Anahtar Parti Afyonkarahisar İl Başkanı Üzeyir Aladağ açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“İKİNCİ DALGA OPERASYON: ASIL SORU DENETİM NEREDEYDİ?”
“Afyonkarahisar Devlet Hastanesi’nde bugün gerçekleştirilen ve aralarında doktorlar, hastane çalışanları ve iş insanlarının bulunduğu yaklaşık 15 kişinin gözaltına alındığı ikinci dalga operasyon, kamuoyunun önüne yalnızca adli bir soruşturmayı değil, aynı zamanda çok ciddi bir denetim ve yönetim sorusunu getirmiştir.
Çünkü bugün yaşananlar ilk kez yaşanmıyor.
Temmuz 2025’te Afyonkarahisar Devlet Hastanesi çalışanlarının da aralarında bulunduğu 18 kişinin gözaltına alındığı bir operasyon gerçekleştirilmiş; soruşturma kapsamında doktorlara ait imzaların taklit edilerek bazı narkotik ilaçların yasa dışı yollarla temin edildiği ve üçüncü kişilere satıldığı iddiaları gündeme gelmişti. İlk soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamenin kabul edildiği ve yargılamanın devam ettiği de kamuoyuna yansımıştı.
Bugün ise aynı dosya kapsamında ikinci dalga operasyon gerçekleştirilmiştir.
İşte tam da burada soruyoruz:
2025'TEKİ İLK OPERASYONDAN SONRA NE DEĞİŞTİ?
Bir kamu hastanesinde böylesine ciddi iddialar ortaya çıktıktan sonra kurum içerisinde hangi tedbirler alındı?
Reçete ve ilaç süreçleri yeniden gözden geçirildi mi?
Doktor imzaları ve narkotik ilaçların temin, kullanım ve kayıt süreçleri daha sıkı şekilde denetlendi mi?
Ve en önemlisi:
Bugün ikinci kez operasyon yapılmasına neden olan yapı, kurumun kendi denetim mekanizmaları tarafından neden daha önce tespit edilemedi?
Anahtar Parti olarak hiç kimseyi, hakkında kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmadan suçlu ilan etmiyoruz.
Masumiyet karinesi herkes için geçerlidir.
Ancak masumiyet karinesi, kamu kurumlarının denetim sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Bir kamu hastanesinde suç işlendiği iddiası ile bu iddiaların kurum içindeki denetim mekanizmaları tarafından fark edilmemesi birbirinden farklı meselelerdir.
Birincisinin muhatabı yargıdır.
İkincisinin muhatabı ise idari denetim ve yönetim mekanizmalarıdır.
“BU KADAR BÜYÜK BİR KURUMDA DENETİM NASIL BU KADAR ZAYIF KALDI?”
“Afyonkarahisar Devlet Hastanesi, binlerce çalışanın görev yaptığı, her gün çok sayıda vatandaşımızın sağlık hizmeti aldığı büyük bir kamu kurumudur.
Böylesine büyük bir kurumda özellikle narkotik ilaçlar, reçeteler, doktor imzaları ve tıbbi kayıtlar gibi alanlarda çok güçlü kontrol mekanizmalarının bulunması gerekir.
Eğer 2025 yılında bir operasyon yapılmışsa, bugün aynı soruşturmanın ikinci dalgası gerçekleşiyorsa, artık yalnızca “kimler gözaltına alındı?” sorusunu sormak yeterli değildir.
Asıl sorulması gereken şudur:
Bu süreç nasıl bu noktaya kadar gelebildi?
Denetim mekanizmaları nerede devre dışı kaldı?
Kurum yönetimi hangi aşamada neyi fark etti, neyi fark edemedi?
İlk operasyonun ardından gerekli idari tedbirler gerçekten alındı mı?”
“SİYASETÇİLER ZİYARET EDİYOR, KAMUOYU İLGİ GÖSTERİYOR; PEKİ DENETİM NEREDE?”
“Afyonkarahisar Devlet Hastanesi, kentimizin en önemli kamu kurumlarından biridir.
