Saadet Partisi Afyonkarahisar İl Başkanı Beytullah Karataş, Çay ilçesinde vatandaşlara hitaben şunları söyledi: “Hükümet, bu ekonomiye 1 yıl bile dayanamayacak. Ayrıca devlet bile yıl sonunu getiremezken, vatandaş bu şartlarda ay sonunu nasıl getirsin?”

Çay’da esnaf ve kahvehane ziyareti gerçekleştiren İl Başkanı Beytullah Karataş ve beraberindeki heyete vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Çay’ın son dönemde gittikçe göç verdiğini ve bu durumdan esnafların ciddi anlamda olumsuz şekilde etkilendiğini ifade eden Karataş İktidarın politikalarının gün geçtikçe vatandaşı zor duruma soktuğunu ve borçlanmanın gittikçe arttığını söyledi. Karataş ayrıca şunları ifade etti;

Yoksulluğu Bitirmediler Aksine Geniş Kesimlere Yaydılar

İnsanımız borçlu olmasının yanında aynı zamanda işsiz bırakılmış durumda. Üniversite mezunu gençlerimiz iş bulamıyorlar.

Resmi rakamlarla gayri resmi rakamlar birbirini tutmuyor. Resmi rakam dediğim ne? Sayın Cumhurbaşkanını memnun edebilmek için belli resmi müesseselerin ortaya koyduğu rakamlar. Maalesef herkes görüyor, bu rakamlar kasti bir şekilde memnuniyet ifade edebilmek için üretiliyor. Ama öbür tarafta bağımsız kurumlar gerçekleri milletimize gösterebilmek veya kendileri bunu görebilmek için çalışmalar yapıyor.

Resmi rakamlara göre her 5 gençten birisi işsiz. Ama fiiliyatta her 3, en fazla 4 gençten birisi işsiz! İçinde yaşadığımız şartları görmüyor değil insanımız!

Türkiye’de 15-24 yaş grubundaki 2 milyon 959 bin genç ne eğitimde ne de istihdamda yer alıyor! Bu rakamlarla Avrupa ülkeleri arasında ilk, OECD ülkeleri içinde ise ikinci sırada yer alıyoruz.

İktidar aynı zamanda insanları aç bırakıyor. Vatandaşlarımız temel tüketim maddelerine ulaşamıyorlar. Halkın %65,8’i, yani her üç kişiden ikisi temel gıda ürünleri alırken zorlanıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) Dünya Gıda Programı’nın küresel açlık sistemine göre; 9 Haziran 2022 tarihi itibarıyla Türkiye’nin %18’i yeterli beslenemiyor. İşte bu rakamlar “yoksulluğu bitireceğiz” diye yola çıkan bir iktidarın, yoksulluğu geniş kesimlere yaydığının açık ispatıdır.

Taşıma Toprakla Milletin Karnı Doyar mı?

Ülkemizin ve Afyonkarahisar’ımızın bereketli toprakları, çalışkan çiftçimizin elinde mahsul vermeyi beklerken iktidar, yüzünü başka ülkelere dönmüş; güya milletin derdine çare arıyor. Güney Amerika’da, Rusya’da…

Taşıma suyla değirmen bile dönmezken, taşıma toprakla milletin karnını doyurabileceğini sananlar; ne çiftçinin yüzünü güldürebilir ne de çarşı pazardaki fiyatların düşmesini sağlayabilir.

İktidar, muhalefetle uğraşıp, kavga ortamı oluşturarak seçimi kazanmak için kırk dereden su getireceğine önünde duran enflasyon sorununu çözmeye odaklansın.

30 lirayı aştığı için çiftçinin alamadığı mazotu, artan fiyatlarıyla toprağına dökemediği gübreyi düşünsün. Biz bunu teklif ediyoruz.

Hakikaten düşünmek çok önemli bir şey. İstişare etmek de düşünceyi harekete geçirebilmek için çok ama çok önemli bir yaklaşım!

CHP’li Köksal Emirdağ’da: Gurbetçiler Türkiye’yi geçen yıla göre daha mutsuz görüyor CHP’li Köksal Emirdağ’da: Gurbetçiler Türkiye’yi geçen yıla göre daha mutsuz görüyor

Ama bu iktidar hiçbir konuyu müzakereye yanaşmıyor.

Müzakere etmek demek; bir konuda farklı hatta birbiriyle çelişen fikirleri dinleyip sonunda makul bir karara gelebilmek demektir.

Farklı fikirleri dinlemeden doğru kararı vermek mümkün değildir.

Bugünkü iktidarın en büyük zaafı işte söylediğim bu noktada düğümleniyor!

Üreteni Tüketmeyeceğiz

Yönetme kabiliyetini yitiren iktidarın çiftçiye verdiği zarar yüzünden çiftçimiz her gün isyan ediyor.

“Üretirken tükeniyoruz” diyor çiftçilerimiz.

