Sosyal medya ve internet haberciliğine ilişkin düzenlemeleri içeren Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi hakkında Afyon Postası’ndan Gazeteci Nail Azbay’a konuşan Afyonkarahisar Baro Başkanı Av. Turgay Şahin, önemli açıklamalarda bulundu.

Turgay Şahin’in açıklamaları şöyle:

DEVLET ADALET AYAĞI ÜZERİNDE YERE BASMALI

Devletin en temel görevi adalet ve güvenlik. Bunlardan vazgeçilemiyor. En liberal devlet anlayışında bile adaleti yalnızca devlet sağlıyor silah taşıma imtiyazını yalnızca devlet kolluğu ve askeri sahip olabiliyor. En çekirdek düzende bile devlet bunlardan vazgeçmiyor. Devletin adalet sistemindeki tek görevi ihtilafları gidermek değil. İki kişi arasındaki alacak verecek meselesinde hükmü vermek değil, bu en sona aşama. Birde hukuk aracılığı ile bir düzenleme yapmak gerekiyor. Hayatın her alanına ilişkin kanuni düzenlemeler yapmak devletin hakkı ve görevi. Bunu yapmazsa toplum hayatı kaosa doğru gider, giderek devlet ortadan kalkar. O yüzden devletin dini adalettir derler. Devlet adalet ayağı üzerinde yere basmazsa o devlet tehlikeye girer.

AFYON’DA ONLARCA RADYO 100 VATLIK VERİCİLERLE HAYATIMIZA GİRDİ

Normal şartlarda günlük hayatımıza bir şeyin girmeden onun hukuki düzenlemesinin yapılması gerekiyor. Tabi artık bütün dünyada zaman hızlı seyrediyor. Devletler günlük gelişmelerin gerisinde kalıyor. Bunu radyo ve televizyon hayatımıza girdiğinde yaşadık. Yasal düzenlemeler çok sonra yapıldı. Hele radyolar hepten öyleydi. Bir elektrikçi dükkanında hazırlanmış 100 vatlık bir verici ile Afyon’da onlarca radyo hayatımıza girdi. Sonra düzenlemesi yapıldı. Özgürlükler dünyasında her şey mi düzenlenmesi gerekir. Evet, özgürlükler bir başkasının özgürlüğü ile çatışmayı doğurur bu her zaman böyledir. Toplum düzeninin kaosa dönmemesi için devletin bu anlamda mümkünse hayatımıza yenlik girmeden düzenleme yapması lazım ama maalesef hızlı seyreden hayat kanuni düzenleme olmadan hayatımıza girmesine neden oluyor. Radyo televizyon böyleydi, internet ve internet medyası da böyle.

KLASİK MEDYA ÇATIRDIYOR

İnternet medyası ile ilgili bir düzenleme geldi ama sosyal medya konusunda da sıkıntılarımız var. Medya anlamında faaliyet göstermeyen ama milyonlarca takipçisi olan hesapların medya etkisi bugün benim diyen gazetelerden ve internet haber sitelerinden daha etkili. Artık klasik medya çatırdıyor. Avrupa’da bir çok gazete basılı gazeteciliğe son verdi. İnternet ortamında bu işi sürdürmeye başladılar. Bir kısmı silindiler. TV’lerin de başına bu gelecek. Youtube üzerinden habercilik yapan hesaplar var. Hukuk aklı buna ilişkin bir çözüm geliştirdi mi ben hala emin değişim. Şu anda bu düzenleme ile büyük ölçüde internet ortamında habercilik yapan siteler düzenleniyor. Sosyal medyada da halkı kin düşmanlığa sevk edecek paylaşımların yapılması cezaya bağlanıyor.

