Gazeteci Nail Azbay, "Afyon’u kasabaya çeviren manzaralar" başlıklı bir yazı kaleme aldı. İşte o yazı...

Afyonkarahisar’da Zafer Meydanı’nda kurulan yöresel ürünler pazarına giden bir okuyucumuz mesaj göndermiş.

Şöyle diyor;

“Nail Bey merhaba. Şehrin meydanında resmen hileli ürün satışı yapıyorlar. 2 kilo manda tereyağı aldım, bildiğiniz margarin çıktı. Şimdi gidip teslim edeceğim. Bizim sağlığımız bu kadar ucuz mu? Resmen bizi aptal yerine koyuyorlar. Burada denetim mutlaka şart!” 

Vatandaşımızın söyledikleri bunlar. 

Bana göre burada halkımıza ve belediyemize düşen bir görev var. 

Halkımız şunu çok iyi bilmeli…

Gaziantep ve Hatay’ın Lezzetleri ayağınıza geldi” gibi ilanlara kanıp bu tip ürünlerin satıldığı yerlere gitmemekte fayda var. 

Hiçbir lezzet hiç kimsenin ayağına gelmiyor.

Gelen lezzetlerde hiçbir zaman kaliteli lezzet olmuyor. 

Hatta o lezzeti getiren kişilerin Gaziantep ya da Hataylı olduğundan bile şüpheliyim.

Oralı olsalar bile o bölgede tutunamayan, tercih edilmeyen kişiler buralara gelip satış yapmaya çalışıyor. 

Ben bu tip yerlere ve bu tip satışlara mesafeliyim. 

Bu yüzden Afyonkarahisar Belediyesi de tanımadıkları, bilmedikleri esnaflara şehrin meydanını tahsis ederek bana göre hata yapıyor. 

-Birincisi denetimsiz bir ortam ile halk sağlığının tehlikeye atılmasına zemin oluşturuluyor. 

-İkincisi şehrin vitrini diyeceğimiz bir yerde kasaba görünümlü bir ortam oluşturuluyor, bu bize hiç yakışmıyor. 

-Üçüncüsü şehrin esnafı olumsuz etkileniyor. 

Belediye Başkanı Mehmet Zeybek, bu tip organizasyonlara karşı bence daha temkinli olmalı. 

Buradan alınacak kira bedeli ne olursa olsun, şehrin sağlığı ve görünümü için bu tip organizasyonlara daha katı olmalı. 

**

Cengiz Üstün Neden Sus Pus…

Esnaf ve Sanatkârlar Odası Birliği Başkanı Cengiz Üstün’e bu konuyla ilgili birkaç kelam etmek istiyorum.

Daha önce eski Yimpaş binasının olduğu yerde “İstanbul Pazarı” diye bir yer açıldığında Cengiz Bey, “Afyon’un esnafı zarar görüyor” diyerek ortalığı ayağa kaldırmış, durumu mahkemeye taşımış, belediye başkanı Mehmet Zeybek’e baskı yapmış ve netice itibariyle söz konusu firmanın Afyon’dan gitmesine ön ayak olmuştu.

Şimdi şehir meydanında yaklaşık 1 aydır yabancı esnaflar satış yapıyor, yukarıda belirttiğim gibi halk hileli ürünler satıldığından dert yanıyor, esnaf duruma tepki gösteriyor, Cengiz Üstün ise sus pus bekliyor.

Cengiz Bey orda mısınız? 

Ses verin lütfen…

Neden konuşmuyorsunuz? 

Neden “Afyon esnafı zarar görüyor” demiyorsunuz? 

Neden, kimden ya da kimlerden çekiniyorsunuz? 

Ses verin lütfen…

**

Çürüyen Sendikalar ve Onların Yöneticileri...

Bizim şehrimizdeki eğitim sendikaları eğitim dışında her işe karışıyor. 

Artık buna kanaat getirdim. 

