Gazeteci Nail Azbay, "Domuzlar, Arşiv ve 74 Yıllık Bir Sürpriz" başlıklı bir köşe yazısı kaleme aldı. İşte o yazı...
George Orwell romanlarıyla yaklaşık 10 yıl önce tanışmıştım.
“1984” ve “Hayvan Çiftliği” kitaplarını peş peşe okumuştum.
Geçtiğimiz günlerde bir büyüğüm, bu kitapları okuyup okumadığımı sordu.
“Okudum ama üzerinden 10 yıl geçti” dedim.
“Tekrar oku” diye tavsiye etti ve ekledi:
“Önce Hayvan Çiftliği’nden başla, sonra 1984’ü oku. On yıl öncesine göre kitaptan alacağın çok farklı şeyler olacak.”
Tavsiyeyi dinledim.
2025’in son haftasında Hayvan Çiftliği’ni yeniden okudum.
Hani şu meşhur,
“Bütün hayvanlar eşittir ama bazı hayvanlar daha eşittir”
sözüyle hafızalara kazınan kitaptan bahsediyorum.
Kitapta, Bay Jones adlı çiftlik sahibinin kötü yönetiminden bıkan hayvanlar, eşitlik ve özgürlük vaadiyle isyan eder ve çiftliği ele geçirir. Başlangıçta herkes eşittir. Yönetimi, devrimin fikir babası olan domuzlar üstlenir.
Zamanla iki domuz öne çıkar: Snowball ve Napoleon.
Napoleon, köpekleri kullanarak Snowball’u çiftlikten kovar ve tek adam yönetimini kurar.
İlerleyen süreçte kurallar gizlice değiştirilmeye başlanır.
Duvara yedi kural yazılmıştır:
• İki ayak üzerinde yürüyen her şey düşmandır.
• Dört ayak üzerinde yürüyen ya da kanatları olan her şey dosttur.
• Hiçbir hayvan elbise giymeyecektir.
• Hiçbir hayvan yatakta uyumayacaktır.
• Hiçbir hayvan alkol içmeyecektir.
• Hiçbir hayvan başka bir hayvanı öldürmeyecektir.
• Bütün hayvanlar eşittir.
Ancak bu kurallar zamanla, kimse fark etmeden değiştirilir.
“Hiçbir hayvan yatakta uyumayacaktır”
yerine
“Hiçbir hayvan çarşaflı yatakta uyumayacaktır” yazılır.
“Hiçbir hayvan alkol içmeyecektir”
yerine
“Hiçbir hayvan aşırı alkol içmeyecektir” denir.
“Hiçbir hayvan başka bir hayvanı öldürmeyecektir”
yerine
“Hiçbir hayvan haklı bir sebep olmadan başka bir hayvanı öldürmeyecektir” eklenir.
Çiftlikte domuzlar dışındaki hayvanlar daha çok çalışır ama daha az pay alır.
Ve domuzlar giderek insanlara benzemeye başlar.
Kitabın son bölümünde ise duvardaki tüm kurallar kaldırılır ve geriye tek bir kural kalır:
“Bütün hayvanlar eşittir ama bazı hayvanlar daha eşittir.”
Son sahnede hayvanlar, domuzlarla insanlar arasında artık hiçbir fark kalmadığını fark eder.
Verilen mesaj nettir:
Devrim, eski düzenin aynısına dönüşmüştür.
Zulmeden değişmiş, zulüm değişmemiştir.
Siz bu hikâyeyi okuyunca ne hissettiniz?
Gözünüzde kim ya da kimler canlandı?
Bu hikâyeyi okurken insan ister istemez kendi zamanını, kendi çevresini düşünmeden edemiyor.
Neyse ben burada susayım artık.
Bir dahaki yazıda 1984 adlı kitaba geliriz.

**
ARŞİV SÜRPRİZ YAPTI
Kitaplardan konu açılmışken oradan devam edeyim.
“Afyon Basın Tarihi” adlı bir kitap vardı.
Turan Akkoyun tarafından kaleme alınmış, Burhanettin Çoban döneminde belediye tarafından bastırılmış bir araştırma kitabıydı.
Belediye Basın Yayın Servisi Sorumlusu Metin Bey’e ulaştım ve bu kitabın kendilerinde olup olmadığını sordum.
Mevcut olduğunu söyledi ve ekledi:
“Ümmiye Talay Eken’in ‘Afyon Basın Tarihi (1912-1998)’ kitabı da var. Hatta bu kitabı okurken geçmişte Afyon Postası adıyla çıkan bir yayın gözüme çarptı.”
“Nasıl yani?” dedim.
“Geçmişte Afyon Postası adıyla çıkan bir gazete mi var?” diye sordum.
“Evet” dedi, “hem de 1952 yılında…”
Çok şaşırdım.
Bu gazeteyi 2018’de kuran biri olarak bunu ilk kez duyuyordum.
Metin Bey sağ olsun, kitapları bana ulaştırdı.
O kitaplarda “Afyon Postası” adlı gazetenin, o dönemde Demokrat Parti yönetimi tarafından çıkarıldığını öğrendim.
Kitapta, bu gazetenin örneklerinin Ankara’daki Milli Kütüphane’de bulunduğu yazıyordu.
Milli Kütüphane’nin internet sitesine girip baktığımda hayretler içinde kaldım.
Afyon Postası’nın ilk sayısı dâhil onlarca sayısı PDF olarak karşıma çıktı.
Bu kez arşiv gerçekten bize sürpriz yaptı.
DP Genel Başkanı hemşehrimiz Gültekin Uysal ile konuştuk, onun da böyle bir gazeteden haberi yoktu.
Gazeteye baktığımda, şehrin sorunlarının o yıllarda da cesurca dile getirildiğini gördüm.
Sahibi olduğum gazetenin temellerinin 74 yıl önce atıldığını öğrenmemizi sağlayan Afyonkarahisar Belediyesi Basın Yayın Servisi Sorumlusu Metin Süleyman Özdemir’e bu vesileyle teşekkür ediyorum.

**
HATİCE ÖZKAL VE İLK KİTABI
Kitapla başladık, kitapla bitirelim.
26. Dönem Afyonkarahisar Milletvekili Hatice Dudu Özkal, geçtiğimiz günlerde beni aradı.
Uzun zamandır sessizliğini koruyordu Hatice Hanım…
AK Parti’den DEVA Partisi’ne geçmesi, bir dönem uzun süre tartışılmıştı.
Hatice Hanım, “İlk Mektup” adlı roman türünde bir kitap yazdığını ve bu kitabı bana ulaştırmak istediğini söyledi.
Çok memnun olacağımı ifade ettim.
Eşim Esma Hanım ve benim adıma imzaladığı kitabı, eşi Mustafa Bey aracılığıyla bana ulaştırdı.
İlk fırsatta okuyup yorumumu sizlerle paylaşacağım.
