Adamın bir kitabı vardı, yollar, yolculuklar üzerine. Bir yazıyı hatırladı o an, şarkıdandı hepsi, “Anka Kuşunun Külleri Kadar” demişti yazısına, içi ürperdi. Yaşamak ürpermekti. Rüzgarı düşündü adam, sabahları gün doğmadan önce esen rüzgarı, seher yelini. O da çok ürpertirdi içini. Sonuna kadar yaşamakla, sonuna kadar kaybolmakla birdi seher yeli.
Adam sabahın alacakaranlığındaki kırmızılara, rüzgara daldı. Baktı adam rüzgara, alacakaranlığa, kırmızılara, zamana, göçmen kuşlara baktı ve tuttu bunları içinde.
Göçmen kuşlar geçti gözlerinden, serin bir seher yelinde.
Kanat açtı doğanın tüm renklerine…