Gazeteci Nail Azbay, "Çiftçisiz Türkiye ve eski vekil Ahmet Bey’in yeni koltuk sevinci" başlıklı bir yazı kaleme aldı. İşte o yazı...
Önceki gün Afyonkarahisar’ın Dinar ilçesinde, Çölovası’nda patates üreten çiftçilerin daveti üzerine bölgeye gittik.
Sabah saat 6.30’da yola çıkıp şehir merkezinden yaklaşık 100 kilometre uzaklıktaki Haydarlı beldesine vardık.
Yaklaşık 15 çiftçi bizi karşıladı.
Tarlaya vardık.
Kadınlar deyim yerindeyse karınca gibi çalışıyordu.
Az önce sürüldüğü her hâlinden belli olan bereketli toprakların her köşesinden patates fışkırıyordu.
Çiftçi ekmiş, üretmişti.
Şimdi ise hasat dönemiydi.
Alın terinin karşılığını alma vaktiydi.
Ama öyle olmadı.
Üreticilere sorduk, nedir problem diye.
Anlatmaya başladılar:
“Bize üret dediler, ürettik. Fakat şu anda maliyeti 8-10 TL olan bu patates 4-5 TL... Geçen yıl ile aynı fiyat. Fiyatın düşük olmasını geçtik, alıcı da yok. Tüccar gelmiyor. Böyle giderse 15-20 gün sonra bu patates kurtlanacak.”
Çiftçiler işlerini kredi ile döndürdüğünü, böyle giderse kredilerini ödeyemeyeceklerini, bu yüzden ihracatın artırılmasını istediklerini söyledi.
En çarpıcı açıklamayı Asalet Hediye isimli bir üretici yaptı.
“Her yıl kendi cenazemizi kendimiz kaldırıyoruz.” diye girdi söze ve şöyle devam etti:
"Her yıl kendi cenazemizi kendimiz kaldırıyoruz. Tarım Bakanlığı’nın bizim sesimizi duyması gerekiyor. Şimdi köylü şehirliyi besliyor. Hem kendini besliyor hem şehirliyi besliyor. Köylü üretmezse, çiftçi üretmezse kendisi de aç kalır, şehirlisi de aç kalır. Böyle giderse geçen yıldan bu tarafa kanser hastalığına yakalandı çiftçi, kanserin dördüncü evresindeyiz. Dördüncü evreden dönüş çok zor olur, intiharlar başlar. Borçtan çıkamayınca ne olur? Yarın hacizler gelecek evlere. Evlere... Adamın birer traktörü var, iki ineği var, iki koyunu var. Onları götürecekler. İntiharlar başlayacak ya da hırsızlıklar başlayacak.”

Bu memleketin çiftçisi bunu söylüyor.
Umarım bu feryat duyulur!
Çünkü durum gerçekten vahim.
Daha 10 gün önce Bolvadin’de tarım işiyle meşgul olan 47 yaşındaki Abdil T. hayatına son verdi.
Bir ay evvel Çay’da bir kişi intihar etti.
Şuhut Karaadilli’de 2 gün önce H.D. isimli kişi yaşamına son verdi.
Bu kişilerin tarım ve hayvancılıkla uğraşan kişiler olması tesadüf olamaz.
“Çiftçisiz Türkiye” olmamak için yetkilileri bu şehrin gerçek sorunlarını görmeye davet ediyorum.
ALİ EKBER YILDIRIM’DAN DİKKAT ÇEKEN PAYLAŞIM
Afyon Postası’nın bu röportajı kısa sürede Türkiye gündemine taşındı.
Tarım yazarı olan, bu alanda Türkiye’nin en etkili ismi Ali Ekber Yıldırım bu haberimizi paylaşarak şunları söyledi:
“Çiftçinin sesini duyan yok mu? Afyon’da ve diğer üretim bölgelerinde patates tarlada iki yıldır aynı fiyata, kilosu 4-5 liradan satılıyor. Maliyeti 7-8 lira. Bir ürünün fiyatı biraz artınca ithalat kapıları açılıyor, ihracat yasaklanıyor. Çiftçinin ürünü tarlada kalınca, fiyat düşünce neden önlem alınmıyor?”
Ali Ekber Yıldırım bu paylaşımı ile bir kez daha çiftçinin, üreticinin sesine ses oldu.
Kendisine teşekkür ediyorum.

ESKİ VEKİL AHMET BEY’İN MUTLULUĞU
Türkiye’nin dört bir yanında çiftçiler borçla, emekliler yoksullukla, gençler işsizlikle baş etmeye çalışırken; bazıları için hayat hâlâ oldukça cömert.
Hayatın oldukça cömert davrandığı kişilerin başında AK Parti’den 22. ve 23. Dönem Afyonkarahisar Milletvekili olarak seçilen, daha sonrasında Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Eski Bakan Yardımcısı olarak görev yapan Ahmet Koca geliyor desem abartmış olmam sanırım.
62 yaşında olan ilahiyat mezunu Ahmet Koca, özel bir hastanenin yönetim kurulu üyesi olduğunu kendi sosyal medyasından duyuruvermiş.
Ahmet Bey, “Değerli dostlarımızı hastanede ağırlamaktan mutluluk duyarım.” diyerek oldukça misafirperver bir tablo çizmiş.
Ahmet Bey’e sormak istediğim bazı sorular var:
- İlahiyat mezunu biri olarak sağlık alanında nasıl bir deneyiminiz var da bu hastanenin yönetim kuruluna dahil oldunuz?
- Bu yönetim kuruluna dahil olmak için nasıl ve ne kadarlık bir bedel ödediniz ya da ödediniz mi?
- Bu görev, siyasal ilişkilerle mi verildi; yoksa bizim bilmediğimiz, sağlık alanındaki bir liyakatiniz nedeniyle mi size uygun görüldü?
- 62 yaşında olan biri olarak bu hastaneye ne katmayı hedefliyorsunuz?
- En düşük emekli maaşının 16 bin 881 TL olduğu bir ülkede, emekli milletvekillerinin 149 bin TL maaş alması; bunun üzerine ilahiyat mezunu olarak bir özel hastanenin yönetim kuruluna girip buradan da huzur hakkı alması nasıl bir duygu?
· Size son derece cömert olan bu hayatın bizlere de son derece cömert olarak davranması için ne yapmalıyız? İşe nereden başlamalıyız?
Çok merak ediyorum.
Sadece ben değil, bu ülkede alın teriyle yaşayan milyonlarca insan adına soruyorum.
Bizim bilmediğimiz nasıl bir meziyetiniz var?
