Afyon’u Sarsan Skandalın Adı: Liyakatsizlik Reçetesi!

Gazeteci Nail Azbay, "Afyon’u Sarsan Skandalın Adı: Liyakatsizlik Reçetesi!" başlıklı yazı kaleme aldı. İşte o yazı...

Abone Ol

Afyonkarahisar Devlet Hastanesi’nde geçtiğimiz hafta “uyuşturucu ve tefecilik” operasyonu yapıldı.
Operasyonda 18 kişi “uyuşturucu madde kullanmak ve ticaretini yapmak”, 30 kişi ise “tefecilik” suçlamasıyla gözaltına alındı.
Operasyonun göbeğinde tıbbi sekreter A.D. bulunuyor.
Bu kişi, 2018 yılında AK Parti’den milletvekili adayı olan Doktor R.Ö.’nün yanında çalışıyor.
A.D. adlı kişi, mahkemedeki ifadesinde doktor beyin bilgisi ve rızası dahilinde reçete yazdığını itiraf ediyor.
Sonra da şöyle diyor: “Dolandırıcılık konusunda pişmanım, 85 bin TL’lik kamu zararını ödemek isterim.”
A.D. ile birlikte 10 kişi tutuklandı, doktor serbest kaldı.
Avukat arkadaşlarımla görüştüm.
"Bu suçun yatarı yok, yakında hepsi çıkar," diyorlar.
Bu kadar basit anlayacağınız.
Sen devletin hastanesine girip çalışacaksın, burada insanlara uyuşturucu satacaksın, tefecilik yapacaksın, yani kamu malına el uzatacaksın, zarar vereceksin, sonra biraz yatıp çıkacaksın.

Şimdi burada altını çizmek istediğim konu şu…
Hırsızın partisi olmaz.
Hırsız hırsızdır.
Antalya’da baklava kutusu ile rüşvet alan CHP’li de hırsızdır, Afyon’da AK Partili “dayılarına” sığınarak hastanede uyuşturucu satan, tefecilik yapan da hırsızdır, ahlaksızdır…
Bulunduğu makamı istismar eden herkes alçaktır!

SORUNUN ASIL SEBEBİ NE?

Peki bu sorunun asıl sebebi ne?
Sorunun perde arkasında ne var?
Bu sorunun çok basit bir yanıtı var: Liyakat…
Ve bu olay bize şu gerçeği bir kez daha hatırlattı:
Liyakatsiz atanan herkes gidip önce kendisini o göreve atayanı vuruyor!
İktidar olmuş, muhalefet olmuş fark etmiyor.
Her liyakatsiz atama, adaleti dar ağacında sallandırıyor.
Adalet ise ölürken yalnız gitmiyor; onun ölümünü sessizce izleyen herkesi er ya da geç peşinden sürüklüyor!
Bulunduğu makama hak etmeden ulaşanlar, bulundukları görevle en ufak bir alakası, tecrübesi olmamasına rağmen gönül rahatlığıyla o makamları kendilerine hak görüyor.
Ve ilk işleri, makamlarının onlara verdiği güçle liyakatli olanlara savaş açmak oluyor.
Belki o an kazanıyorlar.
Daha doğrusu “kazandım” sanıyorlar.
Günün sonunda önce kendilerini, sonra da kendilerini oraya atayanların kalelerini yıkarak yok olup gidiyorlar!
Bunu bir başkası değil, bizzat kendi elleriyle yapıyorlar.
Bunu ben demiyorum.
Yüce Allah Haşr Suresi’nde buyuruyor:
“Onlar, kalelerinin kendilerini Allah’a karşı koruyacağını sanmışlardı. Fakat Allah’ın azabı onlara hiç hesaba katmadıkları yerden geliverdi ve yüreklerine o müthiş korkuyu düşürdü. Öyle ki evlerini hem kendi elleriyle hem de mü’minlerin elleriyle yıkıyorlardı. Ey akıl sahipleri! Düşünün de bundan ibret alın!”
Allah’ın dünyasında Allah’ın dediği olur!
Bu hep böyle olmuştur, yine böyle olacaktır.
Allah bizlere ibret alan, liyakati ve adaleti esas alan idareciler nasip etsin.