DEVLETİN TEK ENSTRÜMANI VANAYI KAPATMAKTIR

Ama bunun uygulanması için bir sürü problem var. Türkiye’de internet kapalı bir sistem değil. Bütün global bir ağa bağlısınız. Dil web denilen bir kavramı anlamadan internet alanında düzenleme yapmanın çok mümkün olmadığını biliyoruz. İnternetin birde merdiven altı var. Yerin altında olan kısmı var. Şu anda internet ağlarının sahiplerinin bile müdahale edemeyecekleri şekilde şifrelendirilerek gizli metotlarla haberleşenler var, ticaret yapılıyor, bilgiler aktarılıyor. İnternet ortamının artık denetlenip denetlenemeyeceği noktasında tereddütlerimiz var. İstediğiniz kadar yasal düzenleme yapın. Devletlerin şu anda interneti denetleyebileceği tek enstrümanları ülke içindeki milli iletişim sistemlerinin tek ellerinde olmalarıdır. Yani vanayı kapatma hakları var. En nihayetinde interneti kapatabilir. Buna karşı global sistem bir gelişme var. Elan Musk starlink uyduları geliştirdi. Bu uydular Avrupa ve Türkiye semalarını dolaşıyor. Bu uydularla yeteri kadar semayı donattıklarında sizin milli internet sağlayıcılarına operatörlere gerek kalmayacak. Telefonlar doğrudan oraya bağlanacak. Bu ne demek? Devletin denetim gücü kalmayacak. Bugün Twitter’ı ve Facebook’u masaya davet edebiliyorsak bileğini bükebiliyorsak bu bizim milli iletişim sistemimizi kullanmalarından kaynaklanıyor. Türkiye’de interneti kapatırsam bunların faaliyet yapması mümkün değil. Böyle olunca bizim mahkemelerimizin verdiği kararları tanımak zorundasınız buradan kazandığınız gelirleri vergilendireceksiniz diyoruz. Önce mırın kırın ediyorlar. Bant genişliğini kapattığınızda masaya geliyor. Burada devlet mesafe kat etti.

SOSYAL MEDYA LİNCİNE MARUZ KALAN KİŞİ SEDAT PEKER’E Mİ GİDECEK?

Ama şu konuyu hala çözemedi. Twitter, Facebook gibi alanlarda suç işlendiğinde, bireysel haklar ayaklar altına alındığında ne olacak? Buna ilişkin mahkeme kararları veriliyor. Ben bu konuda suç duyurusunda bulunuyorum. Bir şahıs benim hakkımda linç kampanyası başlattı diyorum. Benimle ilgili asılsız mesajlar paylaşıyor diyorum. Mahkeme ne yapıyor? Soruşturma başlatıyor. Peki kim bunu yapan kişi? Burada Twitter IP adresini vermeli. Ancak buna yanaşmıyorlar. O zamanda Twitter’da klavye kahramanları ya da klavye sapıkları ortaya çıkıyor. Bunu engelleyecek hukuk sistemine ihtiyaç var mı? Kimse buna yok diyemez. Herkes bir sefer böyle sosyal medya linçine maruz kalmıştır. Böyle bir durumda ne yapacağız? Sedat Peker’e mi gideceğiz kardeşim. Mafyatik düzen işte böyle çıkar. Yasa düzeni güvenliği sağlamaz ise insanlar haklarını kendileri almaya kalkarlar ya da birileri aracılığı ile güç aracılığı ile almaya kalkarlar. Devlet gücünü kaybederse başka güçlere başvururlar. Devlet bu anlamda mahkemelerin etkisini sosyal medyaya da yaymak istiyor. Prensip olarak bu doğru.

HABER SİTELERİNE KÜNYE VE ÇOCUKLAR İÇİN FİLTRE ZORUNLULUĞU

İnternet sitenize artık temsilcinizi yazmanız gerekiyor. Eskiden Türk Vatandaşı olması yeterli oluyordu. Şimdi Türkiye’de muhkim olması gerekiyor. Bu önemli. Adam Türk Vatandaşı ama yurt dışında yaşıyor ona hiçbir şey yapamıyordunuz. Şimdi Türkiye’de bir temsilcisi olacak. Künye mecburiyeti geliyor. Çocukların ruh sağlığı açısından sakıncalı haberlerin filtrelenmesi noktasında tedbir zorunluluğu geliyor. Netflix’te var ya, 15 yaş ve üzeri girebilir gibi uyarlar yer alıyor ya göstermelik bile olsa bir habere girerken bu tip bir uygulama zorunluluğu geliyor.

