Gazeteci Nail Azbay, "Yunan adaları gerçekten Türkiye’den ucuz mu? Samos’ta gördüklerim" başlıklı bir yazı kaleme aldı. İşte o yazı...

Tatil bitti.

Uzun zamandır yazamadım.

Biraz dinlendik, biraz uzaklaştık.

Şimdi yeniden yazmaya, konuşmaya ve gündemi yorumlamaya devam edelim.

Geçtiğimiz hafta üç aile Yunanistan’ın Samos, yani Sisam Adası’ndaydık.

Samos, 16’ncı yüzyıldan itibaren uzun yıllar Osmanlı hâkimiyetinde kalmış bir ada. 1834’ten 1912’ye kadar da Osmanlı’ya bağlı özerk Sisam Prensliği statüsünde yönetilmiş. 1912 yılında ise Yunanistan’la birleşme kararı alınmış.

Bugün Kuşadası’ndan bir feribotla yaklaşık 1 ila 1,5 saatte adaya geçebiliyorsunuz.

Zaten Kuşadası sahilinden baktığınızda Samos’u, Samos sahilinden baktığınızda da Kuşadası’nı görebiliyorsunuz.

O kadar yakınız yani…

Adaya gitmek için normal pasaport sahiplerinin kapı vizesi ya da geçerli bir Schengen vizesine ihtiyacı var.

Kapı vizesi için banka hesap dökümü, feribot bileti, konaklama bilgileri ve çeşitli belgeler isteniyor. Aracı firmaların aldığı hizmet bedelleri de firmaya göre değişebiliyor.

Yeşil pasaport sahiplerinin ise kısa süreli seyahatlerde Schengen vizesi alması gerekmiyor.

ADAYA NEDEN GİDİLİR, NEDEN GİDİLMEZ?

Son birkaç yıldır birçok sosyal medya fenomeninin dilinde aynı cümle var:

“Yunan adaları Türkiye’den daha ucuz.”

En azından bizim Samos’ta gördüğümüz kadarıyla artık bu söylemin pek karşılığı yok.

Bunun net bir şekilde altını çizebiliriz.

Adaya daha önce gitmediğim için geçmiş yıllardaki fiyat politikasını bilmiyorum.

Euro kurunun 56 TL seviyelerinde olmasından mıdır, yoksa adadakiler “Nasılsa Türkler geliyor” deyip fiyatları mı yükseltti, onu da bilemiyorum.

Ama şunu biliyorum:

Samos artık Türk turist için “ucuz tatil” yapılabilecek bir yer değil.

Nasıl olmadığını basit bir örnekle anlatayım.

Masanıza bir Yunan salatası söylüyorsunuz.

Bizdeki çoban salatasının bir benzeri aslında.

Domates, biber, soğan ve üzerinde kalın bir peynir dilimi…

Fiyatı genellikle 10-12 Euro civarında.

Bugünkü kurla hesapladığınızda bir salata yaklaşık 600 TL’ye geliyor.

Türkiye’de aynı salatanın daha büyük porsiyonunu daha uygun fiyata yiyebileceğiniz iyi mekanlar yeterince var.

Salatanın yanına bir balık söylediğinizde çeşidine göre 15 ile 35 Euro arasında ödeme yapıyorsunuz.

Yanına içeceğinizi, birkaç mezeyi de eklediğinizde kişi başı hesabın 40-50 Euro seviyelerine ulaşması hiç zor değil.

Yani dört kişilik bir aile için sadece bir akşam yemeğinin nasıl bir rakama ulaşacağını siz hesaplayın.

Bu yüzden “Yunan adalarına giderim, Türkiye’den çok daha ucuza yer içerim” düşüncesiyle yola çıkıyorsanız hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz.

Bir de adaya ilk girişteki pasaport işlemleri var.

Bizim karşılaştığımız bazı Yunan polislerinin soğuk tavırları insana zaman zaman “Bunlar yine neden geldi?” hissi veriyor.

Pasaport işlemlerinin yapıldığı çok da iyi şartlara sahip olmayan bir binanın önünde, güneşin altında beklemek zorunda kalmanız da cabası.

Bütün bunları yan yana koyduğunuzda insan ister istemez:

“Peki neden gelelim buraya?” diye soruyor.

İşte tam burada madalyonun diğer yüzü başlıyor.

Çünkü Samos’un size sunduğu başka bir şey var:

Sakinlik.

Türkiye’deki gibi her gün yeni bir kaotik olaya uyanmıyorsunuz.

İnsanların yüzü gülüyor.

İnsanların gündeminde sabahtan akşama kadar siyaset yok.

Kimse bir yere yetişmeye çalışmıyor gibi.

Hayat biraz daha yavaş akıyor.

Denizleri ise pırıl pırıl.

Çıplak gözle baktığınızda suyun dibindeki balığı görebiliyorsunuz.

Denize yaklaştığınızda kanalizasyon kokusu hissetmiyorsunuz.

Aslında aynı denizi paylaşıyoruz.

Ama ne yazık ki onların denizi bizden çok daha temiz.