AK Parti milletvekilleri ve teşkilat yöneticilerinden, siyasi parti temsilcilerine, kamu yöneticilerinden çeşitli heyetlere kadar pek çok kişinin ziyaret ettiği ve kamuoyunun sürekli gündeminde olan böylesine görünür bir kurumda, bu kadar ciddi iddiaların kurumun kendi denetim sistemi içerisinde daha önce fark edilmemiş olması ayrıca sorgulanmalıdır.
Burada herhangi bir siyasetçiyi veya kişiyi suçlamıyoruz.
Tam tersine sorumluluğun kişiselleştirilmeden, kurumsal olarak araştırılmasını istiyoruz.
Çünkü mesele birkaç kişinin kim olduğu değildir.
Mesele, bu kişilerin böyle bir eylemi gerçekleştirebildikleri iddia edilen ortamın nasıl oluştuğudur.
Devlet kurumlarında denetim, suç ortaya çıktıktan sonra başlayan bir süreç olmamalıdır.
Denetim, suçun ortaya çıkmasını engelleyen mekanizmadır.
Eğer denetim ancak emniyet soruşturması, teknik takip, sanık ifadeleri ve dijital materyaller üzerinden yapılan adli çalışmalar sonucunda sonuç verebiliyorsa, kamu kurumlarımızdaki iç denetim sistemini de masaya yatırmak zorundayız.”
“KİMSE KAMU KURUMUNDAN DAHA BÜYÜK DEĞİLDİR”
“Anahtar Parti olarak bizim yaklaşımımız nettir:
Ne bir kamu kurumunun tamamının birkaç kişinin iddiası üzerinden zan altında bırakılmasını kabul ederiz, ne de kamu kurumlarında ortaya çıkan ciddi iddiaların yalnızca birkaç kişinin üzerine yıkılarak kurumsal sorumlulukların görmezden gelinmesini doğru buluruz.
Bu nedenle Sağlık Bakanlığı ve ilgili idari makamlar tarafından kamuoyunun cevaplandırılması gereken sorular vardır:
2025 yılındaki ilk operasyonun ardından hastanede hangi idari tedbirler alınmıştır?
Reçete ve narkotik ilaç süreçlerinde hangi ek denetimler yapılmıştır?
Doktor imzalarının ve reçete işlemlerinin kontrolü nasıl gerçekleştirilmektedir?
İlk soruşturmanın ardından kurum içerisinde idari inceleme ve denetim yapılmış mıdır?
Yapıldıysa hangi sonuçlara ulaşılmıştır?
Bugünkü ikinci dalga operasyonun ortaya çıkardığı iddialar neden kurumun kendi denetim mekanizmaları tarafından daha önce tespit edilememiştir?
Hastane yönetiminin ve ilgili idari birimlerin bu süreçte herhangi bir sorumluluğu bulunup bulunmadığı araştırılmış mıdır?
Bu soruların sorulması ne bir kuruma saldırıdır ne de sağlık çalışanlarımızın tamamını zan altında bırakmaktır.
Tam tersine; Kamu kurumlarına olan güveni korumanın yolu sorunları görmezden gelmek değil, sorunların üzerine kararlılıkla gitmektir.
Bugün ikinci dalga operasyon yapılıyorsa, birinci dalgadan sonra hangi derslerin çıkarıldığı ve hangi tedbirlerin alındığı da kamuoyuna açıklanmalıdır.
Çünkü devlet kurumlarında makam sahibi olmak yalnızca yönetmek değil; denetlemek, önlemek, hesap vermek ve kamu güvenini korumaktır.
Anahtar Parti olarak talebimiz açıktır:
Şeffaflık.
Etkin denetim.
Liyakat.
Hesap verebilirlik.
Ve hiçbir makamın, hiçbir kişinin, hiçbir ilişkinin kamu denetiminin üzerinde görülmemesi.
Afyonkarahisar halkı gerçeği bilmek hakkına sahiptir.”



