Gazeteci Nail Azbay, "Afyon’u ağlatan adam…" başlıklı bir yazı kaleme aldı... İşte o yazı...

Birkaç ay önce Erkmen Belediye Başkanı Memduh Kuş ile bir araya geldik. 

Söz basından açıldı.

Kendisi İbrahim Yüksel’den söz etti. 

Onun habercilikteki dürüst çalışmalarından bahsedip şunu söyledi: 

 “Ben ikinizi de yapı olarak birbirinize çok benzetiyorum, eğilmeyen doğruya doğru diyen, yanlışa yanlış diyen bir yapınız var”...

İbrahim Yüksel’in ismini çok duymuştum.

Hatta Taşpınar Dergisi’nde kendisi ile yapılan bir röportajı ilgi ile okumuştum. 

Memduh Bey, İbrahim Yüksel’in artık şehir dışında yaşadığını ancak şu sıralar Afyon’da olduğunu söyleyince, “Beni tanıştırır mısınız?” dedim.

Sağ olsun bir organizasyon yaptı ve buluştuk.

Aktif gazetecilik yaptığı günlerden hatıralarını anlattı.

Keyif aldığım bir sohbet oldu. 

Kendisi bu sohbetten bir gün sonra Memduh Bey’e giderek kendi kaleme aldığı bir kitabı benim adıma imzalayarak bırakmış. 

“Önce İnsan Sonra Gazeteci Fatih Gümüş” kitabı…

Çok şaşırdım, ertesi gün gidip kitabı teslim aldım. 

Ve okumaya başladım… 

İbrahim Yüksel gibi ismini hep duyduğum fakat kim olduğu hakkında en ufak bir bilgimin olmadığı Fatih Gümüş büyüğümle bu kitap sayesinde tanıştım.

Sadece Fatih Gümüş ile değil, Afyonkarahisar basınının geçmişine doğru derin bit yolculuk yapmamı sağladı bu kitap. 

Bu yüzden İbrahim Yüksel’e bu nezaketi için teşekkür ediyorum. 

Kendisini tanımaktan büyük mutluluk duyduğum Şükrü Demirayak’a da böyle bir eserin basılmasında gösterdiği duyarlılık için teşekkür ediyorum. 

WhatsApp Image 2023-11-06 at 08.40.04

**

“Afyon’u Ağlatan Adam”…

Fatih Gümüş, Afyonkarahisar basınına 1968- 1995 yıllarında damga vurmayı başarmış bir isim olmuş. 

Gazeteciliği kamu görevi olarak görüp, etik ilkeler doğrultusunda TRT, Hürriyet gibi kurumların uzun yıllar Afyonkarahisar temsilciğini üstlenmiş. 

12 Ocak 1995 günü Uşak’ta geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetmiş Fatih Gümüş…

Mekanı cennet olsun.

O, bu dünyaya vefat ettiği gün ben 4 yaşlarında bir çocukmuşum.

Kendisini tanımak 28 yıl sonra nasip oldu. 

Kitapta Fatih Gümüş’ün vefat edişi “Afyon’u ağlatan adam” başlığı ile anlatılmış.

Vefat ettiği sabah Afyon’da “Fatih Gümüş ölmüş, doğru mu?” haberlerinin yanıtının merak edildiği, ancak o güne kadar böylesi haberlerin doğru olup olmadığının anlaşılabileceği en güvenilir kaynağın yine Fatih Gümüş olduğu işlenmiş. 

Fatih Gümüş’ün capcanlı, hayat dolu, bulunduğu ortamı şakalarıyla güldüren, haberleri ile Afyonkarahisar’daki tüm gelişmeleri Türkiye’ye aktaran, dara düşenlerin, derdi olanların derdine derman olarak gördüğü bir isim olduğu kitabın her sayfasında anlatılmış.

Afyon Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Sarlık’ın cenazenin başında o gün söylediği sözlere de kitapta yer verilmiş…

Mehmet Sarlık’ın sesinin titreyerek, Fatih Gümüş’ün gazeteciliğe başlayacak her kişiye örnek gösterilebilecek bir isim olduğunu dile getirmiş. 

İbrahim Yüksel’in Fatih Gümüş üzerine söylediği şu satırlar ise beni çok etkiledi;

“Fatih gümüş gazeteciydi ama önce insandı. O gazetecilikte meslek onurundan ve ilkelerinden kıl kadar taviz vermeyen keskin bir kalem, normal hayatında ise herkesin yardımına koşan babacan bir insandı. Gümüş, Afyon basını için sembol bir isimdi. 30 yıla yakın yerel gazetelerde ve Hürriyet’te, 21 yıldır TRT’de Afyon’un gören gözü, işiten kulağı ve söyleyen dili olarak tutturduğu istikrarlı çizgi ile Afyon basın tarihinde hak ettiği yeri aldı. Olay yerine güvenlik kuvvetlerinden bile önce gitmesi ile tanıdığımız Gümüş’ün azmi, hırsı, çalışkanlığı bugün genç gazetecilere ders olarak okutulacak niteliktedir. Gümüş’ün hayatı haberdi. Haberle yaşadı, ölümü de haber oldu. Ruhu şad olsun.”