HABERCİ NE YAPARSA SUÇ İŞLEMİŞ SAYILACAK

Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma konusu… “Sırf halk arasında korku ve panik yaratmak” diyor. Burada aslında kanun koyucu doğru anlaşılması için “sırf” diyor. Sadece bu amaçla demek istiyor. Benim attığım bir twett böyle bir sonuç doğurmuş ama benim böyle bir kastım yok. Demiş ki şimdi bir kişi, “Bu akşam benzine 10 TL zam gelecek” diye tweet atmış. Halk hücum etmiş. Kavga çıkmış. Sosyal medya provokatörleri onları kışkırtmış iş çatışma ortamı oluşturulmuş. Korku ve panik yaratmak için ben bunu yapmadım ki. Sadece bir duyumu paylaştım. Bunun çözümlemesini tabi ki hakim yapacak. “Sırf” diyerek hedefi daraltmış. Hakime burada işaret verilmiş.

AŞI KARŞITLARI BU YASA KAPSAMINDA CEZA ALIRDI

“Ülkenin kamu düzeni, iç ve dış güvenliği, gerçeğe aykırı bilgiyi alenen yayan kimse” konusuna gelelim. Her türlü yanıltıcı bilgi değil. Kamu barışını, genel sağlık iç ve dış güvenlik deniyor. Mesela pandemi döneminde aşı karşıtlığı yapanlar bu duruma dahil olurdu. Tedavinin reddi için kampanya başlatan, bundan dolayı ülkenin pandemiyle mücadelede sağlık politikasını zedeleyen, pandeminin çok kısa sürede bitmesi mümkünken daha uzun sürmesini sağlayanlar olmadı mı? Bugün anlı şanlı yazarlarımız çip takacaklar gibi deli saçması şeyler yazmadı mı? Devletinin test ettiği 40 süzgeçten geçirdiği presedürleri reddetmeye, maske takmamaya mesafe konusundaki hassasiyetleri çiğnemeye davet edenler olmadı mı? Bugün pandemi bitti ama, hala çocukların kızılcık, kızamık gibi aşısının olmaması gerektiğinin kampanyasını yapan o yüzden de bugün tekrar ülkede kızamık hastalığının sahneye çıkmasına sebep olan insanlar var. Bugün cahil insanları bırakın bunları söyleyen bazı doktorlar var. Medyatik meşhurluk adına bir sistemi sekteye uğratıyorsunuz. Ciddi anlamda genel sağlığı sıkıntıya sokuyorsunuz. Bir kısım profesör aşırı korku yarattılar. Üretimi durdular, insanları aşırı tedbir manyağı yaptılar. Bir gurup yok öyle şey normal grip diyerek basite indirgediler ve insanları tedbirlerden soğuttular. Almanya’daki gibi güçlü hakim modeli belki bizde yok ama o kadar da kötü değiliz. Meseleye özgürlükçü bakabilecek bir yargımız var.

SİZ GAZETECİLİK BİZ AVUKAT YAPAMAYIZ

Sistemin oturması vakit alabilir. Bazen istenmeden yerel mahkeme kararıyla canlar yanabilir mi, ama doğrudan tutuklanmayı gerektirecek şeyler değil. Ama gene de yargı yanlışlarından ben hep korkmuşumdur avukat olarak. Bir takım istenmeyen şeyler olacak ister istemez. Hakimin karar verme süreci bireysel bir süreç. Örnek bir kararda yok. 10 yıl önce çıkan bir karar olsa ona bakar, Yargıtay kararına bakarak istikameti belirler ama daha yeni çıkmış bir karar. Her mahkeme her hakim yasa metnini nasıl anladığını göreceğiz. Belki birbirlerine soracaklar. Sormadan da karar verenler olacak. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin müstakil kanunlar ve Türk Ceza Kanunlarında buna ilişkin verilerde ciddi sıkıntı yaşıyoruz. Olur olmaz her şeye kişisel veri deniyor. Böyle bir anlayış gelişti. Bu anlayışla ne sizin gazetecilik yapmanız mümkün ne de bizim avukatlık yapmamız mümkün. Dolayısıyla bu anlamda her zaman özgürlükçü yorum yapmaları noktasında benim endişelerim var. Çokta emin değilim. Endişelrimde olmak zorunda zaten. Sizin bu yasadan doğrudan etkilenen meslek gurubu olarak, benimde yasanın kendisine insan haklarını ve özgürlüklerini koruma noktasında görev vermiş bir baro başkanı olarak bu konuda endişe sahibi olmamız bu endişelerimizi dile getirerek yol göstermemiz gibi bir vazifemiz var.

