Tırtıl/Kelebek

Afyon Postası yazarı Hakan Yılmaz, "Tırtıl/ Kelebek" başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Abone Ol

Elif Şafak’ın, Pinhan romanında Dürri Baba şunları söyler:

“Görünenle yetinirsen eğer sadece tırtılı bilirsin. Çirkindir ya tırtıl, gönlünü çelmez. Görünenin ötesine geçmek istersen eğer, aradan örtüyü kaldırıp da gönül gözü ile bakarsan, kelebeği bulursun karşında. Güzeldir ya kelebek, gönlün ona akar. Lakin gönül gözünle görürsen eğer, kelebeğe değil tırtıla sevdalanırsın.”

Amin Maalouf da “Beatrice'ten Sonra Birinci Yüzyıl”da aynı konuya değiniyor. “Larvadan böceğe, çirkin ve sürüngen tırtıldan rengarenk, muhteşem kelebeğe dönüşümde, bir gerçekten ötekine geçiyoruz izlenimine kapılırız, ne var ki kelebeğin güzelliğini oluşturan her şey zaten tırtılda vardır.”

Görünende kelebeğin güzelliği. Derinde tırtılın hikayesi ve dönüşümü. Tırtılın içinde tuttuğu, derinden gelende saklı renkler. Zamanı gelince açtığı. Gönül gözü, güzel kılar, derin bakar. Görünmeyeni hisseder, sezer. İçimize bakar, içtekini görmeye özen gösterir. Tırtılda, kelebeği görür. Bir yok oluşta yeni bir var oluşu. Tırtıl dönüşür kelebeğe. Ve kelebek renklere, doğaya, evrene…  

Halil Cibran da,  “bir çiy tanesinde gördüm tüm okyanusu” der. Bir damla suda bütün okyanusların sırrı saklıdır.

Muhyiddin-Arabi, Özün Özü’nde:

Kainat İçinde Kainat; İnsan.

Sen kendini sandın bir parça, küçük;

Halbuki sende alem var, en büyük.

Friedrich Nietzsche, “Böyle Söyledi Zerdüşt”de şunları söylüyor: Kendini yakmak istemelisin kendi ateşinde: nasıl yeniden doğmak isteyebilirsin ki önce kül olmadan? Nerededir güzellik? Tüm istemimle istemek zorunda olduğum yerdedir, bir imge sadece bir imge olarak kalmasın diye. Sevmek ve yok olmak: beraberdir ezelden beri.”

İnsan; Alem’de bir Adem, Adem’de bir Alem… İnsan evrende sadece bir çiy tanesi. İçinde ise evreni, koskoca bir okyanusu barındırıyor. Tırtılın içinde kelebeği taşıması gibi.

Dücane Cündioğlu’nun dediği gibi; yalın bakmalı dünyaya. Basitçe. Huzurla. Bölmeden, parçalamadan.