Aladağ, "Ekonominin en temel kurallarından biri şudur: Faiz oranları, piyasanın gelecekte beklediği enflasyona göre şekillenir. Eğer gerçekten yüzde 29'luk bir enflasyon beklentisi olsaydı, devlet daha düşük maliyetlerle borçlanabilirdi. Bugün oluşan faiz tablosu, piyasaların açıklanan enflasyon hedeflerine güven duymadığını açıkça göstermektedir" ifadelerini kullandı.
"Vatandaş Haftayı Nasıl Çıkaracağını Düşünüyor"
Vatandaşın yaşadığı gerçek enflasyonun açıklanan rakamların çok üzerinde olduğunu vurgulayan Aladağ, "Pazarda, markette, kiralarda, elektrik faturalarında ve temel tüketim ürünlerinde yaşanan fiyat artışları, dar gelirli vatandaşın alım gücünü her geçen gün daha fazla eritmektedir. İnsanlarımız artık ay sonunu değil, haftayı nasıl çıkaracağını düşünmektedir" dedi.
"Vergiler Faize Aktarılıyor"
Milletin ödediği vergilerin önemli bir bölümünün üretime, yatırıma, çiftçiye ve esnafa değil, artan faiz giderlerine aktarıldığını belirten Aladağ, "Vatandaşın alın teriyle ödediği vergiler; fabrikaya, tarlaya, istihdama ve kalkınmaya değil, faiz yükünün finansmanına gitmektedir. Bugün çiftçi mazot ve gübre maliyetleri altında ezilirken, esnaf krediye ulaşmakta zorlanırken, emekli ve asgari ücretli temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale gelirken, yüksek faiz politikası toplumun tüm kesimlerinin sırtındaki yükü artırmaktadır" diye konuştu.
"Türkiye'nin İhtiyacı Yüksek Faiz Değil, Güçlü Üretimdir"
Aladağ, "Bizler; üretimi önceleyen, emeği koruyan, vergileri faize değil yatırıma yönlendiren bir ekonomik anlayışın savunucusuyuz. Türkiye'nin ihtiyacı yüksek faiz değil; güçlü üretim, adil gelir dağılımı ve vatandaşın refahını esas alan bir ekonomi modelidir" ifadeleriyle açıklamasını tamamladı.