 oturum gerçekleştirildi. Katıldığım toplantıda Kübra hanımın, iyi bir dinleyici olduğunu yeni yeni fark edebiliyorum. Ardından Kültürlü Şehirler programı gerçekleştirildi. Orada da öğretim üyesi arkadaşımız Atahan Demirkol ile birlikte “Şehir Kültürünün Oluşumunda Tematik Parkların Rolü ve Tivoli Örneği” başlıklı sunumuzu gerçekleştirdik. Dolu dolu bir programdı, her ne kadar bu tür programlara katılım az olsa da sunumlar bence çok değerliydi. Kendi sunumum odağında ilimizde yapılacak tematik parklar olduğunu ve bunların bir an önce planlanması gerektiğini söyleyebilirim. Neyse, tüm bu uğraşlar “ilimizin kültür inşasına” yönelikti. Bunu 21 Kasım tarihindeki toplantıyla çok daha iyi anlamış olduk. Bu toplantıda dikkatimi çeken iki başlık var. Birincisi “şehrimizin hikayesini profesyonel bir zemine taşıyacağız” ikincisi de “hikayesini doğru anlatamayan şehirlerin küresel rekabette geri kalacağıydı” kendi kendime tam orada olmalıydım dedim. Ama eminim ki ilimizin değerli katılımcıları konu ile ilgili fikir fırtınalarını yapmışlar ve birçok katkılar sunmuşlardır. Ancak toplantının sonunda vurgulanan “Afyonkarahisar”ı İnsanların Kalbinde Taşıdığı Bir Yer ile Anlamlandıralım” fikri çok yerinde olmuş, belirtelim. Çünkü şehir vizyonuna giden yol, böyle olur diye düşündüm. Değerli Valimize, son 1 yıldır hazırlıklarını yaptığı bu süreci başarıyla taçlandırdığı için çok teşekkürler. Ancak bence asıl proje süreci şimdi başlıyor. Bu sloganlar, satırlarda ve proje sayfalarında kalmamalı ve hızla hayata geçirilmelidir. Bu noktada en büyük iş üniversitelerimize düşüyor bence inşallah doğru ekiplerle bu sürecin içinde yer alınır ve hep beraber süreç doğru biçimde yürütülür.
Sonuç olarak yazımıza felsefe yaparak başlamıştık, son cümlelerimizi de aynı şekilde tamamlayalım. Afyonkarahisar ili, Anadolu’nun tılsımlı bir şehridir. Bu şehri tanımak zaman alır; Emirdağ’dan Dazkırı’ya; Sinanpaşa’dan Sultandağı’na geniş bir yelpazedeyiz. Dolayısıyla her şeyden önce renkli bir şehiriz. 30 – 40 km’lik mesafelerde aynı yemekler farklılaşmakta; insanlar ve şiveler gelişmekte; coğrafi yapılar değişmekte ve fiziki değerler aykırılaşmaktadır. İl merkezimiz eskiden yeknesak iken bugün farklılıkları yaşayan ve yaşatan bir kimliktedir. Sadece il merkezimizde bile üç - dört farklılaşan mahalle kültürümüz oluşmuştur. Dolayısıyla Türkiye’nin en çok belediyesi olan şehir olmak, bu söylediklerimizi anlamlandırabilir ama daha yüksek performans doğru bir il planlamasıyla başarılabilecektir. Sonuçta kültür inşamız belki zaman alır ama doğrular ve atılacak adımlar yukarıda sıraladığımız ayrıntılı raporlarda gizlidir. Nasıl işletmelerde kurumsallaşma tabandan tepeye doğru sağlanabiliyorsa; kültürleşme de kurumlardan il geneline doğru yaygınlaştırılabilecektir. Yeter ki ayrışmadan doğru insanlarla bu süreci tamamlayabilelim.