Okulların açılmasıyla birlikte milyonlarca öğrenci yeniden sınıflarına dönerken uzmanlar aileleri akran zorbalığı konusunda dikkatli olmaya çağırıyor.
Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Çocuk Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği Eğitim Görevlisi Prof. Dr. Esra Çöp, zorbalığa maruz kalan çocuk ve ergenlerin yaşadıklarını ailelerine söylemekten çekinebileceklerini belirtiyor.
Özellikle siber zorbalık yaşayan çocuklar, telefon veya bilgisayar kullanımının kısıtlanacağını düşünerek sessiz kalabiliyor. Çocuklar öğretmenlerine anlatmaları durumunda ise arkadaşları tarafından etiketlenmekten veya güçsüz görülmekten endişe edebiliyor.
Bu belirtilere dikkat
Akran zorbalığı yaşayan çocuklarda bazı davranış değişiklikleri görülebiliyor. Uzmanların ailelerin dikkat etmesini istediği belirtiler arasında okula gitmek istememe, ders başarısında gerileme, sabahları kalkmak istememe, arkadaşlardan uzaklaşma ve içe kapanma bulunuyor.
Okula gitme isteksizliğine karın ve baş ağrısı gibi fiziksel şikâyetler de eşlik edebiliyor. Yeme davranışında değişiklikler de görülebiliyor.
“Sana vurana sen de vur” demeyin
Zorbalığa maruz kalan çocuğa ailenin yaklaşımı da önem taşıyor. Yozgat Şehir Hastanesinden Uz. Dr. Tuğba Yalvaç, anne ve babaların çocuklarını soğukkanlı ve hassas bir şekilde dinlemesi gerektiğini belirtiyor.
Ailenin aşırı tepki göstermesi çocuğun utanmasına ve yaşadığı sorunu gizlemesine yol açabiliyor. Uzman ayrıca çocuğa “Sana vurana sen de vur” şeklinde yaklaşılmasının yanlış olduğuna dikkat çekiyor.
Aile ve okul birlikte hareket etmeli
Akran zorbalığının çözümünde yalnızca çocuğun veya ailenin sorumluluk üstlenmesi yeterli görülmüyor. Uzmanlar aile ile okul arasındaki iş birliğinin güçlü olması gerektiğini vurguluyor.
Çocukların zorbalığın ne olduğunu öğrenmesi, böyle bir durumla karşılaştıklarında kimden ve nasıl yardım isteyebileceklerini bilmesi önem taşıyor. Okullardaki rehberlik birimleri de bu sürecin önemli parçalarından biri olarak gösteriliyor.
Siber zorbalık da gündemde
Akran zorbalığı artık yalnızca okul koridorları veya sınıflarla sınırlı değil. Dijital ortamlardaki risklere karşı da çalışmalar yürütülüyor.




