Aladağ, "Fiyatı açıklayıp görevinizi tamamladığınızı düşündünüz; ancak ürününü bekletecek deposu, borcunu çevirecek sermayesi olmayan çiftçiyi tüccarın insafına bıraktınız. Üreten kazanamadı, geçen sezonun borcunu dahi kapatamadı. Şimdi yeni ekim dönemi kapıda. Gübre, mazot ve tohum peşin para; ürünün geliri ise aylar sonra. Geçen sezondan borçlu çıkan çiftçinin yeniden ekim yapacak sermayesi kalmadı. Önünde iki yol var: Ya tarlasını ekmeyecek ya da bankaya, tüccara, tefeciye mahkûm olacak. Her iki yolun sonunda da üretim azalacak, ithalat artacak ve gıda güvenliğimiz daha büyük bir tehdit altına girecek" ifadelerini kullandı.
"Çiftçiyi daha tohumu toprağa atmadan faize teslim etmeyin"
Aladağ, çözüm önerisini şöyle sıraladı: "Çiftçiye nasihat değil, üretim sermayesi verin. Planlanan ürüne göre tohumunu, gübresini ve mazotunu ekimden önce sağlayın; bedelini hasatta ürününden mahsup edin. Çiftçiyi daha tohumu toprağa atmadan faize teslim etmeyin. Üretmesini istiyorsanız önce üretimin şartlarını oluşturun."
"Tarım politikası tarlanın bilançosuyla ölçülür"
Aladağ, "Tarım politikası kürsüdeki sözlerle ve dağıtım törenlerindeki fotoğraflarla değil, tarlanın bilançosuyla ölçülür. Çiftçi ekemiyorsa destek yetersizdir; maliyetini karşılayamıyorsa açıklanan fiyat yanlıştır. Üretici borca gömülürken 'çiftçimizin yanındayız' demek, tarladaki gerçeği değiştirmez. Bugün borsada tarım şirketleri üzerinden vurgun yapılıyor; tarlada ise çiftçiye borç, faiz ve çaresizlik kalıyor" dedi.
"Ekim vakti geldi, çiftçiyi kara bir düşünce sardı"
Aladağ, "Ekim vakti geldiğinde çiftçinin aklında artık yalnızca bereketli bir hasat umudu yok; 'Bu yıl nasıl ekeceğim, borcumu nasıl ödeyeceğim, ailemi nasıl geçindireceğim?' soruları var. Tarlasını ekmek isteyen ama sermayesi yetmeyen, ürettiği halde borcunu kapatamayan çiftçinin her geçen gün yükü biraz daha ağırlaşıyor. Toprağa atılan her tohumun ardında borç, faiz, maliyet ve geçim kaygısı büyüyor. Çiftçinin kara düşüncesi işte tam da burada başlıyor. Çünkü çiftçi için mesele artık sadece üretmek değil; üretebilmek, ayakta kalabilmek ve emeğinin karşılığını alabilmek meselesidir" diyerek sözlerini tamamladı.




