Gazeteci Nail Azbay, "‘60 Milyonluk Rüşvet İddiası’ soruşturmasının tüm ayrıntıları" başlıklı bir yazı kaleme aldı. İşte o yazı...

Afyonkarahisar’ın 1 yıldır gündeminden düşmeyen 60 milyonluk rüşvet olayı ile ilgili Cumhuriyet Savcılığı ‘takipsizlik’ kararı verdi.
14 sayfalık savcılık kararını okudum.
Detayları sizlerle paylaşacağım.
Önce konu neydi onu hatırlayalım.

2014 yılında Afyonkarahisar’da hizmete giren özel bir okulun hizmet verdiği alan içinde belediyeye ait yeşil alan ve yol kalıyor.
11 yıldır çözülmeyen ya da çözülmek istenmeyen bu meselenin çözümü için bu seneye kadar bekleniyor.
Belediyeye ait parsellerin ilgili özel okula satılması gerekiyor. Bu satışın gerçekleşmesi için iddiaya göre bugünkü belediye yönetimi bu özel okul sahiplerine “Sen önce 60 milyonu Yüntaş’ın hesabına yatır” diyor.
Bu parayı isteyen kişi ya da kişiler arasında iddiaya göre Yüntaş Genel Müdürü Kemal Doğan ile Belediye Başkanı Burcu Köksal’ın eşi Yasin Köksal da yer alıyor.
İddialar böyle…
Bu iddiaları dile getiren kişi ise o dönemin Gençlik Kolları Başkanı Muhammet Turalı…


5 Ay Sonra Bir Anda Değişen İfade…

Şimdi gelelim savcılığın soruşturmasına yansıyan ayrıntılara…
Turalı’nın adının yer aldığı bir dilekçe evrakı o günlerde kamuoyunda çokça dolaştı.
Haberlerin kaynağı da aslında o dilekçe idi…
O dönem Muhammet Turalı’yı aramıştım, “Nedir bu dilekçe, aslını anlatır mısın?” demiştim.
“Abi o evrak bana ait değil, altında imzam bile yok. Ben bunu yapanlardan şikâyetçi olacağım” minvalinde sözler söylemişti.
Bu durum savcılığın yürüttüğü dosyaya da yansımış.
Muhammet Turalı, 23 Eylül 2024’te bir ifade veriyor. İfade özetle şöyle:

  • "60 milyon TL talep edildiğine" yönelik dilekçenin kendisine ait olmadığını söylemiş.
  • Böyle bir paranın talep edildiğine ilişkin haberlerin iftira olduğunu söylemiş.
  • Haberlerin kendisiyle hiçbir ilgisi bulunmadığını, sadece çıkan haberlerden sonra konudan haberdar olduğunu anlatmış.
  • Bu haberle ilgili genel merkeze giderek durumu anlattığını, ancak resmi bir dilekçe vermediğini, bu haberleri yapan gazeteye noter aracılığıyla ihtar çektiğini söylemiş.

Aradan 5 ay geçiyor.
26 Şubat 2025’de Muhammet Turalı bir anda çok sert bir dönüş yapıp savcının kapısını çalıyor ve yeniden ifade vermek istediğini söylüyor.

  • Gazetelerde ve soruşturmanın başında yer alan dilekçe ve raporun kendisine ait olduğunu ifade ediyor.
  • Daha önce reddettiği belgeleri, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi’ne ve genel başkanın mail adreslerine bizzat kendisinin gönderdiğini söylüyor.
  • Belediyenin kolej alanıyla ilgili önce 15 milyon TL’ye anlaştığını, ancak seçimlerden sonra Yüntaş’ın hesabına 60 milyon TL talep edildiğini, Belediye yetkilileri ve Belediye Başkanı’nın eşi Yasin Köksal’ın da bu talebi desteklediğini ifade ediyor.

İşin özeti: 5 ay önce “bunları ben demedim” deyip sonra da çıkıp “bunları ben demiştim” minvalinde bir davranış olmuş.
Muhammet genç bir avukat.
Neden böyle bir güven vermeyen davranış yoluna saptı, bilmiyorum.
Belki de gençliğin getirdiği heyecan, parti içi rekabet baskısı ve sosyal medya çağının anlık etkileriyle hareket etti.
Kemal Doğan’ın ifadesinde, Muhammet Turalı’nın Yüntaş’ın avukatı olmak istediğini, bu görev kendisine verilmeyince husumetin başladığını söylemiş.
Doğru mudur bilemem.
Ama keşke hayatının henüz başındayken bu kadar zikzak ile ilerlemeseydi…
Keşke doğruluğun ve güvenilir bir insan olmanın sarsılmaz bir değer olduğuna sıkı sıkıya sarılıp hayatına böyle yön verseydi.
Umarım bundan sonraki hayatında daha tutarlı bir yol izler.
Umarım…

Soruşturmanın Detaylarıyla Devam Edelim

Bu iddiaları savcılık titiz bir şekilde incelemiş.
Mağdur sıfatıyla kolejin sahibi ifade vermiş.

  • 60 milyon gibi bir talebin olmadığını ve Muhammet Turalı'nın iddialarının gerçek dışı olduğunu söylemiş.

Ziya Kükey ve Kemal Doğan ifade vermiş.

  • Suçlamaları reddedip herhangi bir usulsüzlüğün olmadığını söylemişler.

