Gazeteci Nail Azbay, "Enflasyonsuz Adadan, sorunlarla boğuşan Afyon’a dönüş" başlıklı bir yazı kaleme aldı. İşte o yazı...
Geçtiğimiz hafta Ayvalık’tan feribot ile Yunanistan’a bağlı Midilli Adası’na geçtik.
Bize göre Midilli, onlara göre ise Lesvos Adası…
Adaya kapıda vize uygulaması ya da pasaport ile geçebiliyorsunuz.
Biz, İletişim Başkanlığı’nın bize sağladığı hizmet pasaportu (gri) ile adaya geçme imkânına kavuştuk.
Bu arada yeri gelmişken İletişim Başkanlığı’nı bu konuda tebrik etmek lazım.
Bu alandaki başvuru birkaç günde sonuçlandırılıyor.
Diğer devlet kurumlarında görmeye alışık olduğumuz hantallık bu kurumda yok.
Emeği geçenleri kutluyorum.
Bu yazı adada gördüklerim üzerine olmayacak.
Onu başka bir yazıya bırakacağım.
Hatta bir video içerik/vlog çektik, belki onu hazırlayıp yayınlayabiliriz.

Adada ne gördün derseniz şunu söyleyebilirim:
Kendi yorgunluğumu...
365 gün siyaset konuşan bir ülkede olmanın ne derece bizi yorduğunu ve hırpaladığını oraya varınca çok net bir şekilde hissettim.
Siyasetin, hayatın her alanına teneffüs ettiği bir ülkede yaşadığımızı ve bu durumdan kaynaklı bu topraklarda ne kadar çok gergin olduğumuzun farkına bir kez daha vardım.
Orada da insanların telaşı var.
Mücadelesi var.
Elbette kaygısı da vardır.
Fakat bu kadar gerginlik, bu kadar kutuplaşma yok!
Haa…
Bir şey daha yok…
Bizdeki gibi enflasyon yok.
Rehberimiz Zeki Önen’e “Burada enflasyon var mı?” diye sordum.
Şöyle dedi gülerek: “Var tabii, 14 yılda yarım puan ya da bir puan yükseldi. Bizdeki haftalık enflasyon burada 14 yılda oldu.”
Uzun zaman sonra tek haneli rakamlarla alışveriş yapmak bana ilginç geldi.
Her ne kadar 1 Euro’nun TL karşısında 47-48 kat değerli olduğunu bilsek de fiyat etiketlerinde tek haneli rakamları görmek bize iyi geldi.
Bu kısmı şimdilik burada noktalayalım.

AFSÜ Rektörü konusunda bir AK Partili’nin söyledikleri
Son yazımda Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin rektörünün kim olacağı yönünde bir yazı kaleme almıştım.
Bu yazımdan sonra AK Parti’nin Afyonkarahisar’daki yönetiminden önemli bir isim aradı.
Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Adem Aslan üzerinde anlaşıldığını, kendisinin bu yönde duyumlar aldığını söyledi.
Ve şöyle dedi:
“Artık ben iyi bir şey olma noktasında umudum kalmadı… Bu kadar çok cemaat eksenli atama doğru değil. Bu bize kaybettirir. Neden böyle yapılıyor anlamıyorum. Ben mi yanlış düşünüyorum bilmiyorum ama bu atama olursa doğru bir atama olmaz.”
Konuşma aşağı yukarı bu minvalde geçti.
Gördüğüm kadarıyla AK Parti içinden de atamalar konusunda ‘ısrar edilen’ isimler rahatsızlık yaratıyor.
Üniversite demişken hafta içi ihbar hattımıza gelen bir vatandaşımızın mektubunu yayınlamıştık.
Mektupta bir vatandaş çektiği fotoğraflarla hastanenin hijyen problemi olduğunu söylüyordu.
Bu haberimize yanıt gelmedi.
Bu mektuptan sonra bir ihbar daha geldi.
Belki buna yanıt gelir.
İhbar şöyle:
“Onkoloji bölümünde gece 3’ten sonra sağlık personelinin ortadan kaybolması sonucu son 10 günde gece 3 ile sabah 6 arasında 3 kişi vefat etti. En son vefat olayında hastanın yüzünden maskeyi çıkarması sonucu bunu da hiçbir hemşirenin gidip kontrol etmediğinden dolayı vefat etmiştir.”
Bu ihbar doğru mudur bilmem.
İdare inceleyip bilgi verirse biz de kamuoyu da bilgi sahibi olmuş olur.
Belediye iskan ruhsatı vermiyor mu?
Bir ihbar da belediye ile ilgili geldi.
Bir vatandaşımız şöyle diyor:
“1 yıldır Afyon’daki inşaatlara belediye tarafından iskan ruhsatı verilmiyor. Eşyalarımız bir yıldır evlerin içinde poşetin içinde bekliyor. Belediye neden iskan vermiyor binalara? Gündeme getirirseniz belki sorunun çözümü hızlanır.”
Böyle…
Belediye yetkilileri de bu konuyla ilgili bir açıklama yaparsa hem biz hem kamuoyu bilgilenmiş olur.
Midilli Adası’nda gördüğüm ‘siyasetsiz hayat’ ile Afyon’daki gündemi yan yana koyduğumda şunu düşündüm:
Bizde siyasetin gölgesinde kalan çok fazla sorun var.
Enflasyondan liyakatsiz atamalara, sağlık hizmetlerinden iskan meselesine kadar birçok alanda vatandaşın yükü ağır.
Bizi yönetenler 365 gün siyaset konuşmayı bıraksa, bu sorunlara kulak verse, bizi daha az gerse, daha iyi olmaz mı?
Kitapla bitirelim
Belli süredir kitap tavsiyesinde bulunmamıştım.
Bugün bu memleketin çocukları için kendimin kaleme aldığı bir çocuk kitabını önermek isterim.Yarın Büyük Taarruz Zaferi’nin 103. yılı.
103 yıl önce bu topraklarda yaşananları çocuklarımız için anlattığım Meraklı Melahat Kocatepe’de adlı eser Sinada Yayınları ile tüm kitabevlerinde.Bu kitapta ilk durağımız Kocatepe’nin zirvesi olacak…
Orada, Mustafa Kemal’in öncülüğünde küllerinden yeniden doğan bir milletin dirilişine tanıklık edeceksiniz.
Cumhuriyet’in ilk ışıklarının nasıl yakıldığını, bir ulusun umuda nasıl tutunduğunu hissedeceksiniz.Cesaretiyle destan yazan Kara Fatma’ya “merhaba” diyeceksiniz.
Yiğitliğiyle iz bırakan İsmail Şükrü Çelikay ile tanışacak, Bayatlı Yarbay Arif Bey’in unutulmaz hikâyesine kulak vereceksiniz.
İşgalci askerlerin komutanlarını esir alan kahraman Ahmet Çavuş’a selam vereceksiniz.Bu kitabı okuyan Şehit Ayhan Sarıçiçek İlkokulu’ndaki bir kız evladımız şöyle demişti:
“Bu kitabı okuyuncaya kadar yaşadığım şehrin bu kadar önemli olduğunu bilmiyordum.”Bu cümleden dolayı bu kitabın ikinci sayısının basılmasını sağladık.
Umarım bu memleketin yarınlarına dokunabiliriz.
