banner16

banner15

06.12.2021, 08:41 96

KARPUZ KABUĞUNDAN GEMİLER YAPMAK… 

Karpuz kabuğundan gemiler yapmak, Ahmet Uluçay’ın düşüdür, yaşamıdır, filmidir. “Karpuz kabuğundan gemiler yapmak”, Meksikalı yazar, şair Octavia Paz’ın deyimiyle “düşlerine layık ol”maktır.  

Ahmet Uluçay 1954 yılında Kütahya'nın Tavşanlı ilçesine bağlı Tepecik beldesinde doğar. Düşü, sinematografı yani sinema makinesini icat etmek, filmler çekmektir. Yıllarını bu tutkusu, düşü için, sinema yapmak için yaşar. 2004 yılında karpuz kabuğundan gemilerini yapar ve içindeki koskocaman okyanuslara bırakır. Düşleri ve çocukluğu canlanır, hayat bulur.  Ahmet Uluçay ikinci filmi “Bozkırda Deniz Kabuğu”nu çekerken 2009 yılında vefat eder.  

Ahmet Uluçay’ın Bozkırda Deniz Kabuğu filminin senaryosunu yazma sürecini içeren “Küller ve Kemikler” kitabı, yönetmenin içinde yaşattığı Yakup’unun anlatısıdır. Bu kitaptan birkaç alıntıyı aktaracağım:

“Turna gözlü dağ pınarların var senin. Şu deniz kabuklarına tekne diye düşlerini bindirip çıktığın uzak yolculuklara ben tanığım. Senin yolculuklarını biz şu çok bilmiş halimizle haritalarda görsek, ürpeririz. Senin denizlerini haritalarda görsek, boğuluruz. Biz düş yoksulu olduk Yakup. Benim sevgili çocuğum.” 

Şu hayatın koşturmacasında, boğuşmasında insanlıktan, çocukluğumuzdan ve düşlerimizden o kadar uzak kaldık ki, bizler düş yoksulu olduk. Oysaki insan düşleriyle, çocukluğuyla yaşar. Düşlerimiz olmasa elimizde ne kalır ki!  

Ahmet Uluçay sinemaya olan yaklaşımını kitabında şöyle anlatır:

“Tüm yitiklerimiz öykülerde yaşayabilir. Kim bilir belki ilerde sinemada da yaşayabilir düşünsene Yakup, sinemada da yaşayabilir. İstediğimiz an dönebiliriz o köylere, o insanlara… İstediğimiz an… İyi ki böyle bir tesellimiz var… Sinema biraz da bu değil mi zaten? Parmaklarımızın arasından su gibi dökülüp giden zamana karşı cılız da olsa bir direnme? Ölüme karşı aczimizden doğan bir karşı koyuş? Uluçay’ın sinemaya olan bu bakış açısını usta yönetmen Tarkovski’de görmek mümkündür.  Tarkovski, “Mühürlenmiş Zaman” adlı kitabında; “zaman, benimizin varlığına bağlı bir koşuldur. Zaman bizi besleyen atmosferdir… Zaman bir durumdur. Semender ateşte nasıl evindeyse, zaman da insanın ruhuna öyle yerleşmiştir, ona can veren öğedir…. Zaman geri getirilemez, derler. Bir bakıma doğrudur, geçmiş geri getirilemez. Ancak herkes geçmişte, şimdiki zamanın geçip giden geçici olmayan gerçekliğini bulduğuna göre, geçmiş ne demek oluyor ki? Geçmiş, bir anlamda, içinde yaşanan zamandan çok daha gerçektir, en azından çok daha dayanıklı, çok daha süreklidir. Şimdiki zaman akıp gider, kaybolur, parmaklarımızın arasından kum gibi kayar. Hz. Süleyman’ın yüzüğünde şunlar yazılıdır: Her şey gelip geçicidir…. İnsan açısından zaman, arkasında hiçbir iz bırakmadan ortadan yok olmaz. Çünkü insan için zaman öznel, manevi bir kategoriden başka bir şey değildir….İlk kez sinema ile, zamanı ilk elden dondurma ve zamanı istediği sıklıkta yeniden yansıtma imkanına, zamana geri dönme imkanına kavuşmuştur…. Artık görülmüş ve kaydedilmiş zaman, uzun bir süre (hatta teorik olarak sonsuza kadar) metal kutularda muhafaza edilebilecekti…. Genellikle insan, yitirilmiş, kaçırılmış ya da erişilememiş zaman yüzünden sinemaya gider.” 

Yitirdiğimiz, kaçırdığımız, erişemediğimiz nedir? Evet çocukluğumuzdur ve düşlerimizdir. İşte bu zamanı tekrar yaşamak için sinema vardır, sanat vardır. Sanat tahayyül (hayal) etmektir, imgelemdir. Düşlerimize ve çocukluğumuza, saflığımıza dönmektir. Yaşama  bir çocuk gibi ilk defa bakmaktır, meraktır. 

Ahmet Uluçay her daim düşlerinde ve çocukluğunda kalıp, her şeye ilk defa bakar gibidir. “Her şey değişirken ben değişemedim. Büyüyemedim. Çocuklarım bile benden önce büyüdüler. Düş çocuğu olarak kaldım, düş çocuğu olarak kaldık… Uluçay “Sinema İçin Bunca Acıya Değer Mi?” kitabında ise şunları dile getirir: 

“Ben resimleri seviyordum, masalları seviyordum, renkleri seviyordum…. Renkleri ve resimleri severim oldum olası. En çok sevdiğim rengin ne olduğunu soranlara yeşil ya da gri olduğunu filan söylerdim hep. Giderek buna kendim de inanmaya başladım. "Deli alı sever " darbımeselinin etkisinde kalarak böyle davranmış olacağım. Şimdi itiraf ediyorum, en çok sevdiğim renk kırmızı. Kırmızıyı deli gibi seviyorum.”