Milleti öğüten, üreticiyi tüketen, gençlerimizi sömüren bu çarkı durdurmak zorundayız.

-Biz milletimizle birlikte bu çarkı kırıp, yerine “insanca yaşam”ın mümkün olduğu adil bir düzeni inşa edeceğiz

-Üreteni tüketmeyeceğiz. Çiftçimizin artan girdi maliyetlerine yönelik bütçe ayıracağız.

-Yap-İşlet-Devlet projelerine ve geçiş garantili projelere ayrılan bütçeyi, israfa ve yolsuzluğa akıtılan parayı; çiftçimize vereceğiz.

-Çiftçimizi kalkındırıp, topraklarımızı yeniden yeşerteceğiz.

-Vatandaşı borca esir edip, rant çevrelerinin çıkarına çalışan bu düzeni değiştireceğiz.

-Enflasyonu artıran sebepleri ortadan kaldırıp, vatandaşlarımızı temel ihtiyaçları için bile kredi çekmeye mecbur eden bu ekonomi modelini değiştireceğiz.

Devlet Bile Yıl Sonunu Getiremedi, Vatandaş Ay Sonunu Nasıl Getirsin?

İşte bu teklif gösteriyor ki, hükümetin bütçesi kendi elleriyle meydana getirdikleri ekonomik darboğaza sadece 6 ay dayanabildi.

Şu artık çok nettir: Hükümet, bu ekonomiye 1 yıl bile dayanamayacak.

Ayrıca devlet bile yıl sonunu getiremezken, vatandaş bu şartlarda ay sonunu nasıl getirsin?

Bütçe hedefi sadece 6 ay içinde patlak veren bir iktidar, şimdi bu milletten 5 yıl daha ülkeyi yönetmek için yetki istiyor.

Sadece 1 yılda enflasyonu %20’lerden %70'lere çıkaran bir iktidarın 5 yılda ülkeyi ne hale getireceğini düşünmek hiç de zor değil. Bir de bu resmi rakam! Bu rakamın gerçekte %100’lere dayandığını hepimiz biliyoruz.

Biz, milletimizin verdiği güçle bu hoyrat iktidarı ülkemize daha fazla vermeden durduracak ve yanlışlarını en kısa zamanda düzelteceğiz. Öngörülemezlik dönemine son verecek, yarın neye uyanacağını bilemez hale gelen insanımıza rahat bir nefes aldıracağız.

Süte Su Katanlardan Olmadık, Olmayacağız

Biz Saadet Partisi olarak, olan bitenleri gayet iyi okuyor ve aklıselimle değerlendiriyoruz.

Dönen dolapların da kurulan tuzakların da farkındayız.

Biz birilerinin ciğerlerini bile biliriz, emin olun! Onlar da bizim onları ne kadar iyi bildiğimizi bilirler...

Birileri olmadık işlere tevessül etseler de biz asla "helal ve dürüst siyaset" yapmaktan vazgeçmeyeceğiz. Gerçekleri kimseyi rencide etmeden olduğu gibi söyleyeceğiz. Ama gerçeklerden gocunan olursa onun da müsebbibi biz değiliz!

Bugüne kadar hiçbir zaman süte su katanlardan olmadık, bundan sonra da asla olmayacağız!

Ve biz biliyoruz ki yanlış işlere bulaşanlar var. Fakat onlardan daha da fazla bu memleketin tertemiz evlatları var.

İktidarın ve yetkililerin hukuksuz talimatlarına rağmen hukukun dışına çıkmamak için direnen, bu keyfi yönetim anlayışına karşı devlet geleneğini unutmamış memurlarımız, bürokratlarımız var.

Süte Su Katmayanlarla Yolumuza Devam Edeceğiz

Tam da bu sebeple tüm olumsuzluklara rağmen Türkiye’yi yeniden normalleştirmeye dönük umutlarımızı hep diri tutuyoruz.

İktidarın tüm baskılarına rağmen dürüst ve ahlaklı kalmaya devam eden bürokratlara, kamu görevlilerimize özellikle teşekkür etmeyi bir borç biliyorum. Bürokratların da kamu görevlilerinin de hatta yeri geldiğinde iktidar mensupları arasında bile bu gerçekleri görenler var. Sesleri yüksek çıkmıyor, ayrı konu. Tasfiye ediliyorlar; o da gözlerimizin önünde cereyan ediyor.

Bunca olumsuzluğa rağmen hala umut varsa, bu umudu ayakta tutan ve ülkemizin daha fazla bataklığa düşmesine engel olan sizlersiniz.

Bizler süte su katmayanlarla yeni dönemde yolumuza devam edecek, bu ülke için hep birlikte güzel, doğru ve iyi işler yapacağız.

Yozlaştırılan bütün kurumlarımızı derleyip toparlayacak, artık adeta kurumsallaşan yolsuzluklara son verecek, kronikleşen problemlerimize hızlı ve kalıcı çözümler üreteceğiz.