Afyon Postası, başarı hikâyelerini belgesel tadıyla sizlerle buluşturmaya devam ediyor. İşte Oruçoğlu Yağ’ın hikayesini Genel Müdür Rıfat Tekbaş’dan dinleyelim:  

TÜRKİYE’DEKİ SAYILI YAĞ FABRİKALARINDAN BİRİYİZ

İsmim Rıfat Tekbaş, Kimya Mühendisiyim. 41 yıldır yağ sektöründe çalışıyorum. Yağ sektörünün hem idari olarak hem de sektör olarak her aşamasında çalıştım. O bilgi birikimleri işte bugün bizi buraya getirdi. Vardiya Mühendisi olarak başladığım mesleki hayatımı şimdi işte bir CEO, bir genel müdür ve bir hissedar olarak devam ettiriyorum. Oruçoğlu Yağ Fabrikası, 1968 yılında Oruçoğlu Ailesi tarafından kuruldu. Oruçoğlu Ailesi o günkü fabrikayı kurarken 5 ton/gün kapasiteyle kurdu. Sonra şehir merkezinde çevre problemlerinden dolayı organizeye taşındı. Organizede kapasitesi 100 tona çıkarıldı rafineri kapasitesi. Benim Oruçoğlu Ailesi'ne katılmamla birlikte 150 ton kapasiteye çıkardık. Daha sonra birkaç yıl önce rafineri kırma kapasitesini 300 tondan 700 tona, rafineri kapasitesini de 150 tondan 330 tona çıkardık. Böylece fabrika içinde iki tane fabrika olmuş oldu. Türkiye'de sayılı yağ fabrikalar içinde yer alıyoruz. Çevremizdeki çiftçilerden hemen hemen herkesten yağ alabiliyoruz. Örneğin Afyon çiftçisinin tamamı ayçiçeği ekse tamamı satın alma kapasitemiz var. Bu sene 75 bin ton Oruçoğlu, 75 bin ton da Tarım Kredi Kooperatifi olmak üzere toplam 150 bin ton çekirdek işliyoruz. Oruçoğlu Yağ cirosu geçen sene, 2022 yılında 2 milyar dolar civarındaydı. Bu sene hedeflerimizi tutturabilirsek 2,5 milyar TL ciro yapmayı hedefliyoruz.

WhatsApp Image 2023-04-09 at 14.55.22

1998’DEN BERİ ORUÇOĞLU’NDAYIM

Ben Ayvalık'tan geldim buraya. Ayvalık’ta zeytinyağcıydım orada. Sonra Oruçoğlu ailesinden Celal Oruç'la tanıştım. Celal Oruç'la bir gün sohbet ederken "Ya abi" dedi benimle biraz yaşça küçük. Biz de bir fabrikamız var ama yönetme şeklimiz doğru mu değil mi? Ne yapıyoruz, ne ediyoruz? Hızla büyüyoruz ama ne yaptığımızı biraz bilmiyoruz sanki." dedi. "Bizi bir inceler misin?" dedi. Geliş o geliş. Ve tamı tamına 1998'den beri Oruçoğlu'nayım. 

BİZİM SIRRIMIZ DİJİTALLEŞME VE DÜNYAYI TAKİP ETME

Sırrımız inovasyon, kalite, ARGE, dijitalleşme ve dünyayı takip etme, rakipleri takip etme. Tabii asla kaliteden ödün vermemem. O bağlamda Oruçoğlu Yağ Fabrikası'nın Türkiye'de, sadece Türkiye'de değil, dünyada hangi sistemler varsa tamamına sahip. O sistemlerin tamamını, hatta bir kısmı da ileride. Aklınıza gelebilecek çevre yönetim sistemleri, kalite sistemleri, iş güvenliği, onun dışında Kosher sertifikası gibi spesifik sertifikalar, ihracatla ilgili bütün dokümanlar bizde mevcut. Açık ara kendimizi önde hissediyoruz. 

WhatsApp Image 2023-04-09 at 14.55.26

BURADA YETİŞMİŞ, BİRÇOK YERDE GENEL MÜDÜR VE ÜST DÜZEY YÖNETİCİ ÇALIŞANIMIZ VAR

41 yıl boyunca, işte arkadaşlarım bilir, sürekli bilgiyle doldurdum arkadaşlarımı, sürekli ama. Ve şu anda yetişmiş birçok yerde genel müdür, müdür ve üst düzey yönetici olan birçok stajyerim ve çalışanımız var. Bunda gurur duyuyorum. Buna devam edeceğiz. Burada mesela Afyon Kocatepe Üniversitesi'nin hocaları çok iyi bilir ki kimya bölümü, gıda bölümü, burayla ilgili olan bölümler. Burası onlar için bir okul. İstedikleri zaman gelirler, gezerler, tozarlar, stajlarını yaparlar, bilgi alırlar. Bunun yaygınlaşmasını istiyoruz. Bunu sanayici arkadaşlarımıza tavsiye ediyoruz. Kapalı devre çalışmayalım. 

