Türkiye'de 2025 yılı itibarıyla 10 milyon 409 bin 699 kız çocuğunun yaşadığını ve kız çocuklarının toplam çocuk nüfusunun yüzde 48,7'sini oluşturduğunu hatırlatan Öz, "Bu rakamlar yalnızca birer istatistik değildir. Her biri ayrı bir hayat, ayrı bir umut, ayrı bir gelecektir. Devletin en temel sorumluluğu, çocuklarımızı korumak, eğitmek ve hayallerine ulaşabilecekleri güvenli bir ortam oluşturmaktır" dedi.
"2025'te 8 bin 68 kız çocuğu evlendi"
Erken yaşta evliliklerin önemli bir toplumsal sorun olmaya devam ettiğini vurgulayan Öz, TÜİK verilerine göre 2025 yılında 16-17 yaş grubunda 8 bin 68 kız çocuğunun evlendiğini, 18 yaş altında ise 5 bin 356 doğum gerçekleştiğini açıkladı. Öz, "Çocukların yeri evlilik masası değil, okul sıralarıdır. Erken yaşta ve zorla evliliklerle mücadelede eğitim, sağlık ve sosyal hizmet kurumları koordineli hareket etmelidir" ifadelerini kullandı.
"Yoksulluk kız çocuklarımızın kaderi olmamalı"
2025 verilerine göre kız çocuklarının yüzde 37,8'inin yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olduğunu belirten Öz, "Bir kız çocuğunun geleceğini ailesinin ekonomik durumu belirlememelidir. Yoksulluk nedeniyle yarım kalan her eğitim hayatı, ülkemizin geleceğinden kaybedilmiş bir fırsattır" dedi.
"Şiddet ve istismara karşı sıfır tolerans"
Kız çocuklarının güvenliğinin devletin öncelikli sorumlulukları arasında yer aldığını vurgulayan Öz, "Çocuklarımızı korumak için yalnızca olaylar yaşandıktan sonra harekete geçmek yeterli değildir. Riskleri önceden belirleyen, koruyucu ve önleyici uygulamaları hayata geçiren güçlü bir sistem kurulmalıdır" diye konuştu.
"Kız çocuklarına yatırım, Türkiye'nin geleceğine yatırımdır"
Öz, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Kız çocuklarının geleceği siyasi tartışmalara, günübirlik açıklamalara ve temennilere bırakılamaz. İhtiyaç duyulan şey somut, uygulanabilir ve sonuç veren politikalardır. Güçlü kız çocukları, güçlü kadınları; güçlü kadınlar ise güçlü bir Türkiye'yi inşa edecektir."


