Gazeteci Nail Azbay 1 Eylül 2022 tarihli gündemi yazdığı yazı ile değerlendirdi. İşte o yazı:

Büyük Taarruz ve 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 100. Yılı Vali Kübra Güran Yiğitbaşı’nın tertip ettiği resepsiyonla sona erdi. 

Resepsiyona eşim Esma Hanım ile katıldım.

Geçen yıla göre daha özenli bir ortam oluşturulmuştu.

Geçtiğimiz yıl resepsiyona gidilen yol kırmızı tül bezle kapatılmış, bu haliyle bir pavyon görünümü olduğu yönünde eleştirilmişti.

Bu sene resepsiyonun yapılacağı salona uzanan koridor çok sade ve şık hazırlanmıştı.

Valiliğin bu alandaki organizasyonu takip eden birimine teşekkür ediyorum.

Her resepsiyon sonrası yazıyorum.

CHP’liler neden bu resepsiyona katılmıyor diye…

Bu sene 100. Yıl, kesin gelirler dedim ama yine yanıldım.

Ne il başkanı ne milletvekili 100. Yıl resepsiyonunda yine yoktu. 

CHP’liler bu anlamda resepsiyonların yolunu unuttu. 

Bu CHP’lilerin sergiledikleri tavırları anlamakta zorluk çekiyorum.

Büyük Taarruz’un başladığı bir şehirde 100. Yıl programları düzenleniyor, bu programlara adında “Cumhuriyet ve halk” kelimelerini barından bir partinin temsilcileri katılmıyor.

CHP’liler burayı Ankara siyasetiyle karıştırıyor sanırım.

Burası Afyonkarahisar…

Büyük Taarruz’un başladığı yer.

Her ne olursa olsun o resepsiyona gitmeliydiniz. 

Şu öfkenizden, ön yargınızdan artık sıyrılın.

Siz katılıncaya kadar yazmaya devam edeceğim. 

Yine yanlış yaptınız. 

Bu arada İl Müftümüz Sinan Kazancı’nın salondaki duasında yine geçen yıl olduğu gibi Gazi Mustafa Kemal için “Ordumuzun başkomutanı” diye dua etmesi çok şık oldu.

Kendisine teşekkür ediyorum. 

Afyon Postası, 30 Ağustos tarihi itibariyle yayın hayatında 4. Yılını doldurdu, 5. Yılından gün aldı. 

Bu 4 yılda Afyon Postası, bu şehrin en önemli marka kuruluşları arasında yer aldı. 

Afyonkarahisar’ın Türkiye’de referans göstererek haberleri yayınlanan tek gazete oluşumuz sanırım bunun en büyük ispatı.  

Ayda milyonlarca sayfa görüntülenmesi alan, sosyal medya ağlarının tamamında 100 binden fazla kişi tarafından takip edilen, yaptığı röportajlarla haftalarca konuşulan, sokak röportajları geleneğini bu şehirde başlatan Afyon Postası bundan önce olduğu gibi bundan sonrada “bağımsız ve patronsuz gazetecilik” ilkesiyle yayın hayatını sürdürecek.

Bize inanan, güvenen tüm yurttaşlarımıza gönülden teşekkür ediyoruz. 

Tabi bizi küçük gören bazı büyüklerimiz(!) bizler için sağda solda kendilerine yakışmayacak sözler etmeye başlamış.

‘3 ayda bir gazete çıkaran, köksüzlükleri ile övünenler’ gibi ağızlarından laflar düşmeye başlamış.

Kendilerine hiç yakışmayan böyle ahlaksızca sözleriyle seviyelerini gözler önüne sermişler.

Onlar adına üzülüyorum.

Bize köksüz deyip biz ne yaparsak aynısını yapmaya yeltenmelerinden anlaşılan o ki sürekli öne sürdükleri o derin kökleri artık hastalanmış.

Ağaç meyve vermeyince, meyve veren ağacı taşlamaya başlamışlar. 

Çok şükür benim köküm bellidir. Ben bu şehrin Anıtkaya Köyü’nden olan anne tarafından çiftçi, baba tarafından şoför esnafı olan bir ailenin evladıyım. 

Mesleki kökümse kast edilen, 10 yıl önce muhabir olarak başladım bu işe. Hem yerelde hem ulusalda çalıştım. Bugün Afyon Postası gibi bir kuruluşu kurmak bize nasip oldu. 

Başlangıçta sadece ben vardım. Ama bugün 4 çalışma arkadaşımız var. 

Hepsi de genç, dinamik ve heyecanlı…  

Babamızdan miras bulmadık biz bu kurumu. 

Tırnaklarımızla, emeklerimizle, alın terimizle buradayız çok şükür…

Bence bu çok muhterem büyüklerimiz bizimle uğraşacaklarına çok derin olduğunu söyledikleri, bununla övündükleri köklerinin neresi hastalanmış oturup ona kafa yorsunlar. 

Kendileri “biz nerede hata yapıyoruz” demedikleri sürece hazır buldukları mirası ne yazık ki çarçur edip gidecekler.

Neyse bugünlük noktalayalım. 

Yarın Afyon’un Sultandağı ilçesine yapılan ihaneti yazacağım. 

Görüşmek üzere…