Açıklamasının başında geçtiğimiz günlerde yaşanan okul saldırılarında hayatını kaybeden çocuklar ile öğretmen Ayla Kara’ya rahmet dileyen Olgun, eğitim kurumlarında artan güvenlik kaygılarının artık münferit olaylar olarak görülemeyeceğini söyledi. Çocukların okula korkuyla gitmesinin, velilerin ise endişe içinde kalmasının ciddi bir sistem zaafına işaret ettiğini belirten Olgun, yetkililerin yalnızca olaylardan sonra değil, olaylar yaşanmadan önce harekete geçmesi gerektiğini ifade etti.
“İl Özel İdaresi iddiaları vicdanları yaralıyor”
Olgun, Afyonkarahisar’da eğitimde yaşanan güvenlik sorunlarının ardından bu kez kamu kurumlarında liyakat tartışmalarının gündeme geldiğini söyledi. Yerel basında yer alan İl Özel İdaresi’nde “el altından torpilli personel alımları yapıldığı” yönündeki iddiaların son derece vahim olduğunu belirten Olgun, işsizliğin arttığı, gençlerin umut aradığı bir dönemde kamu kadrolarının eşe dosta ya da siyasi referanslara göre dağıtıldığı yönündeki her iddianın toplum vicdanını yaraladığını kaydetti.
Olgun açıklamasında, “Kamu kurumları birilerinin arka bahçesi değil, milletin ortak evidir. Eğer bu iddialar doğruysa bu durum sadece hukuki değil, aynı zamanda ahlaki bir çöküştür. Eğer doğru değilse de yetkililerin derhal çıkıp kamuoyunu tatmin edecek açık ve şeffaf bir açıklama yapması zorunluluktur. Biz, işin iç yüzü ortaya çıkana kadar bu iddianın peşini bırakmayacağız” ifadelerini kullandı.

“Afyon yatırım listelerinde neden yok?”
Olgun, Afyonkarahisar’ın büyük yatırım projelerinde, sanayi ve teknoloji odaklı gelişim planlarında yer bulamamasının artık tesadüfle açıklanamayacağını da savundu. Şehrin stratejik konumu, lojistik avantajları ve üretim potansiyeline rağmen yatırım listelerinde yer almamasının ciddi bir planlama eksikliği ve irade yetersizliği gösterdiğini belirten Olgun, Mega Endüstri Bölgeleri planlamasında da Afyonkarahisar’ın listede olmamasının önemli bir kayıp olduğunu dile getirdi.
Aynı şekilde ihracat rakamlarındaki gerilemenin ve sanayi gelişmişliği sıralamalarındaki düşük konumun da bu tabloyu desteklediğini ifade eden Olgun, yüksek hızlı tren projesiyle ilgili sürekli değişen tarihler nedeniyle kamuoyunda güven kaybı oluştuğunu söyledi. Şehirde yolların hâlâ can almaya devam ettiğini, altyapı sorunlarının çözülemediğini ve adalet hizmetlerine erişimde aksaklıklar yaşandığını belirtti.
Çiftçi ve üretici için uyarı
Tarımsal üretimde yaşanan zorluklara da değinen Olgun, çiftçinin artan maliyetler karşısında ayakta kalmakta zorlandığını ifade etti. Su kaynaklarının verimli kullanılması, sulama altyapısının güçlendirilmesi ve üreticinin finansmana erişiminin kolaylaştırılmasının artık ertelenemeyecek başlıklar olduğunu kaydeden Olgun, mazot, gübre, yem ve enerji maliyetleri yükselirken üreticinin gelirinin aynı hızda artmamasının kırsalda üretim motivasyonunu zayıflattığını söyledi. “Üreticinin tarladan kazandığını girdiye vermesi sürdürülebilir değildir” dedi.
Emekli, esnaf ve gençler için ekonomik tablo ağırlaşıyor
Ekonomide yaşanan sıkışmanın doğrudan vatandaşın sofrasına, pazar filesine ve yaşam standardına yansıdığını belirten Olgun, özellikle sabit gelirli kesimlerin ağır bir geçim baskısı altında olduğunu söyledi. Emeklilerin maaşlarını ay ortasına gelmeden temel ihtiyaçlara harcamak zorunda kaldığını, kira, elektrik, doğalgaz, ilaç ve gıda giderleri karşısında zorlandığını ifade etti. Nominal artışlar yapılsa da market raflarındaki fiyat artışları ve faturalardaki yükseliş nedeniyle bu artışların kısa sürede etkisiz kaldığını savundu.
Olgun, Afyonkarahisar özelinde de esnafın daralan talep nedeniyle satışlarının zayıfladığını, vatandaşın zorunlu harcamalar dışında tüketimi ertelediğini söyledi. Küçük işletmelerin artan kira ve maliyet baskısı altında ayakta kalma mücadelesi verdiğini belirten Olgun, genç işsizliği, nitelikli istihdam eksikliği ve göç eğiliminin de ekonomik sıkışmanın başka bir boyutu olduğunu kaydetti.

Şehirleşme ve sağlık alanındaki iddiaları da gündeme taşıdı
Açıklamasında şehirleşme ve yaşam kalitesine ilişkin sorunlara da yer veren Olgun, trafik yoğunluğu, plansız yapılaşma, otopark yetersizliği, bazı bölgelerdeki altyapı eksikleri ve gençlere yönelik sosyal alanların sınırlı kalmasının günlük yaşamı zorlaştırdığını söyledi. Bir şehrin yalnızca yollarla değil, kamusal alanları, kültür-sanat imkanları ve yaşanabilir çevresiyle gelişeceğini vurguladı.
Sağlık alanında ortaya atılan iddiaların da ciddiyetle ele alınması gerektiğini belirten Olgun, yerel basında sağlık çalışanlarına yönelik mobbing, kurum içi huzursuzluk, yöneticiler arasında kriz ve bir sağlık çalışanının baskı sonucu intihar girişiminde bulunduğuna dair iddiaların kamuoyunda büyük endişe yarattığını ifade etti. Bu kadar ağır iddialar gündemdeyken yetkili makamların sessiz kalmasının kabul edilemez olduğunu söyledi.
“Bu meseleler siyaset üstüdür”
Olgun, açıklamasının sonunda güvenlikten ekonomiye, sağlıktan yatırımlara kadar birçok alanda ciddi sorunların biriktiğini savunarak, çözüm için gerçekçi, planlı ve samimi bir yönetim anlayışına ihtiyaç olduğunu dile getirdi. Tüm yetkilileri sorumluluk almaya, şeffaf olmaya ve somut adımlar atmaya davet eden Olgun, “Bu meseleler siyaset üstüdür; doğrudan vatandaşın can güvenliği, refahı ve geleceği ile ilgilidir” dedi.

