Hakan Yılmaz, "Prokrustes’in Yatağı" başlıklı bir yazı kaleme aldı. İşte o yazı...
Prokrustes Attica’nın (Atina) yüksek tepelerinde yaşayan bir hancıdır. Onun bir yatağı var ve yolcularını, konuklarını bu yatağa yatırıyor. Yatağı ona göre mükemmel bir ölçüttedir. Konuklar geceleri uyuduklarında ağızlarını kapatıp ellerini, kollarını bağlıyor. Konuk yataktan uzun ise bacaklarını, ayaklarını kesiyor. Kısa ise mengene ile çekerek onları uzatıyor. Bu misafirler için ölüm uykusu demek. Theseus gelene kadar bu olay uzun yıllar devam ediyor. Theseus, Prokrustes’in yaptıklarını görüyor ve onu kendi yatağına yatırıyor. Prokrustes’e yatağa sığması için kendi yöntemlerini uyguluyor ve sonunda Prokrustes ölüyor.
Prokrustes’in yatağı ne anlama geliyor?
Toplumun bireyleri belirli normlara, ideallere ve buna göre yaşamaya zorlamasını ifade ediyor.
Nassim Nicholas Taleb’in “Prokrustes’in Yatağı” kitabında; “insan bir şeyi, bir fikri anlamak için zihnindeki mevcut kalıpları kullanır” diyor. Zihnimizdeki kalıplara göre düşünüyoruz. Bu kalıplar ise toplum tarafından üretiliyor. Belirli kalıplar dışına taşan her şey standart bir duruma getiriliyor. Gerçeklik belli bir sistem veya teori üzerinden kurgulanıyor ve herkesin bu gerçeklik doğrultusunda düşünmesi, duyumsaması ve yaşaması isteniyor. Aksi takdirde bir ötekileştirilme, soyutlanma, cezalandırılma durumu ortaya çıkıyor. Aslında “farklı ol” derken, “farksızlık” yayılıyor, evrensel sıradanlık sürdürülüyor. Prokrustes sendromu ise, kişinin kendinden daha yetenekli herkese küçümseyerek bakması anlamına geliyor. Farklı olanı kabul edememek, onu da aynı kalıpların içine çekmeye çalışmak. Kalıplaşmış düşünceler, alışkanlıklar ve yaşayışlar ağına.
Bu konuda yazılmış bazı romanları paylaşmak istiyorum.
Cesur Yeni Dünya - Aldous Huxley
Biz - Yevgeni Zamyatin
1984 - George Orwell
Hayvan Çiftliği - George Orwell
Fahrenheit 451 - Ray Bradbury
Çukur - Andrey Platonov
Saatleri Ayarlama Enstitüsü - Ahmet Hamdi Tanpınar
Sineklerin Tanrısı - William Golding
Zaman Makinesi - H.G. Wells
Otomatik Portakal - Anthony Burgess
Körlük - José Saramago
Açlık Oyunları - Suzanne Collins
Mülksüzler - Ursula K.Le Guin