“Hayal gücünüz bilgiden daha değerlidir” A. Einstein
Bu haftadan itibaren 3 haftalık bir yazı dizimize başlıyoruz. Konumuz aile şirketleri ya da işletmeleri olacak. Özellikle son günlerde birçok şirketten konu ile ilgili mesajlar alıyoruz ya da konu bir şekilde kurumsallaşma, çatışma veya sürdürülebilirliğe geliyor. Bunun temel nedeni, Türkiye’de ve dünyadaki işletmelerin % 90’ından fazlasının aile şirketleri tarafından yönetiliyor olması. Tabi ki biz burada her şeyi bildiğimizi söyleyemeyiz ama belki de işletme sahiplerimiz için ışık olabiliriz diye düşünüyorum. Ülkemizde aile şirketlerinin ömrü, birçok araştırmada ortalama 34 yıl olarak hesaplanmış, halbuki Avrupa ülkelerinde bu süreler çok daha uzun, dolayısıyla aile şirketlerimizin sürdürülebilirlik konusunda önemli bir yol haritasına sahip olmaları gerektiğini vurgulayabiliriz. Bilindiği gibi aile şirketlerimiz kurucu aile tarafından hisselerinin çoğunluğunu tutmakta; halka açılan şirketlerde ise ailenin sahiplik payı % 25’lere kadar gerileyebilmektedir.
Türkiye’de olduğu gibi Afyonkarahisar ilimizde de birçok güçlü aile şirketlerimiz var. Bu şirketlerimizin hemen hemen hepsi çatışma, aile anayasası, iç denetim, şeffaflık ve raporlama gibi birçok konuda bilgi sahibidir ya da araştırıyordur. Bu araştırmaların temel odağı zamanla birlikte gelişen aile içi çatışma ortamı olmaktadır. Bunun yanında şirketlerimizde bazen bölünmeler ya da ayrılıklar yaşansa da markalarının yaşadığını görüyoruz. Şirketlerin sahip oldukları ve geçmişleriyle bağlarını yansıtan markalarından kopmaları elbette kolay olmuyor. Ancak yasal hakların geliştiği ve pazarlanma konusunda devrimlerin yaşandığı günümüzde farklılıklara ve yeniliklere çok ihtiyaç duyuyoruz. Bunun yanında şirketsel sorunlara bakış açısının da değişmesi gerektiğini düşünüyorum. Nasıl hastalandığımızda doktora gidiyorsak, şirketlerimizin de kendi şirket doktorları olmalı; belli aralıklarla işlerini, planlarını, markalarını, stratejilerini ve finansal raporlarını incelettiği, değerlendirttiği ve yorumlattığı … Etrafınıza bir bakın, zaman çok hızlı bir değişim ve gelişim gösteriyor. Rekabet eskisinden çok daha acımasız bir yapıya bürünüyor. Bu durum şirketlerin dışardan bağımsız bir bakışa olan ihtiyaçlarını artırıyor. Özellikle halka açık şirketlerde bağımsız yönetim kurulu üyeliği diye yapılanma var. Ancak böyle bir sistemsel dönüşüm için birçok işletmenin halka açık olmayı beklemesine de gerek yok bence ya da kendi şirket doktorlarını bir an önce bulmaları gerekiyor. Aile şirketlerimizde dışardan bir göze ihtiyacı artıran temel faktör aslında kuşak çatışmasıdır. Şöyle ki aile şirketlerimizdeki veliahtlar, bazen bilmediklerini bilmeleri için genel kabul gösterebilecekleri dış danışmanlarla iletişim halinde olmaları gerekiyor. Bu iletişimlerde aile büyüklerinin söylediği ama veliahtların duymadığı gerçekler çok daha açık bir biçimde ifade edilebilir. Böylelikle aile içi çatışmada bir nebze de olsa çözülmüş olacaktır. Son bir haftadır dünyadaki gelişmelere bakarsanız söylediklerimiz ekseninde dönen gerçekleri yakalayabilirsiniz. Örneğin 2025 yılı Nobel Ekonomi ödülü bu yıl, Joel Mokyr, Philippe Aghion ve Peter Howitt isimli akademisyenler arasında “İnsanlık tarihinin bütününde aslında çok kısa sayılabilecek son 200 yılda öncekinden benzersiz bir ivmeyle yaşanan ekonomik gelişmenin, inovasyon kaynaklı “olduğu vurgulanarak açıklandı. Buradaki açıklama bile yenilik odaklı ve ekonomiyle bütünleşen bir yapıya atıf yapmaktaydı. Zaten ödüle layık görülen "yaratıcı yıkım yoluyla sürdürülebilir büyüme teorisine" ilişkin çalışmaları, yeni teknolojinin sürdürülebilir büyümeyi nasıl etkileyebileceğini ortaya koydu ve yeniliklerin daha fazla ilerleme için nasıl itici güç sağladığını açıkladı. Dolayısıyla değişen ve gelişen dünyamızda aile şirketlerimiz piyasalardaki değişimleri görmeli ve örgütsel yapılarını bir an önce dönüştürmelidirler.
Önümüzdeki haftadan itibaren yazacağımız bu yazı dizimizde üç ana başlığa odaklanmaya çalışacağız. Bunlardan birincisi aile şirketlerinin dinamikleri, ikincisi aile şirketlerinin kurumsallaşması ve son olarak da aile şirketlerinin yönetimi olacak. Neyse haftaya aşağıdaki başlıklardan ilkini tartışmak üzere şimdilik ara veriyoruz…