Sağlık Bilimleri Fakültesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü Öğretim Elemanı Arş. Gör. Buğse Durmuş’un konuşmacı olduğu seminere öğretim üyeleri ve öğrenciler katılım gösterdi. Gecikmiş dil konuşma bozukluğundan söz eden Arş. Gör. Buğse Durmuş, “Çocuklar arasında çeşitli bireysel farklılıklar gözlemliyoruz ve bu bireysel farklılıklar da dil gelişimindeki herhangi bir bozukluktan kaynaklanabiliyor. Bir çocuğun dil gelişimi tipik dil gelişimi basamaklarıyla benzer sırayla ilerlemekte ancak daha yavaş bir gelişim gösterirse biz bu durumda gecikmiş dil konuşmadan şüpheleniyoruz. Gecikmiş dil konuşma, 2 yaş civarı çocuklarda yüzde 15,3 yaş civarı çocuklarda ise yüzde 17,5 gibi yüksek bir oranda gözlemleniyor. Çocuk konuşmaya da seslere yanıt vermiyorsa, iletişim kurma girişimi azsa ya da hiç yoksa bu durum bizi şüphelendirmeli. Gecikmiş dil konuşması olan çocukların çoğu erken dönemde aldıkları etkili terapi ve aile desteğiyle birlikte akranlarının seviyesini yakalayabiliyor. Gelişim bir bütündür ve bir gelişim alanında yaşanan gecikme/bozukluk diğer alanları da olumsuz etkileyebilir. Çocukların dil becerilerinin beklenen düzeyin altında olduğu düşünülüyorsa tanı için bir Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları hekimine; tarama, değerlendirme, müdahale ve izleme süreçlerinde ise Dil ve Konuşma Terapistlerine başvurulması gerekmekte. Aileler de evde yapabilecekleriyle ilgili terapistler tarafından mutlaka bilgilendirilmeli.” diye konuştu.

Aracı olanlar dikkat: Yaz aylarında bunu yapmayanın ocağına incir ağacı dikilebilir Aracı olanlar dikkat: Yaz aylarında bunu yapmayanın ocağına incir ağacı dikilebilir

Seminer, katılımcıların sorularının cevaplanmasının ardından sona erdi.