Ayvalık ve Alaçatı notları ve altın değerinde tavsiyeler...

Gazeteci Nail Azbay, "Ayvalık ve Alaçatı notları" başlıklı bir yazı kaleme aldı. İşte o yazı...

Abone Ol

Bugün siyaset ya da gündemden bahsetmeyeceğim.

Hatta bugün Afyon’dan söz etmeyeceğim. 

Konular birikti ama onları sonraki günlere bırakıyorum.

Bugün sizleri önce Ayvalık’a sonra Alaçatı’ya götüreceğim. 

Ege’nin bunaltıcı ama bir o kadar da deniziyle büyüleyici kıyılarına gidelim bugün. 

Geçtiğimiz hafta sonu Balıkesir Ayvalık ile İzmir Alaçatı’daydım.

Seçim süreciydi, canlı yayınlardı, özel röportajlardı yoğun bir çalışma sürecinden sonra bir düğün bahanesi ile kendimizi Ege kıyılarına attık. 

İlk durağımız Ayvalık.

En son lise öğrencisi iken gelmiştim buraya. 

Bu defa eşimle birlikte kapısını çaldık Ayvalık’ın… 

Kitabın ortasından konuşmak gerekirse Ayvalık bize çok iyi geldi. 

Zeytinyağlı mutfağı, muhallebisi, ızgarada balığı, rokalı salatası ile Ayvalık damağımıza, midemize, bedenimize çok iyi geldi. 

Araç girmeyen sokaklarında devam eden yaşam ve ticaretiyle, eşsiz mimarisi ile, mavi ve yeşil tonlarıyla güneşi bağrına basarak akşamı önümüze seren Ayvalık ruhumuza çok iyi geldi. 

Ayvalık’ta turizm beldesi olmasına rağmen bozulmayan bir maya var.

İnsanlar samimi.

Sizi “yolunacak bir kaz” gibi görmüyorlar.

Burada diğer turizm beldelerindeki gibi abartılı pahalılık yok.

Bence herkes hakkını ve emeğinin karşılığını alıyor. 

Birde en önemlisi sığınmacı ve kaçak hiç yok.

Ya da benim karşıma hiç çıkmadı. 

Uzun zamandır bu memlekette sığınmacı ve kaçak görmediğim ender yerler arasında oldu Ayvalık.

Ne yalan söyleyeyim bu bile bana çok iyi geldi. 

Ensar diyenler muhacir diyenler çıkacak şimdi. 

Tartışmaya girmeyeceğim.

Bugün bana iyi gelen anları paylaşacağım. 

Onları kendi ülkemde görmemek bana iyi geldi. 

KAHVALTININ OLMAZSA OLMAZI MİNTA BAHÇE

Ayvalık’a gidecekler için bir rota çizelim. 

Sabah kahvaltısı için Minta Bahçe’ye gidin. 

İki katlı bir evin üst katında yaşayan hanımlar bahçesinde sizi ağırlıyorlar. 

Bir evin mutfağından geçip bahçeye ulaşıyorsunuz. 

Burayı Mehtap ve Merih kardeşler işletiyor.

Siz bahçeyi keşfederken bu hanımlar kendi yaşadıkları evin alt katındaki mutfağında size bir anne gibi birbirinden lezzetli reçellerin, peynirlerin, zeytinlerin olduğu bir kahvaltı hazırlıyor. 

Buraya mutlaka kahvaltı için uğrayın. 

Öğlen itibariyle zeytin yağlı ürünleri ile hizmet verdiklerini anlattılar. 

Ama o lezzetleri keşfedecek zamanımız olmadı. 

**

MACARON MUHALLEBİCİSİ’NDE BADEMLİ MUHALLEBİ YİYİN

Tarihi sokaklarda yer alan Macaron Muhallebicisi’ne uğrayın.

Kendinize bir bademli muhallebi söyleyin.

Yanına limonata olursa harika olacaktır. 

Bu arada “Macaron” yazıldığı gibi okunuyor.

Ayvalık’ın en gözde mahallesi burası. 

Kelime marjoram’dan geliyor. 

Türkçesi mercan köşk… 

Bu bölgede kapı önlerinde avlularında yetiştirilen mercanköşk bölgeye de adını vermiş.

Bu bilgiyi de sizlerle paylaştıktan sonra gelelim akşam tavsiyemize…

**

AYVALIK DENİZ YILDIZI RESTAURANT’TA BALIK YİYİN

Akşam balık seviyorsanız mutlaka Ayvalık Deniz Yıldızı Restaurant’a gidin.

Balıkları, mezeleri, salataları ile ilgi ve alakaları ile güzel bir mekan.