7 basın mensubunun bilgisine başvurulmuş.
Her biri kaynağını açıklamadan haberi nasıl yaptığını anlatmış.
Sadece bir basın mensubu, kendisine Muhammet Turalı’nın gönderdiği dilekçe evrakından bahsetmiş.
Bununla ilgili WhatsApp dökümlerini sunmuş.

Belediye Başkanı Burcu Köksal’ın eşi Yasin Köksal ifade vermiş.

  • İddiaların siyasi husumetten kaynaklandığını söylemiş. Herhangi bir para talebinin olmadığının altını çizmiş.

Yasin Köksal geçen hafta bir açıklama yaptı.
Savcılık kararı ile konuşarak, “60 milyon rüşvet iftirası kocaman bir yalandır!” dedi.
Önümüzdeki günlerde avukatıyla bir açıklama daha yaparak daha fazla ayrıntı vereceğini söyledi.
Ne söyleyecek hep birlikte bekleyip görelim.
Ancak ben konuyu kendisine de sorduğumda şunu söylemişti; “Rüşvet istediğimizi söyleyenler kendileriyle çelişmiş. Kendi ifadelerinde bile Yüntaş’ın hesabına para yatırın dediğimiz söylenmiş. Böyle bir şey olduğunu bir anlığına farz edelim; Allah aşkına, belediyenin şirketinin hesabına para yatırın demek nasıl rüşvet olabilir? Zaten yargı da kararını verdi. Bu olay bana bir şeyi hatırlattı. Hatırlayın, FETÖ’cü Taraf gazetesi vardı, bir de tetikçi Mehmet Baransu. O dönem FETÖ taktiğiyle uydurma yalan ve iftiralarla birçok vatansever askerimizi ya ordudan attırdılar ya da askeriye ile ilişkisini kestirdiler. Günümüzde de FETÖ’cü Mehmet Baransu’ya özenenler var. Ama kimse unutmasın; o zaman nasıl ki devlet, dediğimiz ve hepimizin güvendiği yapı, bu tipleri kaydettiyse, FETÖ vari yalan ve iftira atanları da, işbirlikçilerini de bu devlet kaydedip günü geldiğinde cezasını verir. Tek güvendiğimiz, TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİDİR.”

Yasin 60

İşin Özeti

Bir şey ya olmuştur ya da olmamıştır.
Önce “olmadı” deyip 5 ay sonra çıkıp “evet aslında olmuştu” derseniz inandırıcılığınız kalmaz.
Netice olarak savcı da yapılan tahkikatla bunun altının boş olduğunu ortaya koymuş.
Cumhuriyet Savcılığı, bu olayı yeterli delil olmadığı ve “Muhammet Turalı'nın beyanlarının çelişkili olduğu ve başka delillerle desteklenmediği, şüphelilerin para talep ettiğine dair herhangi somut kanıt elde edilmediği” gerekçeleriyle tüm şüpheliler hakkında “kovuşturmaya yer olmadığına” dair bir karar verdi.

Şimdi Ne Olmalı?

Muhammet Turalı bir yıldır susuyor.
Kendisinin Afyonkarahisar kamuoyunda oluşan kafa karışıklığını gidermek ve güven tazelemek adına bir açıklama yapması, kamu vicdanı açısından faydalı olabilir.
Eğer kamuoyuna bir açıklama yapacak olursa, süreçteki çelişkili tutumlarına dair içtenlikli bir değerlendirme ve özeleştiri, toplumun algısını dengeleyebilir.
Çıkıp Afyonkarahisar kamuoyundan özür dilemesi kamuoyunu rahatlatabilir.

“Zikzak yaparak verdiğim çelişkili ifadelerle, şehrin gerçek gündemlerinin konuşulmasının, tartışılmasının önüne geçtiğim için özür diliyorum.
Bu şehrin asıl gündemi kentsel dönüşümdür, trafiktir, otopark sorunlarıdır…
Bu sorunların konuşulmasını, tartışılmasını engellediğim ve bu şehri yönetenlere zaman kaybettirdiğim için bu şehrin her bir ferdinden özür diliyorum.
Bu davada adı geçen herkesten ve meşgul ettiğim adalet mekanizmasından özür dilerim.
Toyluğuma verin, hata yaptım…”
gibi bir açıklama yaparsa sürece dair soru işaretlerini gidermeye yardımcı olabilir.
Artık bu kısır kavgaları bırakıp bu şehrin gerçek sorunlarına odaklanma zamanı.
**

Faruk-1

CHP İl Başkanı Faruk Duha Erhan: “Bu eleştiriyi hak etmedim, kırıldım”

CHP İl Başkanı Faruk Duha Erhan aradı.

Son köşe yazımda yangın bölgesinde kendilerini pek göremediğimizi kaleme almıştım.

Faruk Bey aradı, sitem ederek şunları söyledi:

“Biraz kırıldım. O gün ben Devlet Hastanesi’nde muhabiriniz Aslı Hanım beni gördü kendisi ile merhabalaştık. Ben Çay’da bir partilimizin düğünündeydim, şehit haberleri geliyor denildiği için doğrudan hastaneye gittim. Hastaneden gece 12 gibi çıkıp yangın bölgesine gittim. Gece 2-3 gibi evime geldim. O yüzden bu eleştiriyi hak ettiğimi düşünmüyorum, gecemi gündüzüme katıyorum biraz kırıldım açıkçası.”