Afyon’a Böyle Öğretmen ve Öğrenciler Lazım

Gazeteci Nail Azbay, "Afyon’a Böyle Öğretmen ve Öğrenciler Lazım" başlıklı bir yazı kaleme aldı. İşte o yazı...

Abone Ol

Pandemi sürecinde çocuklara yönelik bir kitap kaleme almıştım.
Kitabın adı Meraklı Melahat’ın Kocatepe Yolculuğu
İsminden de anlaşılacağı üzere, Büyük Taarruz’u çocukların dünyasına inerek anlatan bir kitap olmuştu.
Başak Nakilcioğlu da bu kitabı baştan sona resimleyerek kitabın içeriğine büyük katkı sundu.

Kitabı okuyan bir çocuk, zamanda yolculuk yaparak 1922 yılına gidiyor; Mustafa Kemal Paşa ile tanışıyor, Kara Fatma’ya merhaba diyor, İsmail Şükrü Çelikalay’ı görüyor, Bayatlı Yarbay Arif Bey’in hikayesine tanık oluyor ve Yunan generali Trikopis’i esir alan Afyonlu Ahmet Çavuş’u tanıma fırsatı buluyordu.

Pandemi sonrasında işlerimizin yoğunluğu nedeniyle bu kitabı çok fazla çocuğa ulaştıramamıştım. Geçtiğimiz aylarda Eğitim İş Sendikası’nın Şube Başkanı Cengiz Öztürk ziyaretime geldi. Kendisine kitaptan bahsettim. Öğretmenlerine bu kitabı dağıtabileceğini söyledi ve elimde kalan tüm kitapları kendisine teslim ettim.

Kitapla İlgili Gelen Mesaj

Bu sürecin üzerinden bir ay geçti. Geçtiğimiz günlerde Afyon Postası’nın iletişim kutusuna bir mesaj aldık. Feray Şentürk Uğur isimli bir kişi, “Meraklı Melahat’ın Kocatepe Yolculuğu kitabı üzerine Nail Azbay ile görüşmek istiyorum,” diye mesaj bırakmış. Mesajı gece yarısı fark ettim. “Acaba bir yerde hata mı yaptım?” düşüncesi ile ertesi gün aradım.

“Aramanızı beklemiyordum,” dedi ve biraz şaşırdı. Sonra kendisini tanıttı; Şehit Ayhan Sarıçiçek İlkokulu’nda sınıf öğretmeni olduğunu söyledi. Öğrencilerinin kitabı çok sevdiğini ve satır satır okuduklarını belirtti. Hatta bir öğrencisinin, “Yaşadığım şehrin bu kadar önemli olduğunu bilmiyordum” dediğini aktardı.  “Sizinle tanışmak istiyorlar, gelir misiniz?” diye ekledi. Açıkçası bu sözler üzerine çok heyecanlandım. “Memnuniyetle,” dedim. 

Kitabı resimleyen ressam Başak Nakilcioğlu, eşim Esma Hanım ve kameraman arkadaşımız Yunus Üstündağ ile okula gittik. Kitap üzerine söyleşi yapıp çocuklarla tanışacaktık. Açıkçası mesleğimizin getirdiği yoğun gündemden biraz sıyrılıp çocuklarla tanışmanın bize iyi geleceğini düşünerek bu okulun yolunu tuttuk.

Fevzi Çakmak Mahallesi’nde, Şuhut Kavşağı’nda, Bayraktepe Ortaokulu’nun hemen yanında bulunan ve hayatımda ilk kez gördüğüm bu okula vardığımızda, Feray Hanım ve Okul Müdürü Onur Şahin bizi kapıda karşıladı. Hemen bizi bekleyen öğrencilerin yanına geçtik.

Öğrencilerden Gelen Terleten Sorular

Açıkçası bu ana kadar gidip kitabı anlatır, birkaç soruya yanıt verir, fotoğraf çektirir döneriz diye düşünüyordum. Ancak iş öyle olmadı. Karşımda kitabı satır satır okumuş, içselleştirmiş ve kendi iradeleriyle sorular hazırlamış çocuklar vardı. İnanılmaz sorularla karşılaştım.

