Birinci Dünya Savaşı sırasında Afyonkarahisar'da kurulan esir kampı; İngiliz, Fransız, Avustralyalı, Anzak, Rus ve Hintli askerlere ev sahipliği yaptı. Düşman askeri olarak bu topraklara gelseler de o kampta onları hayata bağlayan şey bir silahtan değil, binlerce kilometre öteden gelen bir mektuptan geçiyordu.
Afyon Esir Kampı'nın Bilinmeyen Yüzü pic.twitter.com/lhSwV9l13G
— Afyon Postası (@AfyonPostasi) May 29, 2026
Esaretin En Ağır Yükü: Unutulmuşluk Hissi
Farklı milletlerden gelen bu askerlerin hepsi savaşın dehşetini yaşamış, memleketlerinden koparılmıştı. Esaret altında yaşadıkları en zor şey sadece fiziksel bir hapsolma değil, "unutulmuş olma" hissiydi. Hepsinin ortak bir bekleyişi vardı: Ailelerinden gelecek bir haber, bir mektup, bir kartpostal ya da bir koli...
Osmanlı Devleti, esirlerin aileleriyle haberleşebilmesi için belirli kurallar çerçevesinde mektup, kart, para ve paket gönderimine izin veriyordu. Ancak savaş koşulları gereği her zarf sansürden geçiyor, her paket tek tek açılıp inceleniyordu. Bu sıkı denetimler nedeniyle mektuplar bazen çok geç ulaşıyor, koliler eksik geliyor ya da yanlış adreslere teslim ediliyordu. Bugün sıradan görünen bu gecikmeler, o günlerde bir insanın hayata tutunma umudunun ertelenmesi demekti.
Hilal-i Ahmer Devreye Giriyor
Esirlerin en çok şikayet ettiği "postaların geç gelmesi" ve "paketlerin eksik ulaşması" sorunu, zamanla Hilal-i Ahmer'in (Kızılay) devreye girmesiyle yeni bir düzene kavuştu. Elçilikler aracılığıyla gönderilen yardımlar daha sistemli hale getirildi ve koliler makbuz karşılığında teslim edilmeye başlandı.
Gelen bazı paketlerin içinde yiyecek, bazılarında ise farklı ihtiyaç malzemeleri vardı. Ancak paketlerin asıl taşıdığı şey "memleket kokusu"ydu. Siyasi bilgi paylaşımının yasak olması nedeniyle esirler dış dünyada olan biteni, ancak kampa sızabilen birkaç gazete kırıntısından öğrenebiliyordu.
İnsanı Ayakta Tutan Şey: Hatırlanmak
Kampa bir mektup geldiğinde, bir koli ulaştığında o soğuk duvarların kasveti biraz olsun hafifliyordu. Afyonkarahisar Esir Kampı'nın bu tarihi, sadece bir savaş hikayesi olmanın ötesinde; insanın en çok sevdiklerinin sesini ve hatırlanmayı özlediğinin evrensel bir kanıtı olarak geçmişte yerini aldı.
Bazen insanı ayakta tutan şeyin sadece özgürlük değil, bir yerlerde hala hatırlandığını bilmek olduğunu anlatan bu özel hikayenin tüm detaylarını haberimizin başındaki videomuzda izleyebilirsiniz.
Kaynak: Birinci Dünya Savaşı’nda Afyonkarahisar Esir Kampı’ndaki Esirlerin Haberleşmeleri
Prof. Dr. Ahmet Altıntaş, Gülfidan Akçay



