Gazeteci Nail Azbay, "İletişim damarları tıkanan hastane" başlıklı bir yazı kaleme aldı. İşte o yazı...

Afyonkarahisar’ın “iletişim damarları” çoktan tıkanmış bir hastanesi var. 

Kendilerinin deyimleri bu şehrin ilk özel hastaneleriymiş…

Çeyrek asırdır hizmet veriyorlarmış…

Fuar Hastanesi’nden bahsediyorum.

Verdikleri hizmetten dolayı Allah razı olsun diyelim.

Ancak bu çeyrek asırdır faaliyette olmak sanırım sizi yormuş. 

Hastaneyi yöneten bazı “organlarınızı” gözden geçirme vaktiniz gelmişte geçiyor.  

Özellikle hastalarla, hasta yakınları ile, basın mensupları ile iletişimi kuran damarlarınız tıkanmış.

Kendi iletişim kanallarınıza acilen bir bypass gerekiyor. 

Bu bypass müdahalesinde biraz daha gecikirseniz, bir sonraki iletişim kazası sizi geri dönülmez bir noktaya getirir benden uyarması. 

Konuyu kısaca özetleyeyim.

Bu iletişim damarları tıkanan hastanemizden hizmet alan bir vatandaşımız geçen hafta bize gelip başına geldiğini iddia ettiği konuları anlattı.

Söz konusu haberde bu vatandaşımızın bazı iddiaları vardı.

Kendisi bu iddiaları CİMER üzerinden de resmi makamlara ilettiği için ne dediyse yazdık.

Peki neydi bu iddialar, kısaca özet geçeyim. 

Bize gelen vatandaşımızın çocuğunda bağırsak düğümlenmesi rahatsızlığı görülüyor. 

Önce devlet hastanesine sonra üniversite hastanesine buradan da bu özel hastanemize geliyor. 

Neden buraya geliyor? 

Çünkü Afyon’da tek çocuk hekimi burada… 

Böyle de acınacak bir durumumuz var. 

Neyse devam edelim.

Bu özel hastanede vatandaşımızın iddiasına göre “doktor çağrıma bedeli” gibi kendisinden çeşitli ücretler talep ediliyor. 

Bunlar ödendikten sonra ertesi gün kendisinden 10 Bin TL daha talep ediliyor.

Bu ne parası diyor, “aldığınız hizmeti bilmiyor musunuz?” gibi garip ve bir o kadarda hastaneye yakışmayan bir yanıt alıyor. 

Bu parayı ödeyeceğini ancak fatura talep ettiğini söylüyor. 

Bunu talep eder etmez yönetici olan hanımefendi küplere biniyor, fatura kesemeyeceklerini söylüyor. 

Vatandaşımız bu sözler üzerine kendilerinden şikayetçi olacağını söylüyor.

Ve yine vatandaşımızın iddiasına göre, bu hanımefendinin ağzından şu sözler dökülüyor: “Daha yenilerde bir hastamızın karnında gazlı bez unuttuk, tekrar ameliyat etmek zorunda kaldık. O bile şikâyet etmedi siz mi şikâyet edeceksiniz”

Şu üsluba bakar mısınız? 

Neyse yorum yapmayım.

Biz bu vatandaşımızın iddialarının yer aldığı haberimizi yayınladık. 

12 saat bile yayında kalamayan(erişim engeli getirildi) bu haberimiz 60 binden fazla okundu. 

Bu iletişim damarları tıkanan hastanemizin ‘iletişimi çok güçlü olan(!) yönetici pozisyonundaki hanımefendi haberin yayınladığı gün beni aradı, “neden bize sormadınız?” dedi. 

Kendisine açıklamaları var ise göndermesini, noktasında virgülüne dokunmadan yayınlayacağımızı söyledim.

Akşam saatlerinde kendi açıklamalarından önce mahkemeden haberimize erişim engeli aldırdıkları karar geldi. 

Buna rağmen gönderdikleri açıklamayı olduğu gibi yayınladık.

Noktasına virgülüne dokunmadık. 

Bunun yanında erişim engeli getirilen haberimizi de de objektif yayıncılık gereği okuyucularımıza duyurduk.

Dedik ki şu tarihli şu başlıklı haberimize erişim engeli getirildi. 

Ne olduysa ondan sonra oldu. 

Erişim engeli duyurusunun yer aldığı haber bile 20 bin defa okundu.

Yani aslında olayı örtmeye çalışırken işi daha da berbat ettiler. 

Ancak bitmedi…

Olay ulusal basına taşındı.