WhatsApp Image 2023-04-09 at 14.55.23

EĞİTİMLERDE SIKÇA ANLATTIĞIM BİR ANI…

Bir eğitim programı almak için İstanbul'a gittik. İstanbul'da Sony firmasının CEO'su gelmişti. İsmi aklımda değil. Türkiye'de çok seçkin iş adamları orada toplandı. Bir soru sordu. Biz dedi şu anda birinciyiz. Sony olarak televizyon, Trin Tron diye bir sistem çıkarmışlardı. İşte çözünürlük çok güzel bir şekilde dönüşmüştü. Kademe atlamışlardı. Bir soru sordu. Biz mesela birinciyiz. Siz birinci olsanız ne yaparsınız dedi sektörünüzde? İşte herkes bir şey söyledi. Kimi eğitim dedi, kimi yabancıyı dedi, kimi ARGE dedi kimi inovasyon dedi, kimi dijitalleşme dedi ta o zamanlar. Bunların hepsi doğru dedi. Ama yetmez. Bir konu daha var. Bütün bu doğruların toplamından birinci ile ikinci arasını açabilecek mekanizmalar, sistemler kurmalısınız dedi. Ve sonrada gördük ki birinci olan Sony, ikinci olan Samsung'u geçemedi. Samsung birinci oldu, Sony neredeyse yok şimdi. Tamamen bu dediğimiz sistemlerin kurulması ve onların katma derecesiyle dönüşmesiyle ilgiliydi. Böyle bir anımız var. Eğitimlerde anlatıyorum bunu. 

ADANA'DAN BAŞLAYARAK SAMSUN'A KADAR BÜTÜN SÜREÇLERDE, BÜTÜN COĞRAFYADA ÇİFTÇİMİZİ DESTEKLİYORUZ 

Bunu yapmasaydım dediğimiz tabii çok şey var. Ama mesela işte Türkiye'de ilk tohum dağıtarak çiftçiyi destekleyen ve ham madde üretimi, yerli üretimi yukarı doğru çıkaran firmaların biriyiz. Anadolu firmasıyız ve çiftçiyle tamamen bütünleşmiş durumdayız. Yani Adana'dan başlayarak Samsun'a kadarki bütün süreçlerde, bütün coğrafyada çiftçimizi destekliyoruz ve ekilen bütün şeyleri açık araya alıyoruz. Neredeyse 40 yıl oldu. Devam ediyoruz. Şunu başaramadık. Türkiye'de üretimi arttıramadık. Yani tek başımıza bizimle olmayacak bir konu. Bunun işte akademi tarafı var, bunun çiftçi tarafı var, çiftçi kuruluşları tarafı var, bunun devlet tarafı var. Onları bir toparlayıp Türkiye'de üretimi dışa bağımlı olmaktan kurtaramadık. Keşke yapabilseydik bunu. Kırılma noktası işte bir tanesi. Biraz önce anlattığım konu. Örneğin; ham maddenin dışa bağımlı olması, dövizimizin yurt dışına gitmiş olması, döviz kur riskini taşıyor olmamız. Yani dolarla ya da Euro ile aldığınız ürünü TL ile satıyorsunuz. TL ile tahsil edip dolar borcunuzu ödüyorsunuz. Bu kırılma noktaları gerçekten çok kötü. İkinci kırılma noktamız da Türkiye'de yetişmiş eleman konusunda ciddi sıkıntılar yaşıyoruz. Mesela yeni kuşak arkadaşlarımız daha çok işin biraz kolayına kaçıyorlar. Biraz daha hızlı zengin olmak istiyorlar, daha hızlı kademe atlamak istiyorlar. Oysa bilgi birikimi olmadan işte ona çok önem veriyoruz.

YÖNETİCİ OLMAK İSTİYORSANIZ BİRÇOK ŞEYİ TAKİP EDECEKSİNİZ 

Kumbarayı doldurmadan, siz kendi bilginizi çoğaltmadan her konuda sadece mesleki konularda değil mesela sosyal konularda, ekonomik konularda mesela petrolü takip edeceksiniz, iş güvenini takip edeceksiniz, finans takip edilecek, Fed, Amerikan Merkez Bankası ne diyor onu takip edeceksiniz. Onlardan aksiyonlar çıkaracaksınız ve o zaman yönetici olabiliyorsunuz. İşte biz bunları eğitim sistemimize dahil edemedik. Umarım önümüzdeki dönemlerde bunlar başarılabilir 

KUMBARALARINIZI HER TÜRLÜ BİLGİYLE DOLDURUN…

Kumbaranızı doldurun, her türlü ama her türlü bilgiyle doldurun Kitap okuyun görgünüzü arttırın, seminerlere gidin İnsanlarla konuşun medeni cesaretinizi toparlayın, tartışın, bizim biraz o konularda daha iyi olmamız gerekiyor diye düşünüyorum Bu güzel ülke hepimizin Afyonumuzu daha yukarıya taşıyabilmek için sanayilerimize çok iş düşüyor Gönül ister ki ilk 500'e giren 10 tane şirketimiz olsun buna layık bir halkımız var. Halkımız gerçekten çok duyarlı. Firmalarına sahip çıkıyor. Örneğin biz, bizde çalışan herkesi çok aksi bir şey olmadığı sürece işten çıkarmıyoruz. Onların çocuklarını yerine alıyoruz. Üniversite okuyan çocuklara burs veriyoruz. Bunu tüm iş adam arkadaşlarımızın yapması gerekiyor. Sosyal sorumluluk projelerini unutmayalım.

KIZIM BANA ÇOK KÖTÜ BİR MESLEK YAPIYORSUN DEDİ

Burada TED Koleji'nde o zamanlar, 2000'lerin başı, ortası ya da evet ortası. Kızım birinci sınıfa gidiyor Akşam geldi surat bir karış Ne oldu kızım dedim? "Baba, sen çok kötü bir meslek yapıyorsun." dedi. "Ne yapıyormuşum?" dedim. "Yağcılık yapıyorsun." "Ne var yağcılıkta?" dedim, dedi ki, "Öğretmenin saydığı kötü meziyetler arasında yağcılık da varmış." Yağcılık yapmanın ne olduğunu anlamamış. Böyle bir anımız var…

Haber: Sılanur Kara

Video: Egemen Toprak Çiçek

Muhabir: Nail Azbay