İlimizde 29 Ekim’den bugüne Atatürk İlkokulu’nda disleksi hastası olan bir çocuğun gösteri esnasında öğretmeni tarafından grup içerisinden çıkartılması ve kenarda herkesin önünde bekletilmesi Türkiye gündemine taşındı. 

Bu haberlerden sonra Eğitim Bir Sen Başkanı Mustafa Arslan ve Türk Eğitim Sen Başkanı Muhtar Demirci bu haberi yapan basın mensuplarına ayar vermeye kalktı. 

Muhtar Demirci, “Üyemiz olsun olmasın Türk eğitim çalışanlarının yanındayız, öğretmenimizi kimse linç edemez” demiş.

Eğitim Bir Sen Başkanı Mustafa Arslan ise, “Olayı köpürterek linç girişiminde bulunanlar, itibar suikasti yapanlar, gerçekler gün yüzüne çıktığında pişman olacaktır. Çocuğun törende giyeceği kıyafetin parasını bile öğretmenimizin duyarlılığı sayesinde okul aile birliğimiz üstlendi” demiş.

Burada öğretmen şöyle haklıdır öğrenci böyle haklıdır olayına girmeyeceğim.

Buradaki tek gerçek öğretmenin de doğruları olduğu gibi yanlışlarının da olabileceği gerçeğidir. 

Ancak bunun farkına varamayan ateşin üzerine benzin döken sendikaların başkanlarına birkaç söz söylemek isterim. 

Sayın Sendika Başkanları…

-Sizler sadece “Maaşımız yetmiyor, geçinemiyoruz, öğretmenler zor durumda” deyip bordro yakmaya alışmış ve sendikacılığı çoktan unutmuşsunuz. 

-Bütün bu sıkıntılarınızı dahi duyurmak için basın mensuplarını aracı olarak kullanıp, şimdi de bir meslektaşınızın yaptığı davranış üzerinden basın yayın organlarına ya da burada eleştiri yapanlara ‘pişman olacaksınız’ diyerek tehdit ediyorsunuz. 

-Prim yapmak için “öğretmenimizin yanındayız” gibi içi boş sözleri söylerken insan biraz olsun utanır. Keşke bu şehrin eğitim meseleleri ile ilgili bu kadar ilgili ve alakalı olsaydınız… O zaman inandırıcı olurdunuz. 

-Bu şehirde İl Genel Meclisi Başkanı Burhanettin Çoban çıktı,“Afyon’da 60-65 okul riskli bina, İnfial olur diye milli eğitim bunu açıklayamıyor” dediHepiniz sustunuz. Gıkınızı çıkarmadınız. “İnfial olur” denilerek açıklanan bir habere bile sağır kesildiniz. Neden sustunuz? Neyi beklediniz? Depremin olmasını, o binaların evlatlarımızın ve eğitim çalışanlarının başına çökmesini mi beklediniz? 

- İscehisar Çatağıl’da 5 evladımız okula giderken taşımalı eğitimin kurbanı oldu. Taşımalı eğitimle ilgili ne söylediniz? 

Sayın Sendika Başkanları… 

Üzülerek söylemem gerekir ki toplumun her alanında görülen çürüme eğitim alanında var. 

-Emirdağ’da okulun bilgisayarlarını satıp bahis oynadığı iddia edilen okul müdürü olayı bunun en yakın örneği. Sahi bu konuyla ilgili neden bir şey söylemediniz? “Öğretmenimiz böyle bir şey yapmaz, öğretmenimizi linç ettirmeyiz” demenizi bekliyorduk.

Sayın Sendika Başkanları…

Üzülerek söylemeliyim ki sizler de çürüyen sistemin bir parçası olmuşsunuz.

Üzgünüm…

Konuşmamanız gereken yerde konuştuğunuz için, konuşmanız gereken yerde ise konuşmamanız gereken sözleri ettiğiniz için çürüyorsunuz.