Hayatımda hiç görmediğim en ufak bir tanışıklığımız bile olmayan Emin Çapa bile bu haberi gündemine alıp yorumladı. 

Onu da haberleştirdik. 

Neyse…

Bu iletişim damarları tıkanan hastanemiz iyice afalladı. 

Kendi sosyal medya hesaplarında başladılar “yalan haber” diye bağırmaya…

Bu “yalan haber” diye ilan ettikleri açıklamayı sosyal medya hesaplarından sponsorlu yani ücretli reklama çıkıp halka seslerini duyurmaya çalışıyorlar. 

Gerçekten çok acınacak bir durum. 

Burada bile nasıl iletişim kurulacağından bihaberler… 

Yakında aynı açıklamayı billboardlara asarlarsa şaşırmam.

İletişim kanalları tıkanan hastanemizin değerli yöneticileri…

Önce şunu bilin. 

Biz sizin 100 lira verip susturduğunuz haber sitelerinden değiliz. 

Sizin hakkınızı savunduğumuz gibi vatandaşın hakkını da savunacak bir mekanizma işler bu gazetede. 

Bugüne kadar Afyon Postası’nın satırlarında bir tane yalan ifade yer almadı, almayacak. 

Önce haddinizi bilin.  

Biz bir vatandaşımızın iddialarını gündeme getirdik. 

Onun nasıl sesi olduysak sizin de sesiniz olduk.

Olay bu kadar basit. 

Siz burada kendinizi ifade dahi edemiyorsanız bunda bizim ne suçumuz var? 

Ne gönderdiyseniz yayınladık.

Madem bu söylenenler yalan o zaman şunlara yanıt verin. 

Sizin hastanenizde böyle bir gazlı bez hastanın karnında unutulmadı ise bu vatandaş bunu nerden duydu? 

Hastane yöneticinizin ağzından “Daha yenilerde biz bir hastamızın karnında gazlı bez unuttuk, tekrar ameliyat etmek zorunda kaldık. O bile şikâyet etmedi siz mi şikâyet edeceksiniz”  böyle bir söz döküldü mü dökülmedi mi? 

Bu vatandaş 10 Bin TL ödeme karşılığında fatura isteyince yöneticiniz bu vatandaşı fırçaladı mı fırçalamadı mı? Fırçaladıysa neden fırçaladı? 

Fatura kesmekten kaçındınız mı kaçınmadınız mı? 

Bunlara yanıt verin. 

Bakın bu yanıtınızı da yayınlayacağımıza söz veriyorum.

MİLLİ EĞİTİM’DE PARA DÖNEN PROJELER… 

Geçtiğimiz hafta bir yazımda eski Milli Eğitim Müdürü Metin Yalçın ile kulağıma gelen bazı konuları yazmıştım. 

Kendisinin katılmadığı ehliyet sınavlarından katılmış gibi gösterilip ödeme aldığı yönünde bir iddiaydı. 

Bu yazımdan sonra bazı dostlarımız “yok öyle şey keşke yazmasaydın” dedi, başka tanıdıklarımız ise “çok doğru bir konuya değinmişsin, bu sana gelen milli eğitimin sorunlarının sadece su üstünde kalan kısmı, daha neler var var…”

Burada bana gelen bir iddia daha var. 

Onu da buradan dile getirip, doğruluğunu araştırma konusunu yeni milli eğitim müdürümüz Miraç Sünnetci’ye bırakacağım.

Bu konularda bir araştırma yapıp bizi de bilgilendirirse bizde kamuoyunu bilgilendiririz.

Olay şu…

Milli Eğitim’in ARGE biriminde görevli olan biri var.

Zan altında bırakmamak için şimdilik adını yazmıyorum.

Ancak bir hanımefendi olduğunu söyleyeyim. 

Bu hanımefendi, müdür ve öğretmenlere yönelik projeler yazıyor, yazdığı projelere bütçe çıkartıp bu projeyi hayata geçiriyor.

Buraya kadar her şey gayet normal. 

Ancak burada tüm projeler İzmirli bir firma üzerinden gerçekleştiği bu hanımefendi ile bu firmanın bu konuda ortak çalıştığı yönünde bir iddia var.

Milli Eğitim Müdürümüz bu konuya da bir bakarsa burada da bir araştırıma yaparsa isabetli olur.

Varsa bir sıkıntı bizlerde bilelim, temizlenmesine yardımcı olalım. 

Yoksa bir sıkıntı asparagas ise işini iyi yapanların ellerinden bizlerde tutalım.

Bugünlük bu kadar…