WhatsApp Image 2023-11-06 at 08.40.06-1

**

“Gazeteciyiz Diye Dolaşan Cüceler…” 

Yine kitabın bir bölümünde bugün bile kanayan yaramız olan konuya İbrahim Yüksel, Fatih Gümüş örneği ile şöyle değiniyor: 

“Bilindiği gibi gazetecilik yüce, kutsal bir meslektir. Gümüş de meslek hayatı boyunca bu yüceliğin zirvesinden inmemiştir. Gazeteciliğin yüceliğine ulaşamayan ve cüce kalanlar bugün ortalıkta ‘gazeteciyiz’ diye dolaştıkça, Gümüş’ün yüceliği daha da erişilmez boyutlara ulaşmaktadır. Mahallede küçük bir dükkan açmak için bile “ustalık belgesi” istenen Türkiye’de ustalık belgesi istenmeyen belki de tek meslek gazeteciliktir. Yani Türkiye’de gazeteci olmak kadar kolay bir şey yoktur. Ama Fatih Gümüş olmak? Asla! Afyonkarahisar onun yokluğunu her geçen gün daha çok arıyor, ardında bıraktığı boşluk zaman ilerledikçe daha da büyüyor.”

Bu tespitler sanki o günlerde değil de bugün yazılmış gibi…

Tek fark şu…

Bugün gazeteciyim diyen “cücelerin” sayısı daha fazla… 

**

O Günlerden Bugünlere Afyon Gazeteciler Cemiyeti… 

Fatih Gümüş’ün 25-26-27 Temmuz 1988’de yayımlanan Afyon Bayram Gazetesi’ndeki şu ifadeleri de beni çok düşündürdü:

“Hayatında eline kalem almadığı halde, kendilerini gazeteci sanan matbaacıları ve amaçlarını Afyon kamuoyu çok yakından bilmektedir. Bu kişilere şunu hatırlatmak isterim ki gazetecilik matbaa ya da büroda oturmakla değil, yemeği yarım bırakıp haberin peşine takılmakla, gece yarısı sıcacık yatağından kalkıp olay yerine gitmekle, karda kışta, yağmurda çamurda korkmadan yılmadan haber peşinde koşmakla yapılır. Afyon Gazeteciler Cemiyeti üyelerinin tümünün de bütün bu çileleri göze alarak kendilerini bu mesleğe adamış kişiler olmaları, cemiyetin başkanı olarak beni gururlandırmaktadır.”

Fatih Gümüş’ün gazeteciliğe bakışını yansıtan ve dert yandığı konular bugün katlanmış durumda. 

Fatih Gümüş, “Kendilerini gazeteci sanan matbaacılar” diyerek mesleğin matbaacılar tarafından istismar edildiğinden yakınmış.

Bugün ne yazık ki telefoncusundan, emeklisine, mesleğin hiçbir cefasını çekmeyen pek çok kişi “gazeteciyim” diyerek ortalarda gezebiliyor.

Karda kışta çamurda hiçbir haberde görmediğimiz insanlar kahvaltılı ya da akşam yemeği olan tüm organizasyonlara akın ediyor. 

Öyle bir akın ediyorlar ki bizler kendimize onlardan yer bulamıyoruz. 

Afyon Gazeteciler Cemiyeti Üyeleri’nin tamamının gazeteciliğin cefasını çeken kişilerden oluştuğundan söz etmiş Fatih Gümüş…

Kendini bu mesleğe adayan kişilerin cemiyetin yönetiminde olduğundan bahsetmiş

Bugün için aynı şeyi söyleyebilir miyiz?

Cemiyetimizin yönetiminde bulunan bazı kişilerin en son hangi habere gittiğini sorsak nasıl bir yanıt alırız? 

Hatta daha da ötesine geçsek hayatları boyunca kaç habere gitmiş olabilirler ki? 

Neyse konuşmayayım. 

Büyüklerimi kızdırmayayım. 

**

Fatih Abi’yi tanımasam da bu kitap bana çok şey kattı. 

Kendisinin boşluğunu doldurmamız imkanız, ama onun bizlere emanet ettiği bayrağı bizler daha ileriye taşımak için gayret edeceğiz. 

Allah bizleri de her daim Fatih Abi gibi bu şehrin gören gözü, işiten kulağı ve söyleyen dili kılsın. 

Bu şehre ve Afyon basın tarihine kalemlerimizle hizmet etmeyi nasip etsin. 

Kalemin onurunu, namusunu her daim koruyan ve bu istikamette yol alanlardan kılsın.

Ve İbrahim Yüksel gibi kaybettiği arkadaşını kitaplarla yaşatan güzel, samimi dostlar nasip etsin. 

Amin.