Ahmet Uluçay son filmi “Bozkırda Deniz Kabuğu”nu çekemeden vefat eder. O, bir düş çocuğudur, eski bir rüyanın peşine düşmüş, yitirdiği deniz kabuklarını arıyordur bozkırda…

Onun zekâdan çok, bir kalbe ihtiyacı vardır. İçtenliğine inanabileceği bir kalbe. 

Çocukça saflığa, çocukça duyarlılığa, insanlığın en çok ihtiyaç duyduğu, ne yazık ki yitirdiği şeye, çocukça sevgiye…

Yorumlar (7)
Sadsn yilmaz 2 ay önce
Canım oğlum inşAllah senin düşlerin gerçek olabilsin
Filiz Kısacık 2 ay önce
Bende düş çocuğu olarak kaldım. Ve benim de en çok sevdiğim renk kırmızı
Filiz Kısacık 2 ay önce
Bende düş çocuğu olarak kaldım. Ve benim de en çok sevdiğim renk kırmızı
Filiz Kısacık 2 ay önce
Bende düş çocuğu olarak kaldım. Benimde sevdiğim renk kırmızı
Bülent Aydın 2 ay önce
2005 yılıydı sanırım. Binbir zorlukla öğrenci evine getirebildiği bilgisayarında Murat’ın hakkını teslim edelim
3 kişi heyecanla küçücük monitörde izlemiştik ilk kez. Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak’ı. Sinema yapma uğraşı, geçmişin tüm izleri ve peşinde koşmaya değer hayallerle dondurucu soğuk bir akşamında Afyon’un. O günleri anımsamak hep çok değerli. Teşekkürler hocam. Kaleminize sağlık.
Bülent Aydın 2 ay önce
2005 yılıydı sanırım. Binbir zorlukla öğrenci evine getirebildiği bilgisayarında Murat’ın hakkını teslim edelim
3 kişi heyecanla küçücük monitörde izlemiştik ilk kez. Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak’ı. Sinema yapma uğraşı, geçmişin tüm izleri ve peşinde koşmaya değer hayallerle dondurucu soğuk bir akşamında Afyon’un. O günleri anımsamak hep çok değerli. Teşekkürler hocam. Kaleminize sağlık.
Bülent Aydın 2 ay önce
2005 yılıydı sanırım. Binbir zorlukla öğrenci evine getirebildiği bilgisayarında Murat’ın hakkını teslim edelim
3 kişi heyecanla küçücük monitörde izlemiştik ilk kez. Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak’ı. Sinema yapma uğraşı, geçmişin tüm izleri ve peşinde koşmaya değer hayallerle dondurucu soğuk bir akşamında Afyon’un. O günleri anımsamak hep çok değerli. Teşekkürler hocam. Kaleminize sağlık.
Namaz Vakti 25 Ocak 2022
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 23 54
2. Konyaspor 22 45
3. Alanyaspor 23 38
4. Adana Demirspor 23 37
5. Fenerbahçe 23 37
6. Beşiktaş 23 36
7. Hatayspor 23 36
8. Başakşehir 22 34
9. Gaziantep FK 22 32
10. Sivasspor 23 31
11. Kayserispor 23 31
12. Karagümrük 23 30
13. Kasımpaşa 23 27
14. Göztepe 23 27
15. Galatasaray 23 27
16. Giresunspor 23 26
17. Antalyaspor 23 24
18. Rizespor 23 22
19. Altay 23 18
20. Ö.K Yeni Malatya 22 16
Takımlar O P
1. Ümraniye 21 45
2. Ankaragücü 21 45
3. Erzurumspor 21 38
4. Bandırmaspor 21 36
5. İstanbulspor 21 36
6. Eyüpspor 20 36
7. Samsunspor 20 33
8. Adanaspor 21 32
9. Manisa Futbol Kulübü 21 28
10. Tuzlaspor 20 27
11. Keçiörengücü 21 26
12. Gençlerbirliği 21 26
13. Boluspor 19 24
14. Kocaelispor 21 24
15. Menemen Belediyespor 21 23
16. Altınordu 21 22
17. Bursaspor 20 20
18. Denizlispor 21 19
19. Balıkesirspor 20 8
Takımlar O P
1. Manchester City 23 57
2. Liverpool 22 48
3. Chelsea 24 47
4. M. United 22 38
5. West Ham United 23 37
6. Arsenal 21 36
7. Tottenham 20 36
8. Wolverhampton Wanderers 21 34
9. Brighton 22 30
10. Leicester City 20 26
11. Aston Villa 21 26
12. Southampton 22 25
13. Crystal Palace 22 24
14. Brentford 23 23
15. Leeds United 21 22
16. Everton 20 19
17. Norwich City 22 16
18. Newcastle 21 15
19. Watford 20 14
20. Burnley 18 12
Takımlar O P
1. Real Madrid 22 50
2. Sevilla 22 46
3. Real Betis 22 40
4. Atletico Madrid 21 36
5. Barcelona 21 35
6. Real Sociedad 21 34
7. Villarreal 22 32
8. Rayo Vallecano 21 31
9. Athletic Bilbao 22 31
10. Valencia 22 29
11. Osasuna 22 28
12. Celta Vigo 22 27
13. Espanyol 22 27
14. Granada 22 24
15. Elche 22 23
16. Getafe 22 22
17. Mallorca 21 20
18. Cadiz 22 18
19. Deportivo Alaves 22 17
20. Levante 21 11
Günün Karikatürü Tümü
banner136