Açıklamada, "Toplam 52 kilometre uzunluğundaki Dinar Fayı'nın 1995 yılında yalnızca 10 kilometrelik kısmı kırılmış olup, henüz kırılmayan 42 kilometrelik parçanın gelecekte deprem üretme potansiyeli en büyük tehlikelerden birisidir. MTA tarafından bu yıl tanımlanan yaklaşık 40 km uzunluğundaki Sandıklı Fay Zonu da bölge için yeni ve önemli bir deprem kaynağıdır" denildi.
"Maksimum 7,0 büyüklüğünde deprem üretebilir"
Bilimsel verilere göre, Afyonkarahisar'daki aktif fayların segment bazında kırılması durumunda maksimum 6,8 büyüklüğüne kadar, çoklu segment kırılması ile maksimum 7,0 büyüklüğüne kadar deprem üretme potansiyeli bulunduğu belirtilen açıklamada, "Deprem bu coğrafyanın kaçınılmaz bir gerçeğidir ve Dünyamızın yaşanabilir olması için gerçekleşmesi gereken bir doğa olayıdır. Depremlerle yaşamayı öğrenmek, uygun zeminlere inşa edilecek depreme dayanıklı binalardan oluşan depreme dirençli kentler kurmak ile mümkündür" ifadelerine yer verildi.
47 ana fay, 61 fay segmenti
2026 yılında güncellenen Türkiye Diri Fay Haritası verilerine göre, Afyonkarahisar il sınırları ve yakın civarında 47 adet ana fay/fay zonu bulunduğu, bu sayının fay segmentleriyle birlikte 61 civarına ulaştığı belirtildi. Bunların 42'sinin diri fay statüsünde olduğu, il genelinde 12 yeni fayın ilk defa tanımlandığı, 27 fayın revize edildiği kaydedildi.
"Kentsel dönüşüm zeminden başlamalı"
Açıklamada, "Kentsel dönüşümün sıklıkla binadan başlatıldığı, oysa dönüşümün zeminden, yerleşime uygunluk ve detay jeoloji haritalarından başlaması gerektiği gerçeği hâlâ yeterince içselleştirilememiştir. Diri fayların deprem potansiyellerini belirlemeye yönelik paleosismolojik hendek kazı çalışmalarının ve fay yasası standartlarının yerel ölçekte yaygınlaştırılması büyük bir ihtiyaçtır" denildi.
1 Ekim 1995 Dinar Depremi'nin 31. yıl dönümünde hayatını kaybeden tüm vatandaşlar rahmetle anılırken, "afet bilincinin hâkim olduğu, bilimin ve akılcı planlamanın rehberliğinde afete dirençli kentler ve güvenli bir gelecek" dilendi.






