Béla Tarr, Torino Atı filmini çekmeden önce, dünyanın sonu hakkında bir film daha yapmak istediğini, ondan sonra film çekmeyi bırakacağını söyler. Artık yeni şeyler diyemez. Torino Atı, Béla Tarr’ın son filmidir.
Filmin öyküsü, Alman filozof Fiedrich Nietzsche ile ilgili bir olaydan yola çıkar. Nietzsche 1889’da Torino’da, bir atın boynuna sarılmış, ağlar halde bulunur. Bu onun zihinsel çöküşüdür, bir daha iyileşemez ve ölümüne kadar akıl hastası olarak yaşamını sürdürür. Öykü atın sürücü tarafından kırbaçlandığı ve Nietzsche’nin korurcasına ata sarıldığı haliyle kurgulanır.
“3 Ocak 1889, Torino… Friedrich Nietzsche, Via Carlo Alberto 6 numaralı evinden dışarıya gezinmek ya da mektuplarını almak için postaneye gitmek üzere çıkar. Ondan pek uzak olmayan bir mesafede, daha ziyade ondan uzaklaşır bir vaziyette faytoncunun biri, inatçı atıyla cebelleşmektedir. Tüm zorlamalarına rağmen at kıpırdamamakta direnmektedir. Bundan dolayı faytoncu Guiseppe ya da Carlo ya da Ettore’nin sabrı taşar ve kırbacıyla ata vuruverir. Nietzsche olayın intikal ettiği yere gelir ve bu da o anda öfkeden köpürmekte olan faytoncunun sebep olduğu bu gaddarca harekete bir nokta koyar. Sağlam yapılı ve bıyıklı Nietzsche aniden faytonun üzerine atlar ve kolunu ağlar bir vaziyette atın boynuna dolar. Komşusu onu evine görür o da iki gün boyunca divanın üzerinde o bağlayıcı son sözlerini fısıldayana kadar sessiz bir şekilde kımıldamadan yatar: ‘Anne, tam bir aptalım‘ diyerek uysal ve bunamış bir vaziyette, annesinin ve kız kardeşlerinin yardımıyla on bir yıl daha yaşar. Ata gelirsek, bildiğimiz bir şey yok.”
Filmin anlatısı altı parçaya bölünür ve bunlar altı güne yayılır. Öykünün altı gün sürmesi, Tanrı’nın dünyayı altı günde yaratmasına bir atıftır. Yaratılışın başlangıç cümlesi “ışık olsun”dur. Önce karanlık ile aydınlık ayrılır, ışık yaratılır. Filmde ise en son ışık yok olur. Ateş söner. Her şeyin kendinden çıktığı karanlığa, başlangıç noktasına dönülür. Bu bir anlamda yaşamı ve ölümü çağrıştırır.
Filmde meydana gelen olaylar iki kişinin, arabacıyla kızının, sıradan, günlük ve basit eylemleridir. Film boyunca yinelen olaylar gösterilir; pencereden dışarı bakma, patates yeme, kızın babanın giysilerini değiştirmesi gibi. Sürekli olarak dışarıda güçlü ve aralıksız bir rüzgar eser. At zamanla arabayı çekemez duruma gelir çünkü yemeyi, içmeyi bırakır. Baba ve kızı, atın ölümü, rüzgarın gücü, suyun ve ateşin kayboluşu karşısında çaresiz kalır. Kaçmayı denerler fakat umutsuzluğa kapılarak eve dönmek zorunda kalırlar.
Film baba ve kızının neredeyse hiç terk etmediği, katı sınırları olan dar bir uzamda geçer. Karakterler bir evde kapana kısılmış bir halde yaşar. Tarr’ın filmlerinin temel teması kapana kısılmadır. Filmlerinde dışına çıkılamayan durumlar vardır. Torino Atı’nda ise bu fiziksel çevredir, hava durumudur. Filmde sürekli olarak esen rüzgar, karakterleri çaresiz bırakır. Bu durumda baba ve kız her gün aynı şeyleri yaparlar ve sonlarını beklerler.Kamara uzun çekimlerle bu sefil varoluşu gösterir. Baba ve kızı at üzerinden geçimini sağlar ve yaşar. At hareket etmeyince kaynakları tükenmeye başlar. Her gün bir önceki günün aynısıdır ve karanlığa, yok oluşa doğru gider. Tarr bu durumu aktarmak için anlatıyı yavaşlatır ve gündelik hayatın tekrarlarını sürekli olarak gösterir.
Uzun çekimler, yinelenen müzikler, rüzgarın sürekli esmesi ile tekrarları, kapana kısılmışlığı ve çaresizliği hissettirir. Bu arada filmin müzikleri Mihaly Vig’e aittir. Vig’in müziği, Tarr filmlerinin adeta bir parçasıdır. Torino Atı filminde görüntülere sürekli bir müzik eşliği vardır. Müzik sürekli olarak yinelenir. Yinelenen müzik ile rüzgarın sürekli uğultusu, her gün yapılan aynı şeyler birbirini takip eder. Bu duruma uygun renkler, imgeler, hareketler, bakışlar kullanılır. Müzik, sıkıntılı, kapalı bir atmosferi yaratacak şekilde imgelerle birlikte kullanılır. Müzik de hayat gibi sürekli aynı şekilde tekrarlanır.
Tarr’ın filmleri son umudun da kaybolmasını anlatır. Her durumda düzen daha güçlü olduğunu kanıtlar. İnsan kaybolur gider. Filmde ateş söner, ışık, umut kaybolur.
Tarr, Torino Atı’nda var oluşun 6 gününü, yok oluşun 6 gününe dönüştürür.