Gazeteci Nail Azbay, "Emniyete ifadeye çağrıldım" başlıklı bir yazı kaleme aldı. İşte o yazı:

Geçtiğimiz günlerde emniyetten arandım.

“Hakkınızda şikayet var, ifadeniz için sizi emniyete bekliyoruz” dedi arayan memur.

Kim şikayet etti diye soramadan memur bey ismi verdi.

O isim Kadir Sayın…

Yazdığım yazılardan dolayı bu beyfenfendi bizden rahatsız olmuş ve gidip şikayetçi olduğunu söylemiş.

Nedense son zamanlarda sürekli bizimle uğraşır oldu bu beyefendi…

Önce gitti alın terimizle, emeğimizle bu günlere getirdiğimiz, halkın büyük teveccühünü kazanan Afyon Postası’ndan sadece 3 harf çıkartarak medya sektörüne girdi. 

Bizim marka haklarımıza resmen tecavüz etti ve halen etmeye devam ediyor.

Süreç mahkemede olduğu için tekrar tekrar o konulara girmiyorum. 

Geçen haftalarda bisiklet yolu ile ilgili bir haber yayınlamıştık.

“Halkın 10 Milyon lirası çarçur edildi” demiştik. 

Bu beyefendinin bu yoldan servetine servet kattığını ifade etmiştik. 

Haber 130 bin defa okununca sanırım bu beyefendi yine rahatsız olmuş, gidip erişim engeli talep etmiş. 

İçerisinde hiçbir hakaret olmayan, söylediklerimizi video ve fotoğraflarıyla belgelediğimiz haberimize apar topar erişim engeli getirildi. 

Erişim engeli getirildi” diye duyurduğumuz haberimiz bile 64 binden fazla okundu. 

Bizi önce taklit ettiler, olmadı. 

Sonra haberlerimize erişim engeli getirttiler, yine olmadı.

Şimdide yargı yoluyla bizi korkutmaya, susturmaya çalışıyorlar. 

Özetle bize “yazma, görme, duyma” diyorlar. 

Kadir Sayın… 

Sahip olduğun milyonlar, sırtını yasladığın siyasi güç, etrafındaki goygoycular sanırım seni zehirlemiş.

Bankadaki bol sıfırlı paranın gücüyle bir gazeteciye saldırıyorsun.

Bunu yaparken bizim camianın da goygoycularını yanına alıyorsun. 

Senin paran mı güçlü benim kalemim mi güçlü göreceğiz. 

Biz inançla, tutkuyla bu şehirde bağımsız ve patronsuz gazetecilik yapıyoruz. 

Sen ise aldığın ihalelerde sıkıntı çıkmasın diye bizim camiadan köşe kapmaya çalışıyorsun. 

Ben gazetecilik yapma derdindeyim, sen bu şehrin neresine beton dökebilirimin derdindesin!

Bizim olayımızın özeti bu kadar basit.

Aslında bu yaptığınla birilerine yaranırken bu mesleğe en büyük kötülüğü yapıyorsun. 

Yalaka medyanın duvarına bir tuğlada sen koyuyorsun. 

Senden çok var, emin ol. 

Ama bu halk artık seni ve senin gibilerin milyonlar vererek kurduğu basın kuruluşlarının gazetelerini tuvalet kağıdı olarak bile kullanmıyor.

Şuna inanıyorum.

Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsız ve vicdanlı hakimleri, savcıları senin memurun değil. 

Onların vereceği karara saygılıyım.

Ancak şunu unutma…

İlahi bir adalette var.

Bugün sahip olduğun güçle benim alın terime, emeğime, haklarıma saldırıyorsun. 

Bizim mahalleden de birkaç dalkavuğu yanına alıp beni ezip geçmeye çalışıyorsun.

Bu dünyanın adaleti haklarımızı almak noktasında tecelli eder mi bilmiyorum…

Yaşayıp göreceğiz. 

Ama ilahi adaletin er ya da geç tecelli edeceğine gönülden inanıyor ve iman ediyorum. 

Ben her ne olursa olsun, bu can bu tende olduğu sürece hakkımı aramaya, haksızlık yapanların karşısında kalemimle cesurca ve onurluca durmaya devam edeceğim. 

Yanlış yapanlara yanlış yaptınız demekten geri durmayacağım.

Bunları unutma… 

Adaletin tecelli edeceği günlerde görüşmek ümidi ile…