Sonbahar Filmi Üzerine
Sonbahar, bir Özcan Alper filmi.
Film, bir asker sesiyle başlıyor. 19 Aralık 2000’deki ‘Hayata Dönüş’ operasyonunun görüntüleriyle.
Yusuf siyasi bir mahkum. 12 yıl kaldığı cezaevinden sağlık durumu nedeniyle bırakılır. Yusuf’un ciğerleri iflas etmiş ve kısa bir ömrü kalmıştır.
Yusuf cezaevinden çıkar ve memleketi Çamlıhemşin’e, Rize’ye gelir.
Annesi, oğlu Yusuf’u görünce şunları söylüyor: “Yusuf, sen misin? Yusuf, canına kurban olayım, oğul. Gerçek misin yoksa rüya mı görüyorum, oğul? Geldiğin yollarına kurban olurum, oğul.” Ona bir pijama getiriyor. “Büyüdün mü küçüldün mü bilemiyorum oğul. On yılda belki büyümüşsündür, sana olur mu bilmem. Hiç büyümemişsin oğul. Zayıf kalmışsın. Kimseye derdimi söylemek istemedim. Gittim bahçede ağladım, kapı önünde ağladım. Geldim, odanın duvarlarına baktım, hep ağladım.” Bir annenin yıllarca oğlunu bekleyişi, hüznü, yalnızlığı. İçine içine ağlayışı.
Yusuf kitapçıda bir kadını görüyor. Kadın Elka adında bir Rus ve daha sonrasında ona aşık oluyor. Elka bir hayat kadını. Rusya’da bir oğlu var, para kazanmak için Türkiye’ye geliyor.
Arkadaşı Mikhail ile kışın yaylaya çıkıyor çünkü baharı göremeyecek Yusuf. Onunla çocukluğuna, gençliğine yolculuk ediyor. Güzel anıların, çocukça sevdaların içinde geziniyor. Bir taraftan da yaklaşan ölümünü bekliyor. Yaylada, dağların içinde yalnız. Uyuyor, uyanıyor, hatırlıyor, özlüyor. Hapishanede geçen 12 yılının, uzaktaki yıllarının acısını, hüznünü hissediyor. Arıyor gençliğini, kaybettiği zamanlarını, düşlerini arıyor.
Ve sonbahar bitiyor, kış geliyor. Yaylada kar yağıyor. Yusuf tulumunu üflüyor, bırakıyor. Annesi, “bırakma Yusuf, eskiden ne güzel çalardın, yine çalsana oğul” diyor. Yusuf tulumu çalmaya başlıyor. Annesi yerinden kalkıyor, camdan bakıyor. Uzakta, karların içinde bir tabut taşınıyor. Oğlunun, Yusuf’unun tabutu…
Yusuf’un tulumunun sesi geliyor ve arkadan annesinin ona yaktığı ağıt…
Bir annenin canına, evladına yaktığı ağıt…
Daim Yusuf Orti (Benim Yusuf’um Oğlum)
Gel oğul gel.
Sana kurban olayım oğul.
Gel oğlum Yusuf’um gel.
Sonbahar geçti de, kış mı geldi oğul...
On yıl bir delikte kaldın da oğul,
Yüreğin mi çürüdü oğul,
Benim Yusuf’um oğlum.
Yüreğine kurban olayım oğul.
Gel oğlum Yusuf’um gel.
Büyük derdin vardı da oğul,
Bana söyleyemedin mi oğul,
Gel oğlum Yusuf’um gel,
Benim Yusuf’um oğlum.
Bembeyaz alnına ve uzun burnuna oğul,
Kurban olayım ben oğlum,
Gel oğlum Yusuf’um gel.
Senin için bahar olmadığını biliyordun da oğul,
O yüzden mi kışın yaylaya çıktın oğul,
Gel oğlum Yusuf’um gel,
Benim Yusuf’um oğul.