GÜNDEM

İçişleri Eski Bakanı Selami Altınok Afyon’da: “AK Parti hükümeti ile beraber Türkiye bir makas değişimine girdi”

Afyonkarahisar'da "17-25 Aralık'tan 15 Temmuz'a: İhanetin Kronolojisi" konulu konferansta konuşan İçişleri eski Bakanı ve Erzurum Milletvekili Selami Altınok, FETÖ'nün 1966'lara dayanan tarihçesini anlatarak, "AK Parti hükümetiyle beraber Türkiye bir makas değişimine girdi. Baskıcı vesayet mantığının ağır bastığı yapıyı değiştirme noktasında büyük bir gayret başladı" dedi.

Abone Ol

Afyonkarahisar Valiliği ve Afyon Kocatepe Üniversitesi iş birliğinde 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü'nün 10. yıl dönümü anma etkinlikleri kapsamında "17-25 Aralık'tan 15 Temmuz'a: İhanetin Kronolojisi" konulu konferans düzenlendi. Programa İçişleri eski Bakanı ve Erzurum Milletvekili Selami Altınok da katıldı.

Burada konuşan Altınok, şu ifadelere yer verdi:

"Bu FETÖ denen lanet yapı 1966'larda İzmir'de başlıyor"

“Bu FETÖ denen lanet yapı, 17-25'te değil, ta 1966'larda İzmir'de Kestane Pazarı'nda bunun başındaki elebaşının görev aldığı süreçlerden başlıyor. Daha sonra bunun kullanışlı bir aparat olduğunu hisseden istihbarat örgütlerinin yönlendirmesiyle, o Soğuk Savaş'ın ortamında Erzurum'da kurdurdukları Komünizmle Mücadele Dernekleriyle devam eden, ta o süreçlerde uluslararası istihbaratın kullanışlı bir aparatı olarak görev yapmaya başlayan bir zihniyetin, dini kisve altında memleketi nereye getirebileceğini en son 15 Temmuz'da o süreçlerin tamamını yaşayarak hep beraber görmüş olduk.

Ne oldu? İnsanların inançlarını istihbar ediyorlar. İnançlarını istihbar etsinler diye yönlendirdiler ve talimatlandırdılar. İnsanlar da büyük bir kısmıyla saf ve temiz duygularla iyi şeyler yaptıklarını, ibadet yaptıklarını, iyi şeylere vesile oldukları noktasında bunların zaman zaman yanında, yöresinde hem maddi hem de manevi olarak bulundular.

Ne yaptılar? Okutacağım bahanesiyle memleketin en seçkin, en aykosu, yüksek çocuklarını alarak onların beyinlerini yıkattılar.

Ne yaptılar? Birçoğunu genç kardeşler bilmeyebilirler ama onlar duysunlar veya duyduklarını tazelesinler. Ama bizim yaşa yakın, orta yaşa yakın arkadaşlarımız gayet iyi biliyorlar. Yıllarca emek vermiş.

Yıllarca dirsek çürütmüş öğrencilerin, gençlerin hakkını sınavlarda soru çalarak yemeye kalktılar, yediler. Yetmedi, soruları önceden verdiler. Yetmedi, başkalarına iftira atarak memuriyete girdikten sonra yükselebilmek için, daha iyi pozisyonlara gelebilmek için başka aynı meşlekte beraber çalıştıkları insanlara iftiralar attılar.

Yetmedi, telefonlarını dinlemek; yetmedi, mahrem görüntülerini çekip şantaj yapmaya başladılar ve insanları tehdit etmeye başladılar. 28 Şubat diye melanik bir dönem yaşandı. O da ayrı bir garabet olmuş."

"İnsanların inançları üzerinden topluma baskı yapmaya başladı"

"Bir taraftan FETÖ gibi yapılanmalar insanların inanç değerleri üzerinden onları etkilemeye çalışırken, bir taraftan da saf, temiz, sadece ve sadece inancının gereğini yaşamaya çalışan insanlara 28 Şubat'ta önlerine bir bent çekilmeye, insanlara karşı tavır almaya başladı. Peygamber Ocağı dediğimiz ve Peygamber Ocağı'nın olmasından da gurur duyduğumuz Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki bir yapı, bir anlayış, insanların inançları üzerinden topluma baskı yapmaya başladı.

