Gazeteci Nail Azbay, "Afyon’da işine geldiği gibi hareket eden ‘Sevimli’ siyasetçiler" başlıklı bir yazı kaleme aldı. İşte o yazı...
AK Parti Afyonkarahisar İl Başkanlığı’nın bir Tanıtım Medya Başkanı var.
Halil İbrahim Sevim…
Bir süre önce Afyon Postası’nın başlıklarını “iğreti” bulduklarını, bu nedenle AK Parti basın bültenlerinin paylaşıldığı WhatsApp grubundan çıkarıldığımızı yine bir WhatsApp mesajıyla bize bildirmişti.
Bu iğreti başlıklara “menfi yorumlar” geldiğini de özellikle vurgulamıştı.
Yetinmemiş, şu cümleyi de eklemişti:
“Tarafsız gazetecilik imajınızın AK Parti teşkilatlarında inandırıcılığı kalmadı.”
Not ettik.
Hafızamıza yazdık.
Arşivimize kaldırdık.
Gel zaman git zaman…
Afyon Postası’nın canlı yayınlarından birinde, bugün Afyonkarahisar Belediye Başkanı olan Burcu Köksal’ın, milletvekilliği döneminde kentsel dönüşümle ilgili olarak dönemin Belediye Başkanı Mehmet Zeybek’i eleştirdiği görüntüler ortaya çıkıverdi.
Hem de kim tarafından?
Bizzat bizi tanımadığını söyleyen, karşılığımızın olmadığını dile getiren Halil İbrahim Sevim tarafından…
Kendisi bu videoyu Afyon Postası arşivinden alıp, kesti, biçti ve sosyal medya hesabından paylaştı.
Altına da şu notu düştü:
“Allah aşkına izlemeden karar vermeyin.”
Bu cümle dikkatimi çekti.

**
“WHATSAPP’TAN ÇIKARSAM DA AKLIMDAN ÇIKARAMAM”
Paylaşım bir siyasi propaganda çalışmasıydı.
Elbette kullansın.
Bizim için hiçbir mahsuru yok.
Zira bizim arşivimiz gizli değil.
Kapalı kapılar ardında tutulmuyor.
Kime lazımsa, ne zaman lazımsa, açıp bakabileceği kadar aleni.
Ama insan ister istemez şunu düşünüyor:
“Tarafsız gazeteciliğinize inanmıyoruz, bizim dünyamızda karşılığınız yok” denilen bir kurumun arşivinden, tam da işine yarayan bir videoyu alıp propaganda yapmak ne anlama geliyor?
Ben bu paylaşımdan şunu anladım.
“WhatsApp grubundan çıkarılabiliriz…
Ama akıldan çıkarmak o kadar kolay değil.
Her gün bizi alkışlayan, her gün bizi öven, her gün bizi pofpoflayan onlarca mecranın arşivinde işe yarar tek bir cümle bile bulmak çok zor.
Ama eleştirenin, mesafesini koruyanın, gazetecilik iddiasını sürdürenin arşivinde mutlaka bir şey vardır.
O gün “inandırıcılığınız kalmadı” demiş olabiliriz.
Bugün işimiz düştüğünde “Allah aşkına izleyin” çağrısı da yapabiliriz.
Bazı çevreler bu durumu “siyasi yüzsüzlük” olarak da yorumlayabilir.
Bunların bir önemi yok.
Önemli olan günü kurtarmaktır.
Bu yüzden işimize gelen taraftan bakmak her zaman caziptir.”
Ben bu paylaşımdan Halil İbrahim Sevim’in aslında şunu söylemek istediğini anladım:
“WhatsApp grubundan çıkarabiliriz ama Afyon Postası’nı aklımızdan çıkarmamız mümkün değil.”
Ben böyle anladım.
Siz ne anlardınız?
**
VEKİLDEKİ DUYARLILIK BASIN DANIŞMANINDA YOK
Sadece Halil İbrahim Sevim değil…
AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Hasan Arslan da aynı videoyu paylaşmış.
Daha önce de AK Parti Milletvekili Ali Özkaya, Taşoluk’ta halka hitap ettiği ve sadece Afyon Postası’nda yer alan görüntüleri olduğu gibi paylaşmıştı.
Bu tutumu Gazeteci Murat Arısoy köşesinde ele almıştı.
O yazıda Ali Özkaya’nın,
“Logoyu mu silseydim, bir tek o çekmiş. Telif hakları var” şeklindeki sözlerine de yer verilmişti.
Ali Bey’deki bu hassasiyet ne yazık ki, bazı milletvekillerinin basından devşirdikleri danışmanlarında (!) pek görülmüyor.
Bu nedenle kendisine bu hassasiyeti için ayrıca teşekkür ederim.
MURAT ARISOY: BU KONU YÜKSEK LİSANS TEZİ OLUR
Murat Abi ile bu meseleyi uzun uzun konuştuk.
Kendisi olaya bambaşka bir yerden baktı.
“Bu konu,” dedi, “baştan sona bir yüksek lisans tezi olur.”
Hatta durmadı…
Alt alta tez başlıkları bile sıraladı.
Ve ortaya şu tablo çıktı:
Dijital Çelişki: Siyasi Partilerde Algı Operasyonu Suçlaması ile Medya Bağımlılığı Arasındaki Gerilim
Dışlanan Kaynak, İçselleştirilen İçerik: Yerel Siyasette Dijital Medyanın Araçsallaştırılması
Güvensiz İlan Edilen Medyaya Güven: Siyasi Örgütlenmelerde Bilişsel Tutarsızlık
Algı Operasyonu Söylemi ile Pratikte Medya Kullanımı Arasındaki Paradoks
WhatsApp Gruplarından Sokak Siyasetine: Yerel Partilerde Dijital İletişim İkilemi
**
ASIL MESELE NE?
Belki de biz meseleyi fazla basit anlatıyoruz.
Çünkü burada sorun başlıklar, videolar ya da WhatsApp grupları değil.
Sorun; bir gün “inandırıcılığını yitirdi” denilenin, ertesi gün “Allah aşkına izleyin” diye servis edilebilmesi.
Siyaset kurumunun içindeki aktörlerin söyledikleriyle yaptıkları arasındaki bu çelişki, bizi yavaş yavaş bir vasatlık iklimine doğru sürüklüyor.
Bugünlüklük bu kadar.
Yarın arşivden bir sürprizimiz olacak...