Sadece denizi değil…

Caddeleri, sokakları ve sahilleri de maalesef bizden çok daha temiz.

İşte bu yüzden sakinlik ve huzur arayanlar adaya gidebilir.

Ama “Türkiye’den daha ucuzmuş” düşüncesiyle Samos’a kesinlikle gidilmez.

SAMOS’TA TOGG GÖRÜNCE BİZ

Adaya Kuşadası’ndan çalışan feribotlarla aracınızı götüremiyorsunuz.

Bu nedenle Samos’a vardığınızda araç kiralamanız gerekiyor.

Araç kiralama fiyatları da sezona ve araca göre değişmekle birlikte günlük yaklaşık 50 Euro seviyelerinde.

Adanın büyük olduğunu düşünürseniz araç neredeyse ihtiyaç haline geliyor.

Biz de aracımızı kiraladık ve adanın yollarında gezmeye başladık.

Derken karşımızda bir TOGG gördük.

Bir anda kendimizi Türkiye’de gibi hissettik.

“Adam buraya TOGG’u nasıl getirmiş?” diye kendi aramızda konuşurken bu kez merak edip radyoyu açtık.

“Bakalım Yunan radyolarında ne tür müzikler çalıyor?” dedik.

Radyoyu açtık…

Karşımıza TRT FM çıktı. :)

TOGG önde, TRT FM arkada…

Samos’un ortasında kısa süreliğine memlekete dönmüş olduk.

SAMOS HAKKINDA BAZI BİLGİLER

Adada deniz ürünleri güzel.

Bol bol lezzetli kalamar yiyebilirsiniz.

Sabahları iyi kruvasan ve börek yapan butik fırınlar var.

Özellikle kremalı ve peynirli böreklerini beğendik.

Marketlerde de restoranlara kıyasla oldukça uygun fiyatlara balık bulabiliyorsunuz.

Eğer konakladığınız yer bir ev ise balığınızı kendiniz alıp pişirmek çok daha ekonomik olabilir.

Biz bir kilo taze ve temizlenmiş çipurayı 10 Euro’ya bulmuştuk.

Restoran fiyatlarıyla market fiyatları arasında ciddi fark var.

Adanın birçok caddesi ve ara sokağı taş döşeli.

Bu nedenle çocuklu ve özellikle bebek arabalı aileler için bazı bölgeler biraz yorucu olabilir.

Bunu yaşayarak gördük.

Bir başka önemli konu da rüzgâr.

Adanın pek çok bölgesi oldukça rüzgârlı.

Bu nedenle özellikle küçük çocukla gidecekseniz konaklayacağınız bölgeyi seçerken rüzgâr durumuna dikkat etmekte fayda var.

Bir önemli konu daha var.

Yunanistan’da15 Ağustos günü Meryem Ana'nın Göğe Yükselişi bayramı imiş.

Dini bir bayram aslında…

Adaya bu tarihte gidecekseniz, araç ve konaklama yeri bulmakta zorlanabilirsiniz.

Bir de açık market bulmakta bir hayli zorlanabilirsiniz.

Biz yaklaşık dört market dolaştık, beşincide açık bir yer bulabilmiştik.

Konaklama fiyatları ise bizim baktığımız yerlerde gecelik ortalama 100-120 Euro seviyelerindeydi.

Otelden ziyade ev kiralama oldukça yaygın.

Hatta evinizden çıkıp birkaç adım sonra doğrudan denize girebileceğiniz pek çok konaklama seçeneği var.

Bu da Samos’un en güzel taraflarından biri.

İŞİN ÖZETİ…

Samos’a “Türkiye’den daha ucuza tatil yaparım” düşüncesiyle gidecekseniz bence gitmeyin.

En azından bizim gördüğümüz Samos artık öyle bir yer değil.

Ama…

“Üç-beş gün kafamı dinleyeyim, temiz bir denize gireyim, sakin sokaklarda yürüyeyim, biraz yavaşlayayım” diyorsanız Samos bunun karşılığını fazlasıyla veriyor.

Biz yeme içme konusunda aç kalmadık.

Ama açık söylemek gerekirse:

“Vay be, ne yedik!” dediğimiz bir lezzetle de karşılaşmadık.

Buna karşılık adada kaldığımız süre boyunca sakinliğe, temizliğe ve dinginliğe bakıp defalarca:

“Vay be…” dedik.

Belki de Yunan adaları konusunda bize yıllardır yanlış anlatılan şey tam olarak bu.

Yunan adalarının sattığı şey artık ucuzluk değil.

Sakinlik.

Bazen insanın ihtiyacı olan şey de tam olarak bu:

Biraz olsun yavaşlamak…

Whatsapp Image 2026 08 23 At 23.56.51
(Adadaki yerleşimden bir fotoğraf karesi. Foto: Ahmet Topuztaş)Whatsapp Image 2026 08 23 At 23.56.51 2(Adada en keyif aldığımız yemek yediğimiz mekanlardan biri. Konum: Kokkari- Foto: Ahmet Topuztaş)Whatsapp Image 2026 08 23 At 23.46.35
(Adada konakladığımız evin terasından bir görüntü.)