Birazdan okuyacaklarınız tamamen hayal ürünü değildir. Bu memleketin bir köşesinde yaşanan gerçek hikayelerdir.
**
Memleketin birinde şehrin göbeğine kütüphane yapılacaktır.
Bunun için ihaleye çıkılır.
21 Milyona bu işi yapacak biri aranır.
Biri gelir ben işi bu paraya yaparım der.
Başlar çalışmaya.
Kazıkları çakar çakmaz, ağlamaya başlar.
“Bu iş bu paraya çıkmaz” der.
Tamam derler, ağlama sen derler…
“Sen kenara gel biz yeniden ihaleye çıkalım, bu işi yapacak birine verelim, senin de zararın olmaz” derler.
Tamam denir, ikinci kez ihaleye çıkılır.
Bu sefer ihale bedeli 43 Milyondur.
Bizim kazıkları çakan ve sonrasında hüngür hüngür ağlayan kişi yine ihaleye girer.
“Tamam ağlamayacağım” der “bu fiyata kesin yaparım merak etmeyin” diye ekler.
İyi bari, yap hadi derler.
Gel zaman git zaman bizimki yine ağlamaya başlar.
“Olmuyor” der, “bu fiyata yapılmıyor” diyerek yine ağlar.
Tamam sus derecesine 9 Milyoncuk daha atarlar önüne.
Bizim 21 Milyonluk kütüphane işi olmuştur 52 Milyon…
Öğrendiğim kadarıyla inşaat bitmemiştir hala…
Bitmeden yine ağlar mı bilinmez…
…
Yine bir başka memlekette ısınma problemi yaşanmaktadır.
İnsanlar günlerdir ısınamıyoruz diye bağırmaktadır.
Şehri yönetenler bir araya gelir, ne yapsak derler ve Ankara’dan ısınma müdürü getirelim derler.
Getirirler.
Neden Ankara’dan getirdiniz diye sorarlar.
“Bu memlekette bu işi yapacak kapasitede adam yok, bu iş o kadar önemli” diye izah ederler.
Isıtmadan sorumlu olan bu müdür hemen kolları sıvar.
Isınamama sorununun önündeki engel olarak pompaları işaret eder.
“Bizim pompaya ihtiyacımız var” der.
“Hemen 3 pompa isterim” der.
Kendisini bu memlekete getirenler tamam der, “nerden alacağız bu pompaları?” diye sorarlar.
“Rusya’dan” der ısınma müdürü.
“Merak etmeyin ben iyi pazarlıkçıyım, güzel bir pazarlık yaparım” der.
“Tamam yap o halde” derler…
Isınma müdürünü şehre getirenler kendi aralarında “adam bu işi biliyor” demeye başlarlar.
Isınma müdürü çıkar gelir, yüzü gülüyordur, “3 pompa için süper bir pazarlık yaptım. 35 Milyon liraya 3 pompa alacağız” der.
Yüzler düşmüştür, ama çaresizce “tamam” derler.
Rusya’dan pompalar gelir.
Pompaları yer altına gönderecek ekipte pompalarla birlikte gelir.
Montaj işlemi bitmeden, ısınma müdürümüz halkın karşısına çıkar ve şöyle der: “Ey halkım bu sene çok güzel ısıtacağım sizi. Isınmak nedir anlayacaksınız. İliklerinize kadar ısıtacağım… Bundan şüpheniz olmasın”
Halk alkışlar…
“Helal sana” sesleri yükselir.
Isınma müdürü o esnada ağlamaya başlar.
“Halk ne oluyor müdür bey” diye sorar.
“Sormayın, sizi ısıtacağım ama bir sorun var. Bu pompaları Rusya’dan aldık. Biraz pahalı. Bunun için borçlanacağız. Elektrik giderimizde bir hayli artmış durumda. Personel maaşları deseniz belimizi büküyor. Birde benden önce burası çiftlik gibi yönetilmiş. Hesaplar kitaplar şaşmış. Bunun için sizden fedakarlık istemem gerekiyor” diye gözlerinden süzülen yaşları siler.
“Nasıl bir fedakarlık istiyorsun sayın ısınma müdürüm” diye sorar halk…
“Geçen seneki faturalarınıza yüzde 100’den biraz fazla zam yapacağım” der ısınma müdürü.
Halk homurdanmaya başlayınca, “yalnız sizi çok güzel ısıtacağım” diye yapıştırır lafı.
Şehir halkı, “madem ısınacağım tamam o zaman” deyip kabullenir.
Zaman geçmiş, kış gelmiş, hava sıcaklıkları sıfırın altına düşüvermiştir.
Şehir halkı yine ısınamamaya başlamıştır.
Evler buz kesmiştir.
Isınma müdürüne neden ısınamıyoruz, hani bizi çok iyi ısıtacaktın ne oldu diye sorarlar…
“Arıza var” yanıtı gelir.
…
Kazıkların çakıldığı, pompaların takıldığı, arızaların bitmediği bu memleket iyi ki biz değiliz.
İyi ki bizim böyle pompacı ve kazıkçılarımız yok!
İyi ki bizde bir arıza yok.
İyi ki…