İbrahim Akbal "Euro 2024 ve Milli Takım" başlıklı yazı kaleme aldı. İşte o yazı...

Montella ve Milli Takım

Milli takımın başına Montella geldiğinden beri sabit bir 11'i ve formasyonu yok. Ön bölgede hareketli, arkaya koşusu güçlü oyuncu profilleri kullanıyor. Hoca, top tutan hücumcu profili tercih etmiyor; hızlı hücum, direkt hücum düşüncesinde. Merkezde ve stoper tandeminde de sürekli isimler değişiyor. Sol kenarda Cenk tercihi çok manidar. Cenk merkez stoper, asla sol bek değil. Zaman zaman 3'lü oynatıyor, yine zaman zaman maç içerisinde ön alan baskısı yapıyor; genelde maçların büyük bölümünde topun arkasında bekleyen, kaptığı toplarla dikine hızlı hücumlar deneyen bir sistem uygulatıyor. İstikrarlı bir sistem veya omurga yok; bu büyük bir sorun. Ayrıca, bize karşı kapanan takımları açacak bir oyun felsefemiz de yok. Montella, geniş alan takımı oluşturdu. Alan bırakmadan oynayan takımlar çok rahat çözer bizi.

Eldeki mevcutla en kaliteli 11'imiz ise:

Mert
Zeki - Kaan - Abdülkerim - Ferdi
İsmail Yüksek - Hakan
Arda
İrfan - Kenan - Barış
İrfan oynamalı, Arda oynamalı, Kaan stoperde oynamalı. Hem oyun bilgisi hem de geriden oyun kurma becerisiyle en dengeli stoperimiz rotasyonda. İrfan ve Arda zaman zaman saha içerisinde yer değişerek oynayabilir. Çapa olarak fizik gücü, top kapma becerisi ve yüksek enerjisiyle İsmail makul. Hakan da yanına çekilebilir; İsmail'in top kullanma ve sırtı dönük pres yediğinde gösterdiği zaafiyetleri gidermek adına Hakan'ın varlığı önemli o pozisyonda. Kenan hem arkaya koşusu olan hem de top tutabilen bir oyuncu, Barış ise hem baskıda hem açık alanda etkin. En makul sistem ve 11 bu şekilde olur; hem topa sahip olabilecek hem de hızlı hücum oynayabilecek bir kadro bu.

Gruptaki rakiplerimiz, Montella döneminde gösterdiğimiz en büyük zaafiyet olan topun arkasındaki oyunu iyi oynayan, iyi alan kapatan takımları açma sorununu kullanabilecek yapıda. Hem Gürcistan hem Çekya, ve müthiş yeteneklerine rağmen Portekiz, kontrol futbolunu çok iyi uyguluyor. Üç takım da rakibe alan bırakmadan oynayan takımlar; özellikle Gürcistan ve Çekya fizik olarak da diri, enerjik takımlar. Bu sistemlere karşı zaafiyet gösteriyoruz. Arda ve İrfan çok önemli bu sistemlere karşı, çünkü ikisi de müthiş oyun zekasına ve dar alan becerisine sahip. Hakan da aynı şekilde.

Hocanın tercihleri, eldeki mevcut kadro ve oyun düzeniyle geleceğe dair ışık görünmese de, hoca eğer doğru kadroyu seçerse ümit var olabileceğimiz bir gruptayız.

Mourinho ve Fenerbahçe

Jose Mourinho çok büyük bir figür, marka. Kariyeri, başarıları, tavırları ve tarzıyla bir idol. Son yıllarda kariyeri düşüşte olsa da büyük bir marka. Genelde kontrol futbolunu benimseyen, topun arkasındaki oyuna ve oyunun defansif yönüne önem veren bir hoca. Üçlü savunma prensibini uyguluyor; top rakipteyken arka hattı beşliye dönüyor. Merkezde üç iki yönlü oyuncu, en ön bölgede iki santrafor veya bir serbest hücumcu bir santrafor kullanıyor. Oyunun iki yönünü oynayan, dinamik oyunculardan kurulu yapılar oluşturan, sistemine sadık, başarı gelmese de sistemde inat eden bir hoca tiplemesi Mou. Hızlı hücum, dikine çabuk rakip kaleye gitmeyi seven, rakibe de alan bırakmayan bir sistem. Son zamanlarında "kalenin önüne otobüs çeken hoca" sıfatını aldı. İki ayaklı maçlar için elzem bir sistem; bu yüzden Fenerbahçe’nin Mourinho ile Avrupa'da başarılı olma şansını yüksek görüyorum. Ligde, ülke futbolunun yapısı, basın, yöneticiler, yabancı sınırı ve Mourinho'nun bu kriterlere vereceği reaksiyon soru işareti. Kesin olan bir şey var ki, marka bir hoca ve Fenerbahçe için çok iyi bir kadro dizayn edecektir. Kendisi gitse bile kuracağı kadro Fenerbahçe'nin uzun süreçte başarılar yakalamasına sebep olacak. Ali Koç yeni döneminde başarılar yakalayabilir, Mourinho'nun inşa edeceği kadroyla; bunu zamanla göreceğiz.

Van Bronchorst ve Beşiktaş

Van Bronchorst çok iyi bir oyunculuk kariyerine sahipti. Barcelona ve Arsenal gibi elit takımlarda as oyuncu oldu, Hollanda milli takımının özel bir parçasıydı. Hocalık kariyeri Rangers ve Feyenoord takımlarını kapsıyor. Tipik Hollanda ekolünü benimsiyor. Set oyunu, kaleden başlayan pas oyunu, savunma çizgisini çok önde kuran ve geride çok pas yaparak oynayan bir takım formasyonu. Bu oyun zor bir oyun; her kadronun oynayabileceği bir oyun değil. Beşiktaş kadrosu bu oyuna hiç uygun değil; tabii ki takviyeler olacaktır ama Van Bronchorst, ülkeyi çok tanımayan ve her Hollandalı hoca gibi sisteminde aşırı ısrarcı bir hoca. Elde mevcut kadro ve Beşiktaş'ın mali yapısı, Van Bronchorst’un kafasındaki oyuna cevap verebilecek nitelikte değil. Yanlış bir hoca tercihi oldu Beşiktaş için. Sergen Yalçın çok doğru bir tercihti sanki eldeki imkanlar ve durum itibariyle. Çok parlak olacağını sanmıyorum Van Bronchorst & Beşiktaş ilişkisinin. Ayrıca Beşiktaş'ın çok ciddi bir kadro yapılanmasına ihtiyacı var; bunu Van Bronchorst ile yapmak da gelecek için risk.