AKLI, VİCDANI HÜR OLAN HAKİMLER OLMALI

Adaletin gerçekleşmesi için bizden iki şey istenir. Sonucun ve sürecin belli olması. Sürecin belirli olması bir ihtilaf mahkeme sürecinde ne kadar sürede biter. İkincisi de kanunda belirlenen her şey tereddüte mal vermeyecek şekilde olmalı. Net olmalı. Bu netlik her zaman sağlanamıyor. Bu netlik aynı zamanda aklı vicdanı hür olan berrak hakimler sayesinde olur. Siz istediğiniz kadar detaylı bir metin kaleme alın. Bunu böyle hiç olmayacak şekilde lafı sonundan anlayacak şekilde yorumlanırsa çuvallar bu düzenleme.

MADIMAK OLAYINDA SOSYAL MEDYA OLSAYDI NE OLURDU?

Teklifteki “Halka yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” konusuna gelelim. Böyle bir tehdit var mı? Dünyanın bir çok ülkesinde var. Bu nasıl yapılmalı. Hakimler bunu 10 yıl içinde bunu oturtacaklar. Burada bu düzenlemeyi yapan ülkelere bakmalıyız. Onlarda geçiş sürecini test ettiler. Kıta Avrupası’nın tamamında var, Amerika’da var. Ukrayna savaşında Almanya Sputnik’i yasakladı. Vanayı kapattı. Sosyal medya üzerinden Sputnik yayın yapamıyor. Sivas örneğine dönelim. Madımak olayında sosyal medya olsaydı, sosyal medya üzerinden kimliği belirsiz kişilerin, vatandaşları Alevilere yönelik kışkırtan paylaşımlar yapmasını özgürlük var diye devlet serbest bırakacaktı? O gün sosyal medya olmadığı halde büyük bir acı yaşandı. Şimdi sosyal medyanın olduğu günlerde provokasyon olduğunu düşünün. Çok daha büyük bir insan selinin bir şehre gelen azınlık grubu kuşattığını düşünün. Burada tabi ki düzenleme gerekir. Ama hukukta şöyle bir kavram vardır. Hakkın özüne zarar vermemek… Yasaklama, kısıtlama koyu bir istibdat şeklinde olmaz. Bu nasıl sağlanır. Birincisi yasa metinlerinin üzerinde çok titiz durulmalı. Yanlış anlaşılmaya mahal vermeyecek şekilde titiz olunmalı. Bunu uygulayacak yargı mensuplarının çok iyi eğitilmesi ve donanım sahibi olması gerekir. Siz istediğiniz kadar mükemmel bir kanun yapın, bunu uygulayacak olan insan olduğu için o insan unsurunda bir noksanlık varsa geçmiş olsun. Bunu zaman zaman görmüşüzdür.

Burada kanun iç ve dış güvenlik, genel sağlık gibi durumlarla sınırlandırılmış. Bu alanların dışında ben seninle ilgili yalan haber yapsam bu buraya girmez. Burada Afyon Belediyesi, Afyon Valiliği ya da Afyon Barosu ile ilgili yalan bir haber yaparsa eğer varsa bu hakaret suçuna girer. Bunlar buraya girmez.

ANONİM OLMA HAKKIMIZ VAR

İnsanların anonim olma hakkı var. Kamu görevlisiyim twitter üzerinden takma bir isimle yazıyorum. Bu tek başına suç değil. Olamaz zaten. Bu bahsettim suç kanunda düzenlenen suç gizli kimlikle yapılırsa 1-1.5 yıl hapis cezası. Yine ertelenebilir. Tehlike değil. Ama bir örgüt faaliyeti olursa 1-3 yıl diyor. Ben hakim olsam 1 değil 3 yıl veririm. FETÖ’cüler şu anda hala interneti çok iyi kullanıyorlar. İnternetin ajitasyon gücü FETÖ’cüler. Bir sürü hesap var. Örgütler bunu kullanıyorsa devletin bu konuda düzenleme yapması hakkıdır hatta görevidir. Devlet bunu yaparken kantarın topuzu kaçmamalı buda onun görevidir.