Deniz kenarında kendinize güzel bir balık söyleyin.

Dalgalar kıyıları döverken, güneş ufuktan batarken, gökyüzü kızıl elbisesini giyerken, Ege’den gelen bir rüzgar sizi selamlarken siz de güzel bir anı biriktirmenin keyfine varın. 

Ayvalık’ta bir gün geçirecekler için bunlar yeterli. 

İzmir Alaçatı’na geçelim.

Burada da kitabın ortasından konuşacağım. 

“Ben sakinlik arıyorum, dinlenmek istiyorum” diyorsanız Alaçatı orası değil.

Kendinize başka bir yer bulun. 

Alaçatı’nın keyifli cadde ve sokaklarında kalabalıktan yürümeniz neredeyse imkansız. 

İnsanlar özellikle akşam saatlerinde yarım atılan adımlarla ilerlemeye çalışıyor. 

Benim gibi kalabalıkları sevmeyen biri için hiç iyi bir durum değil bu. 

Gece hayatı ile öne plana çıkıyor Alaçatı… 

Gece uyuduğunuz daha doğrusu uyumaya çalıştığınız yerde az ötelerdeki gece kulüplerinden yükselen konser sesi uykunuzu firar ettirebilir.

Alaçatı sokaklarında yürürken iri yarı cüsseli koruma ordusu hızlı adımlarla üzerinize doğru geliyorsa bilin ki o cüsseli adamların ortasında bir sanatçı bir gece mekanına ilerliyordur. 

Bizim Afyon’da siyasilerin etrafında gördüğümüz korumalar orada tam tersi sanatçıların etrafında kendisini gösteriyor. 

Biz böyle bir kalabalık arasında Özcan Deniz ile karşılaştık.

Alaçatı, Ayvalık’a göre daha pahalı mekanların olduğu bir adres. 

İnternette bazı yazarların tavsiyesi ile gittiğimiz Nevi Cafe adlı mekanda kendimize balık söyleyelim dedik. 

Mekan tam denizin kıyısında…

Orada görevli olduğu anlaşılan hanımefendiden deniz kenarından bir yer istedik. 

Tamamı boş olan masalardan bir tanesini bile sadece 30 dakikalığına olsun yemek yememize müsaade edemeyeceğini ifade etti soğuk bir üslupla…

Hepsi rezerve edilmiş…

Aslında bu üslup karşısında çekip gitmeliydik ama ısrar ettik kenarda bir yere denizi gören bir köşeye oturduk. 

Ayvalık’ta yediğimiz balığın aynısını söyledik.

Aynı balığın yarısının yarısı önümüze konuldu. 

Salata benzeri bir şey getirdiler. 

İki dilim ekmek, iki bardak su ve yarım balığa Ayvalık’ta ödediğimiz rakamın iki katından biraz daha fazla ödeme yaptık.

Ekmek ve iki bardak su için bile ayrı ödeme kalemi açılmış burada.

Sizin anlayacağınız turizm kılıfı ile vatandaşın üzerinde nasıl tepiniriz moduna geçilmiş. 

Bu arada yemeğimiz bittiğinde rezervasyonlu gerekçesi ile oturtulmadığımız masalar hala boştu. 

MÜZEYYEN HANIM KONAĞI'NDA KONAKLIYIN

Alaçatı’da en keyif aldığım yer ise kaldığım otel oldu.

Otel değil de sanki kendi evimde kalıyor gibi hissettim.

Müzeyyen Hanım Konağı’ndan bahsediyorum. 

Nasibimize bir hafta önce açılan bu otelde kalmak düştü. 

Bizimle Gözde Hanım ilgilendi.

Akşam çayından sabah kahvaltısına kadar her anımızda inanılmaz bir ilgi ve alaka ile karşılaştık. 

Gözde Hanım’a gönülden teşekkür ediyoruz. 

Sabah kahvaltı sonrasında otelin sahibi Şebnem Hanım ile tanıştık.

Annesi Müzeyyen Hanım’dan kalmış şu anda otelin bulunduğu arsa…

3 yıl önce annesi vefat etmiş. 

Kendisi aslında biyoloji öğretmeni.

Annesinden kalan arsayı nasıl yaşatabilirim diyerek annesinin adını verdiği bir otel inşa ettirmiş. 

“Evimize gelen misafir gibi ağırlamak istiyoruz müşterimizi” diyor Şebnem Hanım.

Bu sözün gerçekten hakkını verdiler. 

Teşekkür ediyoruz. 

Alaçatı’da karşılaştığımız en samimi ve bize en iyi gelen adres oldu. 

Yolunuz düşerse güvenle kalabileceğiniz bir yer…