Diker, yıllardır sürdürülen sermaye odaklı politikalar sonucunda zenginin daha zengin, emekçilerin ise yoksulluğa, güvencesizliğe ve geçim derdine mahkûm edildiğini belirtti.
"Asgari Ücret Açlık Sınırının Altında Bırakıldı"
Ekonomik krizin ve hayat pahalılığının bütün yükünün emekçilerin sırtına yüklendiğini vurgulayan Diker, "İşsizlik büyümüş, gençler umutsuzluğa itilmiş, milyonlarca insan düşük ücretlerle yaşam mücadelesi vermeye zorlanmıştır. Sendikasızlaşma yaygınlaşmış, kayıt dışı ve güvencesiz çalışma emekçiler için adeta normal hale getirilmiştir. Ekonomik kriz yalnızca işsizlikte değil, çalışan yoksulluğunda da kendisini göstermektedir. Asgari ücret açlık sınırının altında bırakılmıştır" ifadelerini kullandı.
"MESEM Çocuk İşçiliğinin Yeni Adı Oldu"
Eğitim sistemindeki dönüşüme de dikkat çeken Diker, "Sınıfsal yaraları gidermesi gereken eğitim sistemi tam tersine eşitsizlikleri büyüten bir yapıya dönüştürülmüştür. Devlet, laik ve kamusal eğitim anlayışından uzaklaşırken; çocuklarımız ucuz iş gücü haline getirilmek istenmektedir. MESEM uygulaması, çocuk işçiliğinin yeni adı haline gelmiştir" dedi.

"Fakir Baykurt'un İzinde Direnme Günüdür"
Eğitim emekçilerinin de geçim derdiyle boğuştuğunu belirten Diker, sözleşmeli ve ücretli öğretmenlik, mülakat adaletsizliği, liyakatsiz yönetim ve Öğretmenlik Meslek Kanunu gibi uygulamaların emeklerine yönelik sistemli bir itibarsızlaştırma sürecine dönüştüğünü söyledi.
Diker, çağrısını şu sözlerle tamamladı:
"Fakir Baykurt'un izinde; yalvarmadan, el açmadan bizi yoksulluğa ve güvencesizliğe iten düzene karşı alanlarda 'ders verme' günüdür. Vakit, sınıflarımızda öğrencilerimize anlattığımız haksızlık karşısında boyun eğmeme iradesini kuşanma vaktidir. 1 Mayısları gerçek bir bayram coşkusuyla kutlayacağımız aydınlık yarınları; laik, bilimsel ve kamusal eğitim mücadelemizle kuracağımıza olan inancımızla, tüm emekçilerin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nü kutluyoruz."




