Afyonkarahisar Milletvekili Hakan Şeref Olgun’un ev sahipliğinde, Zafer Meydanı’nda toplantıda konuşan Turhan Çömez, sadece bir siyasi eleştiri değil, aynı zamanda Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşanan acı olaylar hakkında konuştu. Kürsünün etrafında toplanan vatandaşlara seslenen Çömez, 23 yıllık AK Parti iktidarının "yandaş ve faiz" odaklı politikalarının ülkeyi hem ekonomik hem de güvenlik açısından uçuruma sürüklediğini öne sürdü.
"Güvenlik Görevlisi İstenmiş 'Hayır' Demişler"
Konuşmasının en çarpıcı kısmını Kahramanmaraş’ta hayatını kaybeden 9 çocuk ve bir öğretmene ayıran Çömez, bizzat bölgede yaptığı incelemelerden elde ettiği bilgileri şu sözlerle aktardı: "Dün Kahramanmaraş’taydım. Hastanede, morgun önünde evladını kaybeden babaların feryadını dinledim. 'Biz devlete güvendik, böyle mi alacaktık evladımızı?' diyorlar. Bakın, bu olay bir kaza değil, göz göre göre gelen bir katliamdır. Okul yönetimi Milli Eğitim Bakanlığı’ndan güvenlik görevlisi istemiş; 'Hayır' demişler. Aileler 'parasını biz verelim yeter ki bir görevli dikin' demiş, yine reddetmişler. Okulun kaynağı zayıf, yenilenmesi için 275 bin lira talep edilmiş, bakanlık 'kaynak yok' diyerek bu parayı çok görmüş. Olay günü haklı olarak trafo patladı endişesiyle şalterler inince zaten kameralar da durmuş. Yani bugün o katliamın görüntüsü bile yok. Sayın Erdoğan, hani 'Kurdun kaptığı kuzunun hesabı benden sorulur' diyordun? Ana kuzuları gitti Sayın Erdoğan, senin güvenliğin tamam da bu çocukların güvenliği nerede?"
"Teşhis Konulmuş Saldırganı, Tecrübeli Kadroyu Sürerek Başıboş Bıraktılar"
Saldırganın profili ve okul yönetimindeki ani değişikliğe dikkat çeken Çömez, facianın nasıl "hazırlandığını" iddia etti: "Katil zanlısı şahıs uzun süredir sorunlu bir öğrenciydi. Okulun eski yönetimi bu durumu biliyordu, her sabah bu çocuğu kapıda bizzat arayarak içeri alıyordu. Ancak o okulu, velileri, mahalleyi tanıyan tecrübeli kadro, her ne hikmetse bir ay önce apar topar görevden alındı. Yerlerine gelen yeni kadro, bu çocuğun riskli olduğundan habersizdi. Çocuk, babasının 5 tane silahını yanına alıp elini kolunu sallayarak sınıflara girdi. Babası tarafından poligonda silah eğitimi verilmiş bu şahıs, o kör noktada bekleyip evlatlarımızı vurdu. Biz bunun hesabını sormayalım mı? Mecliste Salı günü komisyon kuruluyor, tüm bu ihmallerin dosyasını oraya koyacağız."
"Milleti Unutup Tefeciyi Güldürdünüz"
Ekonomideki kötü gidişatı "Vergi-matik Mehmet" olarak nitelendirdiği Mehmet Şimşek üzerinden eleştiren Çömez, Londra’daki tefecilere verilen tavizleri şu rakamlarla anlattı: "AK Parti iktidara geldiğinde bu ülkenin borcu 130 milyar dolardı, bugün 530 milyar doları aştı. Biz her yıl 65 milyar dolar sadece faiz ödüyoruz. Beşli Çete’ye 240 milyar dolarlık ihale verip, tam 128 kez vergi indirimi yaptınız. Ama Afyonlu mermer sanayicisi kredi bulamıyor, tekstilci girdi maliyetlerinden kilit vurup Mısır’a gidiyor. Mehmet Şimşek Londra’daki tefecilerin faizini ödemek için esnafın, emeklinin boğazına yapışıyor. Basit usulden gerçek usule geçirdiler esnafı, yakasına yapışmak için. Tefeciye para var, Afyon’un köylüsüne mazot desteği yok. Bu kafayla enflasyonu düşüremezsiniz; çünkü aklınız milletin cebinde değil, yandaşın kasasında." İddia etti.
"İmralı’daki Caniyi Bu Millete Kurucu Önder Yapamazsınız"
Siyasi gündemdeki "çözüm" tartışmalarına Afyon’dan sert bir yanıt veren Turhan Çömez, devletin ve milletin bölünmez bütünlüğü vurgusu yaptı: "Şimdi bir oyun tezgahlıyorlar; İmralı’daki cani başını çıkarıp saraylılara oturtmak, ona 'baş müzakereci' demek istiyorlar. Kürt kardeşlerimizin kurucu önderi ilan etmeye çalışıyorlar. Hayır! Afyon’un çocukları olduğu sürece o alçağı cezaevinden çıkaramayacaksınız. Bu ülkede bir tane kurucu önder vardır, o da şu Afyon Kalesi'nin önünde bağımsızlık ateşini yakan Başkomutan Atatürk’tür! Başka önder arayan varsa gitsin Brüksel’de, Washington’da arasın. Bizim yerimiz de, yurdumuz da Anadolu’dur."
"Demokrasi Kahramanları"
Konuşmasını Afyonkarahisar’ın güçlü yerel medyasına teşekkür ederek bitiren Çömez, şu ifadeleri kullandı: "Dolaştığım hiçbir ilde yerel basını bu kadar güçlü, bu kadar dik duran bir kent görmedim. Sizler demokrasinin kalbisiniz. Ulusal basının korkup sustuğu, eksik bıraktığı ne varsa sahada siz tamamlıyorsunuz. Cumhuriyetin kurulduğu yıllarda o bir avuç yerel gazeteci nasıl manda ve himayeye karşı durduysa, siz de bugün aynı ruhla gerçekleri yazıyorsunuz. Hepinize bu onurlu mücadeleniz için teşekkür ediyorum."