Gazeteci Nail Azbay, "Mızıkçılık Yapmayın" başlıklı bir yazı kaleme aldı. İşte o yazı...

AK Parti Afyonkarahisar İl Başkanlığı dün eşi benzeri görülmemiş bir “eyleme” imza attı. Partinin basın açıklamalarını basın kuruluşlarına ulaştırmak için kurduğu WhatsApp grubundan bir anda Afyon Postası’nı çıkarıverdiler.
Hem de il yönetim kurulunun, il başkanının ve milletvekillerinin ortak kararıyla…
Yok artık demeyin.
Ciddiyim.
Yani bu kadar insan böyle bir karar vermek için toplanmış, tartışmış ve bu karara varmış.
Bir tanesi de çıkıp, “Ya biz ne yapıyoruz, bu mu bizim derdimiz, biz bu şehrin derdine deva olmak için buradayız.” dememiş…

WHATSAPP GRUBUNDAN ATMALARININ ÜÇ GEREKÇESİ

Bir yanlışlık mı oldu acaba diye soralım yine de dedik. AK Parti’nin Tanıtım Medya Başkanı Halil İbrahim Sevim’i aradık, telefonumuzu açmadı.
İl Başkanı Turgay Şahin’i aradık, açmadı.
İşleri vardır dedik, Halil İbrahim Sevim’e mesaj ile neden böyle bir şey olduğunu sorduk.
Bir saat sonra geri döndü.
Özetle şunları söyledi:
-CHP’li meclis üyesinin bavul dolusu para aldığı ile ilgili görüntülerin yerel ve ulusal basında çıktığını, Afyon Postası’nın “Belediye soruşturma başlatılması için Valiliğe başvurdu” diye haber yaptığını, burada belediyeyi mağdur gösterdiğini söylemiş.

Halil İbrahim Sevim de il başkanı gibi hafızasında hatırlama sorunu yaşıyor sanırım.
Afyon Postası’nda böyle bir haber hiç yapılmadı.
Kendisi böyle bir haberi bulup bana gönderirse bugün bu işi bırakmaya hazırım. Bulamazsa, kendisi iftira attığı için özür dileme erdemini gösterir mi?
Pek sanmıyorum.
Afyon Postası okurları çok iyi biliyor ki, olayla ilgili internetteki iddia niteliğindeki görüntüleri olduğu gibi kamuoyu ile paylaştık. Daha sonra belediyenin, AK Parti’nin, CHP’nin, söz konusu videodaki meclis üyesinin ve valiliğin bu konudaki açıklamalarını da olduğu gibi duyurduk. Yani kim konuştuysa herkesin açıklamasını okuyucularımızla paylaştık.
Halil İbrahim Sevim gerekçeleri sıralamaya devam etmiş.
Bence asıl sebebi sona saklayarak şunları yumurtlayıvermiş:

  • İl Başkanlığının ve vekillerin çalışmaları için bizlere gönderilen basın bültenlerini yayınlarken kendilerini “iğreti” eden başlıklar atıyorsunuz. Hem de defalarca bunu yapıyorsunuz.
  • Vatandaşların bu haberlere “menfi (olumsuz)” yorum yapmasına zemin hazırlıyorsunuz.

Bu üç “gerekçe” kapsamında bizim gruptan atılma kararımız verilmiş.
Yayınladığımız tüm haberlerin tamamı AK Parti İl Başkanlığı ya da vekillerin danışmanları tarafından bize gönderilen haber metinleriydi.
Kendi gönderdikleri metinlerde söylemedikleri hiçbir şeyi söylemiş gibi yayınlamadık.
Ne dedilerse onu yayınladık.
“Başlığa o cümleyi çekmişsin, bu cümleyi çekmişsin,” diyorlar.
-Ne yapsaydım, sana mı sorsaydım hangi başlığı atayım diye?
-Bu mu istediğiniz?
Gelelim vatandaşın yorumlarına…
Vatandaşın yorumuna tahammülünüz yoksa neden oradasınız?
Bu görüşmeyi haberleştirdikten sonra Halil İbrahim Bey, konuşmanın tamamını yayınlamadığımızı öne sürüp sosyal medya hesabından benim kendisine sorduğum soruya "açık yüreklilikle" cevap verdiğini söylemiş.
Sonrasında da “CHP Postası” gibi içi boş sözlerle bize saldırmış.
Telefonumu açmaya "açık yüreklilik" gösteremeyen Halil İbrahim Sevim’in “açık yüreklilikle” gönderdiği mesajı noktasına dokunmadan aşağıya bırakıyorum.

Ekran Resmi 2025 10 15 08.03.03

BÖYLE ÇATIŞAN BİR YÖNETİM HATIRLAMIYORUM

AK Parti’nin bu şehirdeki pek çok il başkanını hatırlıyorum.
Burhanettin Çoban… Mehmet Zeybek… Hüseyin Sezen… Hüseyin Ceylan Uluçay…
Turgay Şahin dönemi kadar çatışmacı bir dönem ben hatırlamıyorum.
Turgay Şahin ve yönetiminin bu çatışma şevkinin sebebi ne, merak ediyorum.
Partisini yönetemediği için mi bu kadar tepkili?
Üye kaybı mı var, bu alanda sınıfta kaldı da genel merkezden fırça mı yedi… Bu yüzden mi bu hırçınlık?
Tabana inmeyi beceremediği için mi bu kadar üst üste iletişim hatası yapılıyor?

MIZIKÇILIK YAPMAYIN

Bu kararı alanlara seslenmek istiyorum.
Bu yaptığınız bir değil, iki değil…
Canınız sıkılınca bize tepki göstermeyi bırakın artık.
Halka kulağınızı tıkamayı bırakın.
Görevinizin gerektirdiği olgunluğu gösterin.
En ufak bir eleştiride “Ben oynamıyorum.” derseniz, sizinle kimse oynamaz.
Mızıkçılık yapmayın.
Siyaset çatışma yeri değil, çözüm yeridir.
Bu yaptığınız hata değil, yanlıştır!
Artık kendinize gelin.
Son olarak, bu yaşananlar bana bir sözü hatırlattı.

AK Parti döneminin eski Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Ömer Dinçer, “Devlet ile İnsan Arasında” isimli bir kitap yazmış.

Şöyle demiş bu kitabında:

“… Güç ne kadar artarsa yozlaştırıcı etkisi de o kadar artar. İnsan ne kadar yozlaşırsa gücünü kaybetme korkusu o kadar çoğalır. Gücünü kaybetme korkusu ne kadar yüksekse kötülük ve zulüm o kadar fazla olur.”

Sizde bir gün bir kitap yazarsanız bilin istedim.