Çakır, "Cumhuriyet Halk Partili ve Yeni Partili belediye başkanlarının, milletvekillerinin yolsuzlukları cezalandırıldığı ve kamuoyuyla paylaşıldığı gibi, AK Partili siyasetçiler ve bürokratların da karıştığı yolsuzluklar ve vurgunlar varsa ceza verilmelidir; durumları kamuoyuyla paylaşılmalıdır" ifadelerini kullandı.
"160 küsur milyonluk servet nasıl edinildi?"
Çakır, "Ülkemizde son bir haftadır neredeyse tek gündem fon vurgunudur. Bu konunun gündemin birinci maddesi olmasının temel nedeni, vatandaşlarımızın içinde bulunduğu ekonomi şartlarıdır. Ay sonunu getiremeyen sabit gelirli, vergisini denkleştiremeyen küçük işletme sahibi, üreteceği mal ve hizmetin maliyetini bile karşılayamayan sanayi ve iş adamı, cebindeki harçlık kantindeki tosta yetmeyen öğrenci toplumumuzun çoğunluğunu oluştururken milletimiz soruyor: 160 küsur milyonluk servet nasıl edinildi, bu servetten nasıl 2 milyar TL kazanıldı?" dedi.
"Adı geçen siyasetçi 600 kişiden biri"
Çakır, "Fon vurgununda adı geçen siyasetçi, muhafazakâr bir görüntüye sahip olduğu için çokça yazılıp çiziliyor. Evet, adı geçen siyasetçinin muhafazakâr vitrinle tamahkâr bir yaşam tarzı benimsediği belli oluyor. Bununla birlikte hatırlatmak isteriz ki, adı geçen siyasetçi 600 kişiden biri. 20 milyar dolarlık fon vurgununda diğer 599 kişinin de üzerlerine aynı tonda gidilmesi gerekir. Yoksa 'senin foncun, benim foncum' tartışması ile ülkemiz kaybeder, gelecek nesillerimiz kaybeder" ifadelerini kullandı.
16 maddelik fon vurgunundan çıkış reçetesi
Çakır, Genel Başkan Dr. Fatih Erbakan'ın hazırladığı 16 maddelik fon vurgunundan çıkış reçetesini de kamuoyuyla paylaştı:
- Fon yatırımcılarının kâr/zarar raporu alınarak en yüksek kârdan en düşük zarara doğru sıralanması, şüphelilerin hızlıca tespit edilmesini sağlayacaktır.
- Fonlardan çıkarılan paraların akıbeti MKK, MASAK ve BDDK kayıtları üzerinden hızlıca incelenmeli; kripto paralardaki hesap hareketleri de göz ardı edilmemelidir.
- Şüpheli kişi ve kurumların aktif ve pasif tapu kayıtları ile mal varlıkları incelenmeli, gerekli hallerde dondurma tedbirleri uygulanmalıdır.
- Etkin bir ihbarcı koruma ve ödül sistemi getirilmelidir.
- Uluslararası iş birlikleri harekete geçirilmeli; INTERPOL, EUROPOL, FATF, Egmont Grubu, UNODC/GPML, StAR ve FinCEN gibi kurumlara başvurularak yurt dışına haksız para transferi yapanlar için yaptırım talep edilmelidir.
- Yüzyılın Dolandırıcılığı için özel kanun ihdas ederek cezai yaptırımlar artırılmalıdır.
- Sorumluluk makamında olduğu halde sürece seyirci kalan tüm bürokratlar açığa alınmalıdır.
- Tedbirlerin kaldırılması kamuoyunda kaygı yaratmaktadır. Tedbir kaldırılıyorsa, ilgili kişi veya kurum hakkında suçlu ya da suçsuz olduğuna dair gerekçeli sonuç açıklanmalıdır.
- Fon dolandırıcılığında sorumluluğu tespit edilenler, SPK'nın 106. maddesi kapsamında yargılanmalıdır.
- Insider trading yoluyla haksız kazanç sağlayanlar hakkında 3 yıldan 5 yıla kadar hapis ve elde edilen menfaatin en az iki katı adli para cezası uygulanmalıdır.
- Uluslararası literatürde Clawback olarak isimlendirilen uygulama ile fondan haksız kâr elde edenlerden tahsilat yapılmalıdır.
- Borsa İstanbul'da tasfiyedeki fonlara ya da hisselere yatırım yapmamış yatırımcıların zararları oluşmuşsa, bu dolandırıcılığın sorumluları tarafından karşılanmalıdır. Bunun için 17 Eylül tarihi referans alınmalıdır.
- Yatırımcı tazmin sisteminde köklü değişikliğe gidilmeli; ABD'de 250.000 USD, Avrupa'da 100.000 Euro olan tazmin tutarı Türkiye'de 2.065.145 TL'dir. Bu tutar en az 5.000.000 TL'ye çıkarılmalıdır.
- Fonların tasfiye süreci haftalık olarak yatırımcılara bildirilmelidir.
- Katılımevim ve Birevim'in Emlak Katılım Bankası bünyesine alınması halinde kamu zararı oluşturulmamalıdır. Değerleme en az 3 bağımsız denetim kuruluşu tarafından yapılmalı ve bunlardan en az biri uluslararası ölçekte faaliyet gösteren bir kuruluş olmalıdır. Oluşabilecek zarar 86 milyon vatandaşın vergilerine yüklenmemelidir.
- Fon dolandırıcılığı sebebiyle bürokraside sermaye piyasalarına odaklanma söz konusudur. Bu süreçte bankaların gözetim ve denetimi elden bırakılmamalıdır.
- 1 Ekim 2026'da başlayacak olan Yeni Yasama Yılı'nda ilk iş olarak Meclis Araştırma Komisyonu kurulmalıdır.
- Alanında uzman akademisyenlerden destek alma vaktidir. Finans, ekonomi, muhasebe, denetim, veri analizi, kriminoloji, sosyoloji ve psikoloji alanında uzman ve tarafsız akademisyenlerden müteşekkil bir bilim kurulu oluşturulmalıdır.
"İktidar şeffaf olmalı, yapamıyorsa istifa etmelidir"
Çakır, sözlerini şöyle tamamladı: "İktidar, bu sürece destek olduğu yönünde milletimizi ikna etmeli, şeffaf ve tarafsız olmalı, yapamıyorsa istifa etmelidir. Siyaset dahil olmak üzere sürecin önü hiçbir mekanizma ile tıkanmamalıdır."





