Başak Nakilcioğlu, "Beklenen Kaza" başlıklı bir yazı kaleme aldı. İşte o yazı...
On gün önce bir benzinlikte yavru bir köpeğe rastladım. Benzinlikten çıkarken yavruyu görmüştüm aslında, etrafta dolanıyordu yavaş yavaş. Gördüğümde “caddeye çıkmasa bari, ezilir yavrucak” diye de düşünmüştüm. Arabayla caddeye doğru yavaşça yöneldiğimde yavruyu aradı gözlerim. Caddeye çıktım biraz ilerledim ki, çığlıklar, haykırışlar…Çok korkmuş olarak hemen durdum. Çıkarken gözlediğim yavru arabanın altına girmiş, inliyor. Hemen koşarak benzinliğe gittim, bir kutu istedim. Koydum yavruyu kutuya, veterinere götürdüm. Veterinerde röntgeni çekildi, parazit hapları verildi. Hiçbir şeyi yokmuş neyse ki. Minik bir canı ezdiğimi düşünerek çok korkmuştum, neyse ki ezmemişim, sağlıklıymış yavrucak.
Akşam korkmuş bir halde karşılaştığımız benzinliğe bırakamazdım. Atölyede misafir edeyim diye düşünerek aldım getirdim veterinerden atölyeye. Mamasını suyunu tamamladım. Bu arada bir köpekle yaşamayı hiç düşünmedim, sadece ona olan görevimi yerine getirmeye çalışıyorum. Bir yandan da köpeklerle nasıl ilgilenilmesi gerektiği ile ilgili yazılar okuyorum. Köpeklerin sosyal hayvanlar olduğunu, sokak köpeklerinin bulundukları yere bırakılmaları gerektiğini de o yazılarda öğrendim. Onu ilk gördüğümde de yalnızdı ama belki annesi, ailesi etraftadır bizimkini arıyorlardır diye iki gün sonra sabah aldım yavruyu, karşılaştığımız benzinliğe götürdüm. Güzel bir yuva yaptım kutudan. Bir gece kaldı, ertesi akşama kadar ara ara gidip besledim ama bizimkini arayan soran yok. İçim elvermedi tekrar aldım atölyeye getirdim. O hafta sonu şehir dışına gitmem gerekiyordu, kendisi de köpek sahibi bir arkadaşımdan bizimkine bakmasını rica ettim. Arkadaşım kabul etti sağ olsun.
Bu arada Afyon’daki barınakları araştırdım. Konya’daki barınakta yaşananlardan haberim yoktu o sırada. Belediyeden ilgili görevliyle telefonda konuştum. Görevli barınakların güvenli olduğunu, yavru köpekler, anneli yavru köpeklerin, yetişkin köpeklerin ayrı ayrı olduğunu söyledi. İstenildiği zaman mesai saatleri içinde ziyaret edilebileceğini de ekledi. Döndüğümde pazartesi ilk işim barınağa gitmek oldu. Tam adı “Geçici Hayvan Bakımevi” olan bizim barınak olarak kısaca adlandırdığımız yer Konya yolunda, Devlet parkının arkasında. Gerçekten telefonda görüştüğüm görevlinin anlattığı gibi yavru köpeklerin olduğu yer, anneli yavruların olduğu yer ve yetişkin köpeklerin olduğu yerler ayrı. Buraya gelen köpekler kısırlaştırılıp, bakımları yapıldıktan bir süre sonra bulundukları yere bırakılıyorlar. Yasa böyleymiş. Geçici Hayvan Bakımevinde genç veterinerler çalışıyor. Herkes işinde, etrafta dolanan birilerini göremezsiniz. Buradan hepsine teşekkür ediyorum. Ben oradayken köpekleri görmeye bir çift geldi. Sahipleniyorlar mı diye sordum, nadir olsa da sahiplenen oluyormuş. Bu arada barınaktaki köpeklerin, kedilerin (evet kedi de var) çoğu cins.
Peki neden cins olduklarını özellikle belirttim. Onları cins oldukları için alıp, sonra dışarıya bırakan insanlar yüzünden barınaktalar, sokaktalar. Bakamayacaksanız almayın. Bakabilecekseniz sahiplenin. Hayvanları çocuklara çok benzetiyorum; meraklı, oyuncu çocuklara. Bir hayvanı alıp sonra sokağa bıraktığınızda bir çocuğu sokağa bıraktığınızı düşünün.
Geçici Hayvan Bakımevi’nde, bazı durumlarda anında müdahale gerektiği için ayrıca Hastane de olsa iyi olur dendi.
Döndüm atölyeye yavruyu aldım, mamasıyla barınağa getirdim. Düzenli ziyaret edeceğimi söyledim. Tekrardan istediğiniz zaman gelebilirsiniz dediler. Bu hafta tekrar gittim görmeye bizimkini. Sevdim, oynadık biraz. Haftaya tekrar gideceğim. Ben bu yavru karşıma çıkmasa hayvan bakımevinden de, ilgili başka konulardan da haberdar olmayacaktım. Haberdar olmam gerektiği bir kazayla önüme çıktı. Sorumluluk hissediyorum ve gereğini kendi şartlarım içinde yapmaya çalışıyorum.
Hayvan barınaklarına gidelşm, bu dünyada birlikte yaşıyoruz. Hem birbirimize hem birlikte yaşadığımız diğer türlere daha fazla yabancılaşmayalım.
Sanatla, sevgiyle kalın...