İYİ Parti Genel Merkez Heyeti, Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri Derneği'ni ziyaret etti.
Ziyarette konuşan İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Cenk Özatıcı şu açıklamalara yer verdi:
"Bu memleketin evlatlarının kendi hayatlarını feda edebilme cesaretini göstermesinden dolayı biz varız"
“Atatürk şöyle diyor: Zaferleri ve mazisi insanlık tarihiyle başlayan ve her zaman zaferle beraber medeniyet taşıyan Kahraman Türk Ordusu. Kahraman Türk Ordusu 26 Ağustos’ta 1922 Büyük Taarruz’a başladı. Ağustos ayı, zafer ayı.
Ama aklıma şu geliyor: Millet olmak hali ne? Millet olmak hali aslında milli varlığa karşı hakta bir olmak hali ya, hani öyle diyoruz.
Bugünde, istikbalde, geçmişte, gelecekte bir olmak hali. Millet dediğimiz şey bana göre bugün sadece bizim dışarıda gördüğümüz insanlar değil. Millet, geçmişte yaşamış olanlar, hatta geçmişte hayatını feda edebilme cesaretini göstermiş olanlar, bugün yaşayanlar ve henüz doğmamış olanlar da millettir.
Türk milleti bu. Dolayısıyla biz bir iş ve eylem yaparken, siyaset olur, başka bir iş ve oluş olur, bunun bilinciyle bunu yapmaya mecburuz.
Yani bugün Türkiye Cumhuriyet Devleti varsa, bugün Türk milleti varsa, bugün Türkiye’de anayasal düzen bir Türk milli kimliği üzerine inşa edilmişse az önce söylediğim o vecih sözü ifade eden Mustafa Kemal Atatürk’ün, onun silah arkadaşlarının, o günden bugünlere daha sonra memleketi parçalamak isteyenlere karşı mukavemet gösteren şehitlerimizin hatırası, mücadelesi, gazilerimizin mücadele cehdi, bu memleketin evlatlarının kendi hayatlarını feda edebilme cesaretini göstermesinden dolayı biz varız. Biz bunu unuttuğumuz gün yok oluruz. Yok oluruz."
"Şu anda işletilen süreç hiç öyle anlatıldığı gibi değil"
"Ve şimdi maalesef kritik bir süreçteyiz, dönemeçteyiz. Çünkü şu anda işletilen süreç hiç öyle anlatıldığı gibi bir propaganda falan değil. Doğruları konuşmuyorlar.
Ben doğruları, biz doğruları her yerde konuşmaya devam edeceğiz. Şu anda biz konuşurken Türk milleti bilsin, biz konuşurken Suriye’nin kuzeyindeki muhtelif yerlerde bir Tugay halinde sözde askeri birlikler YPG orada varlığını devam ettiriyor.
Şu anda biz konuşurken Kandil’in kuzeyinde İsrail’in konuşlandırdığı bölgelerde PKK kimle savaştırılıyor? İran’la savaştırılıyor. PKK sahipleri tarafından, emperyalizmin kucağındalar, sahipleri tarafından İsrail’in konuşlandırdığı yerde Amerika’nın verdiği silahlarla İran’la savaş, çarpıştırılıyor. Türkiye’de de zaman kazandırılıyor.
Ve bize bunu, bize bunu bir barış süreci diye pazarlamaya çalışıyorsunuz. PKK terör örgütünün silah bırakmadığını, sahiplerinin şu anda onları İran’a konuşlandırdığını siz de biliyorsunuz, biz de biliyoruz. Şimdi dolayısıyla Türkiye’yi şu anda işletilen süreç aslında şu: Acaba biz Türkiye’yi Lübnan’da olduğu gibi yapabilir miyiz? Irak’ta olduğu gibi, Suriye’de olduğu gibi. Mesela nasıl orada? Efendim, bir Cumhurbaşkanı Şii olsun, Meclis Başkanı Hristiyan olsun, Başbakan Sünni olsun ya da tam tersi. Bunlar Orta Doğu ülkelerindeki uygulamalar. Türkiye’de ne diyorlar? Efendim diyorlar, bir Cumhurbaşkanı Kürt olsun, bir tanesi Alevi olsun, bir tanesi... Türkiye böyle bir memleketteyiz."

"Onların düşündüğü gibi biz kendi vatanımızda garip değiliz"
"Etnik kimliği, mezhebi, yaşam tarzı, inancı, ideolojisi ne olursa olsun, kim olursa olsun bu memlekette yaşayan seksen altı milyon kişinin tamamı büyük Türk milletidir. Zaten biz niye Lübnan değiliz? Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Devleti ve vatandaş hukukundan dolayı değiliz.
Şimdi elimizden bunu almak istiyorlar ki bizi etnik kimliklere, mezheplere bölecek, her etnik kimliğin, her mezhebin başına bir tane kayyum atayacak, elli bin Türk vatandaşının katilini, askerinin, polisinin, kundaktaki bebeğinin katilini, bir alçağa Türkiye’deki bir kesim vatandaşımızın başına kayyum diye atamaya kalkışacak bir ihanet projesini hiç kimse bize barış ve kardeşlik diye dayatamaz ve bize inandıramaz.
Bugün ben dün Selçuk vekilimizle birlikte oradaydım. Nasıl bir muamele gördüğümüzü bizzat ben biliyorum, yaşadım ve ülkenin gazileri bir hak arayışında. Siz Türkiye’de şu anda Bursa’da, İstanbul’da, Mersin’de, Diyarbakır’da PKK terör örgütünün kutlamalarına müsamaha göstereceksiniz, izin vereceksiniz.
O hainin posterlerinin ifşa edilmesine, teşhir edilmesine, yürüyüşlerine müsamaha göstereceksiniz. Siz ilk Türk askerinin karının döküldüğü gün olan 15 Ağustos’un yıl dönümünde kalkıp hava yakışacak gösterilerine susacaksınız, sessiz kalacaksınız ama bu ihanete karşı çıkanlara da zulmedeceksiniz, yaka paça alacaksınız, sürükleyeceksiniz. Ellerinden geleni altlarına koymasınlar.
Bak, ben bir şey söylüyorum: Biz hiç az değiliz. Hiç de kuvvetsiz değiliz. Onların düşündüğü gibi biz kendi vatanımızda garip, kendi vatanımızda paryalı değiliz."
"Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni Türk milletine geri vereceğiz"
"Biz bir Türk milletiyiz ve bu memleketin de gerçek sahipleriyiz. Bunu zamanı geldiğinde herkes çok net bir şekilde görecek ve anlayacak. Ben Türk milliyetçiliği fikir sistemi üzerine inşa edilmiş olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni Atatürk’ün kurduğu, yüz yıl sonra yeniden yine aynı fikri ve iradenin yöneteceğine inancım tamdır, kavli karar ettik.
Devletimizi bu etnik siyaset yaparak bizi, ruhlarımızı, mirasımızı, bugünümüzü, istikbalimizi parçalamak isteyenlerden geri alacağız milletimizin teveccühüyle ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni Türk milletine geri vereceğiz. O gün gazilerimizin mirasına hiç kimse saygısızlık edemeyecek.
Buna tevessül eden her kim varsa da cezalandırılacaklar.”