Tarafıma yöneltilen bazı sorular şöyleydi:

  • “Afyon neresi deseler, ‘Dünyayı yenenlerin yenildiği yerdir,’ derdim. Siz ne derdiniz?”
  • “Afyon’da Albay Reşat Çiğiltepe’ye yeterli önem veriliyor mu?”
  • “Günümüzde kadınlara yeterli önem veriliyor mu?”
  • “Kocatepe’ye düzenlenen Zafer Yürüyüşü’ne katıldınız mı? Bu yürüyüşe Afyon halkı yeterli ilgi gösteriyor mu?”
  • “Biz çocuklardan büyüyünce neler bekliyorsunuz?”
  • “Bu kitaba neden Medine Kaptan’ı eklemediniz?”
  • “Öğretmenimizle Zafer Müzesi’ne gittik. Orada Atatürk’ün bir balmumu heykelini göremedik. Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?”

Öğretmenin Sınıfa Aşıladığı Şey: Her Şeye İnanma, Merak Et, Sorgula...

Her ayağa kalkan öğrenci, önce kitapta kendisini en çok etkileyen bölümü okuyor, sonra sorusunu soruyordu. Uzun süredir bu kadar zorlandığımı hatırlamıyorum. Gidip yarım saat konuşuruz diye düşünürken, her öğrenci söylediklerimden yeni sorular üretiyor ve yeniden parmak kaldırıyordu.

O esnada Feray Hanım araya girdi ve “Nail Bey, biz sorulara hiç müdahale etmedik, tamamen öğrencilerin kendi soruları bunlar… Ben öğrencilerime hep şunu söylerim: ‘Size -ben dahil- kim ne söylerse söylesin, hemen inanmayacaksınız. Önce araştıracaksınız, sonra inanacaksınız,’” dedi. Olay anlaşılmıştı.

Dünya Matematik Şampiyonu Bu Sınıfta...

Feray Hanım, öğrencilerine inanılmaz bir sorgulama ve merak duygusu aşılamış. Bu merak sınıfa başarı getirmeye başlamış bile. Öyle ki sınıfta, Matematik Yarışması Dünya Şampiyonası’nda 3 binden fazla kişiyi geride bırakarak “Dünya Şampiyonu” olan Hamza Kerem Baysal bulunuyordu. Hamza Kerem’in iki yıl önce haberini yapıp yayınlamışız.

Söyleşi sonrasında yanıma geldi Hamza… Kitabını imzalattı ve şöyle dedi, “Beni meşhur ettiğiniz için teşekkür ederim.” Şu sözün güzelliğine bakar mısınız? Uzun zamandır bu kadar keyif aldığım bir gün olmamıştı. Hamza’nın bu sözü bile bana “iyi ki bu mesleği yapıyorum” dedirtti. 

Okulda Gördüklerim ve Hissettiklerim

Bu okulda şunu gördüm: Bugün pek çok kolejde bile olmayan, kendisini öğrencilerine adamış bir öğretmen var. Feray Hanım… 

Öğrencileriyle bütünleşmiş; hayatta kendilerine söylenen ya da anlatılan her şeye inanmayıp merak eden, sorgulayan, araştıran, korkmadan konuşan, soru soran, gelecek için umutlandıran bir nesil yetişiyor.

Şehrin bir ucundaki bu devlet okulunda gördüğüm manzara beni gerçekten etkiledi. İyi ki varsınız, Feray Şentürk Uğur… 

İyi ki varsınız, böyle bir öğretmene sahip çıkan Okul Müdürü Onur Şahin… 

İyi ki varsınız, sevgili çocuklar… 

Ve iyi ki sizleri tanımışım.

Not: Bu söyleşinin Afyon Postası’nda haber olmasının ardından şehir içi ve şehir dışından pek çok öğretmen kitabı öğrencileri için temin etmek istediğini ancak internette bulamadığını söyleyen mesajlar gönderdi. Şu anda tüm kitaplarımızı dağıttık, elimizde talebi karşılayacak yeterli sayıda kitap bulunmuyor.   Bu taleplerden sonra kitabın yeni baskını yapmaya karar verdik. Bugün itibariyle yeni yayın evi arayışımız başlayacak. Süreçten haberdar edeceğim. 

Söyleşiden kısa bir video...