Biliyorsunuz, Sincan'da tankları ana caddelerde yürüterek demokrasiye balans ayarı yaptık, yapmaya kalktık demeye getirdiler.

Yetmiyor. Jandarma Bölge Komutanı'nın bir tanesi, zamanın Başbakanı'na, Jandarma Bölge Komutanı, çok yüksek bir makam değil biliyorsunuz, zamanın Başbakanı'na hakaret edebilme cesaretini gösterdi. Açık açık televizyonlarda mutlulukla anlatıyor.

İnsanların inançlarını yaşama noktasındaki samimi anlayışa bir bent kurmaya çalıştılar. Üniversite kapılarındaki kızlarımızın hallerini, hatırlarını, durumlarını hâlâ o günkü videolardan, resimlerden görüyoruz. Bizler yaşadık.

Ben, 1988 mezunu olduğunu söyledi biraz önceki kardeşimiz. İstanbul Üniversitesi'nin önünde, Beyazıt Meydanı'nda başörtüsü eylemlerine katılmış bir kardeşiniz olarak, oradaki kardeşlerimizin çekmiş olduğu sıkıntıları yaşayan bir insan olarak söylüyorum. Büyük bir durum vardı.

Büyük bir durum vardı. 28 Şubat'ı yapanlar samimi, inançlı insanların üzerine bu baskıyı oluştururken, bir taraftan da, nereden bağlayacağımızı diye düşünüyorsunuz, FETÖ'nün okullarının önünü açtılar."

"AK Parti hükümetiyle beraber Türkiye bir makas değişimine girdi"

"İmam Hatiplerin orta kısımlarını kapatmak, İmam Hatiplere katsayı engeli getirerek İmam Hatiplerin üniversiteye girişlerine bir engel koyup İmam Hatiplerin cazibesini kırabilme adına yapmış oldukları işlemlerden dolayı, insanlar burada az veya çok dini değerlerini de öğrenir diye FETÖ'nün okullarının önünü 28 Şubat açtı.

Bu bir faraziye değil. Hatırlarsınız, o zamanki Genelkurmay Başkanı hiçbir öğrenciye, okullara, öğretmene kolay kolay randevu vermezken, FETÖ'nün öğretmenlerine, FETÖ'nün okullarının temsilcilerine, bilmem ne olimpiyatları falan diye kendi çıkarmış oldukları bir şeyle elde ettiği başarıdan dolayı Genelkurmay Başkanı'nı makamında aldı.

Bu mesajı öyle bir noktaya getirdiler ki, değerli arkadaşlar; kamuda, askerde, yargıda, poliste, mülki idarede, üniversitede, aklınıza neresi gelirse gelsin bunlardan referans almadan herhangi bir görevde yükselebilme şansı toplumda kalmamıştı. Ta 1995'lerde, 1992'lerin başında falan.

Çok iyi hatırlıyorum kendi adıma. 1992 yılında Tokat Almus Kaymakamlığı'na ilk başladığımda, hâkimlerin, savcıların etrafına başka hâkim, savcıların gelip gittiklerini görüyorduk. Bir araya geliyorlar, toparlanıyorlar falan ama bizim tabii o taraklarda bezimiz olmayınca o zamanlar anlamıyorduk. "Ne çok seviyorlar bizim hâkim, savcı diğerleri." deyip 15-20 kişi bir araya gelip pikniğe gidiyorlar, geliyorlar, gidiyorlar diye.

O dönemlerden altyapıyı oluşturuyorlardı. Sonra AK Parti hükümetiyle beraber Türkiye bir makas değişimine girdi. Bu baskıcı vesayet mantığı ağır basan, askeri vesayetin bir yerde, yargı vesayetinin bir başka yerde, kurumsal farklı vesayetlerin ağır bastığı bir yapıyı AK Parti ile beraber değiştirme noktasında çok büyük bir gayret başlıyor.

Değişimine girdi. Bu baskıcı vesayet mantığı ağır basan, askeri vesayetin bir yerde, yargı vesayetinin bir başka yerde, kurumsal farklı vesayetlerin ağır bastığı bir yapıyı AK Parti ile beraber değiştirme noktasında çok büyük bir gayret başlıyor."