DOĞRUYU ANLAYAMAYACAK HAKİMLERİMİZ VAR

Bu madde metnini donanımlı bir hakim okursa bence sorun çıkmaz. Bütün hakimler donanımlı mı? İşte zurnanın zor dediği yer burası. Bunu doğru anlamayacak ceza hakimlerimiz var arkadaşlar. Bunu kimden saklayalım. Herkes biliyor. Kişisel verilerin korunması ile ilgili benim paylaştığım bir karar vardı, bir hakim avukata 2 yıl 6 ay hapis cezası vermiş. Akıllara ziyan… Avukat ceza dosyasında savunduğu sanığın cezasını etkileyecek verdiği belgeden dolayı 2 yıl 6 ay hapis cezası alıyor. Bir maddeyi olmayacak şekilde anlayan yada tersinden anlayan hakimlerimiz olabiliyor. Bunun eğitimin verilmesi gerekiyor. Bana göre bu yasa 217’nci madde bir kez daha redakte edilmeli. Daha anlaşılır daha tereddüde mahal vermeyecek bir şekle dönüştürülmeli. Birde bunun yürürlüğe gireceği döneme kadar bu süre içerisinde tüm ceza hakimleri ve savcılar eğitilmeli, bu suçla varılmak istenilen amacın ne olduğu ortaya konulmalı. Hanya’daki hakimle Konya’daki hakim farklı kararlar vererek toplum vicdanı yaralanmamalı. Bu anlamda bu düzenlemenin gerekli olduğunu düşünüyorum ama içeriğin bir kez daha gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Hiçbir hakim tarafından yanlış anlaşılmayacak şekilde net tanımlarla kavramlar ifade edilmeli.

MECLİSTE TÜRK DİLİ KOMİSYONU KURULMALI

Mecliste Anayasa Komisyonu var mesela, ben şöyle diyorum. Birde Türk Dili Komisyonu olmalı. Yani en son şeklini okuyan dağdaki çobanda olsa kürsüdeki hakimde olsa aynı şeyi anlamlı ve doğru anlamlı. Türkçe’nin doğru kullanılmamasından kaynaklı sorunlar var. Türk Dili noktasında da gözden geçirilmesi gerekli.

SOKAK RÖPORTAJI YAPANLAR BUGÜN DERDEST EDİLEBİLİR

Sokak röportajı yapan kişiye sorun çıkmaz. Şu anda emniyet basın kartı olmayan bir kişinin yakasına yapışabilir, kardeşim sen kimsin halkı isyana teşvik ediyorsun diyerek seni haksız yere şey yapabilirler. Ama sen basın kartı alırsan seni bir güvence altına alır. Bu düzenlemenin uygulamasını görmek zorundayız. Bu istenmeyen unsurların, siyasi muhaliflerin sokakta röportaj yapmasına engel olacak tarzda bir düzenleme gelmemesi için yine bir lobi faaliyeti yapılmalı. Bugünde röportaj yapanlar yapamayabilir. Emniyet derdest edebilir bu kişileri. Kışkırtıcılık yapıyorsun derler. Emniyet olaya böyle bakar. Düzenleme olmadığı için sadece güvenlik endişesi ile bunun bugün önlenmesi mümkün. Bugün sokak röportajı yapan herkes derdest edilebilir. Bu mümkün. Ama cebine basın kartını koyan bir insan istediği soruyu sorabilir.

