Hakan Yılmaz, "Selfie ve Ördek Sendromu" başlıklı bir yazı kaleme aldı.
Ed Sheeran’ın bir röportajından:
Ne zaman birinin “selfie” paylaştığını görsem, o kişiyle konuşmak isterim. Ona sormak isterim. “Her şey yolunda mı?” Çünkü bence o kişi kötü bir gün geçiriyor, insanların ona bakıp “çok güzel çıkmışsın!” demelerini bekliyor ve bu onu mutlu ediyor. Bu çok ciddi bir konu. Bence instagram bize parıltılı hayatlar sunuyor. Sosyal medya bize mükemmel hayatlar sunuyor ve “herkesin hayatı mükemmel” diyor. Bu herkesin berbat hissetmesine sebep oluyor. Çünkü insanlar “benim hayatım neden mükemmel değil?” diye düşünmeye başlıyor. O mükemmel hayatı resmeden insana baktığımızda aslında kötü bir gün geçiriyor ama şunu duymak istiyor: “Vay canına, gerçekten iyisin!” Yani kısacası bütün bunlar bir aldatmaca.
Beğenilmek doğal bir isteğimiz. Ve görünür olmak da. Sosyal medya bize bunu veriyor-mu!!!
Beğenilmek için, görünür olmak için, ben de buradayım, görün beni demek için ne tür paylaşımlarda bulunuyoruz ve nasıl çaba harcıyoruz?
Evet yaşıyoruz! Ve yaşadıklarımızın da bir hikayesi oluşuyor. Sosyal medya ile hikayemizi istediğimiz gibi sergiliyoruz-mu!
Bir tarafta idealize edilen yaşanmışlık, diğer tarafta gerçek benlik. Ve bir tarafta gerçek yaşanmışlık, diğer tarafta ideal benlik. Bunlar ne kadar uyuşuyor?
Kişinin gerçek ve sosyal medyadaki yaşanmışlıkları arasındaki fark, “Ördek Sendromu” ile açıklanıyor.
Ördekler çok sakin bir şekilde suda yüzüyor. Fakat suyun altında ördeklerin bacakları hızla çalışıyor, çok çaba harcıyor. Kişilerin istedikleri duyguları, başarıları zahmetsizce elde etmiş gibi göstermelerine “Ördek Sendromu” deniliyor.
Suyun altı görünmüyor.
Acaba mutlu görüntülerin altında ne hayatlar var?