ENDİŞELİ OLACAĞIZ AMA PARONAYAK OLMAYACAĞIZ

Hakaret suçları açısından başkasının beyanını alıntılamak sizin de o suçu işlemenizi sağlıyor. Ama basın özgürlüğü öyle değil. Siz görüntülerle haberinizi yaparsınız. Bir kişinin basın açıklamasında söyledikleri tabi ki onu bağlar. Siz onu manipülatif bir şekilde başlıklandırırsanız, hiç olmayacak şekilde bir ihtimal… Normal şartlarda basın özgürlüğü kısmında hakaret çok daha geniş tanımlanıyor. Normal kişinin söylediği hakaret basın aracılığı ile dile getirildiğinde basın özgürlüğü kısmında değerlendiriliyor. Buna ben şahidim. Endişeli olmalıyız ama paronayak olmamalıyız. Bu ülkede hakimeler.

DÜZENLEMEYİ EN ÇOK GAZETECİLER OKUMALI

Düzenleme gerekli. Açık ölçülü olması gerekli. Bunu en çok sizin okumasınız gerekiyor. Bunu sizlerin kuracağı birlikler takip edecek. İstanbul Mahkemeleri’nin yetkili olması konusu bu normal bu güvence. Bence doğrusu bu. İlçede yeni atanmış bir hakimin senin milyar dolarlık davana karar vermesini mi istersin yoksa il merkezinde kurulmuş, ticaret mahkemesi tarafından örgütlenmiş yeri 3 kişilik bir heyetle karar veren bir mahkemenin mi karar vermesini istersin. Bu ihtisas mahkemesi olması iyi bir şey. İstanbul’a gitmenize gerek yok ki. Burada her türlü başvuruşunuzu yapabiliyorsunuz. Avukatınız aracılığı ile istediği yere online bağlanabiliyorsunuz. Adalete erişim kolaylaştı. Burada sizlerin meslek birlikleriniz bunu tartışabilmeli. Bu sizin için bir külfet getirecekse, bu tabi vatandaş içinde geçerli. Bu bir kez daha tartışılmalı.

BAZEN BİLİNÇLİ OLARAK SATIR ARALARINA BOMBA KOYUYORLAR

Ben 30 yıllık bir hukukçu olarak söylüyorum. Bir kanun çıktığı zaman uygulamaya geçmeden bazı satır aralarındaki sakıncaları göremiyoruz. Bazen de bilinçli olarak yerleştiriliyor. Bilinçli olarak bomba koyuyorlar sahaya çıktığında patlıyor. Dikkatli okumamız lazım. Gözlerimiz şaşı oluncaya kadar bakmamız lazım. Sizlerin konuşması lazım. Her şeyden önce sizlerin ikna olması lazım.

Haydi Afyon: Reklam gelirimizi sizin seçeceğiniz dernek ya da vakıflara bağışlıyoruz! Haydi Afyon: Reklam gelirimizi sizin seçeceğiniz dernek ya da vakıflara bağışlıyoruz!

ENGELLİ SİTELERİN BÜYÜK KISMI PORNOGRAFİ İÇERİYOR

Türkiye bir sansür ülkesi olarak biliniyor diyenler var. 500 binden fazla internet sitesi engelli. Bunun 499 bini porno sitesi. Bu kadarda ülkemize şey yapmayalım. Bu özgürlük mü Allah aşkına. Bütün dünya çoluğunu çocuğunu korumak uygulamalar geliştirdi. Allah’tan korkmamız lazım. Devletin çocuğun üstün yararını koruyabilmesi için bu kısıtlamanın olması lazım. Pornografi dahil her şey serbest olsun bu mu denilmek isteniyor. Bütün dünya çocuk pornosuna karşı sansür ediyor. Var mı itiraz eden. Dünya sistemi bunu kuduz köpek gibi takip ediyor. Çokta iyi yapıyor. Çocuk pornosuna giren kişi sistem yakanıza yapışıyor. Türkiye’de falanca kullanıcı çocuk pornosu indirdi diyor. Geliyor seni basıyor, hapı yuttun. Dünyanın tahammül etmediği bir suç bu. Birde biz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak bizim ortak değerlerimiz var. Bizim anayasamızın başlangıç maddesinde Türklüğün tarihi ve milli değerleri var. Ne abicim bunlar? Bunları birileri eziyorsa ben bakacak mıyım? Anayasaya ben bunları laf olsun diye mi koydum. Kısıtlama gelmesi gerekiyorsa getirilecek. Ama tekrar söylüyorum hakkın özüne zarar gelmeden…